41 Takipçi | 46 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Eğitim

Kitap

Diğer İçeriklerim (274)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (41)
08 01 2013

ASLI ÖNGÖREN BABASININ OYUNUNU YÖNETİYOR

ASLI ÖNGÖREN BABASININ OYUNUNU YÖNETİYOR |  görsel 1

   Zengin Mutfağı kimleri besler! ASLI ÖNGÖREN BABASININ OYUNUNU YÖNETİYOR Sevda Aydın Usta tiyatro yazarı Vasıf Öngören’in 1977’de yazdığı ‘Zengin Mutfağı’ bu yıl İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahneleniyor. ‘Zengin Mutfağı’nı Vasıf Öngören’in tiyatrocu kızı Aslı Öngören yönetiyor. 26 Aralık’ta ilk gösterimini yapan oyun, ikinci gösteriminde saldırıya uğramıştı. İzleyiciler arasından iki kadının “kurt” işaretleri yaparak sahneye küfürler yağdırmasına oyuncular ve izleyicilerden tepkiler yağmıştı. Vasıf Öngören’in ‘Zengin Mutfağı’ Türk siyasi tarihinin en önemli olaylarından birini, 15–16 Haziran 1970 işçi eylemlerini fon alıyor. İş yasalarında yapılacak olan kimi değişikliklere karşı çıkan DİSK eylem kararı almış ve işçiler iş bırakarak taleplerini dile getirmek adına yürüyüş düzenlemişlerdi. Dönemin koşullarında işçi muhalefetini durdurmak adına sıkıyönetim ilan edilmişti. Oyun bu siyasi atmosferi anlatırken diğer taraftan da Selim karakteri üzerinden Türkiye’de birçok kesimin artık kabul ettiği kontrgerilla örgütlenmesini de gösteriyor. İlk kez 1977’de sahnelenen ‘Zengin Mutfağı’nı bu yıl Aslı Öngören yönetiyor. Aslı Öngören ile oyuna dair söyleştik... FAŞİZM YOK OLMAYAN BİR TEHLİKEDİR Vasıf Öngören, ‘Zengin Mutfağı’nı 1977’de sahnelemişti. Oyun o yıllardan bugüne bir çok yönetmen ve oyuncu tarafından ele alındı, filme çevrildi. Hala güncel olabilmesinin nedeni sizce nedir? 12 Mart dönemi ve onun öncesindeki 15-16 Haziran işçi eylemleri bu oyunun ekseni oluşturuyor. Türkiye’deki ... Devamı

08 01 2013

2012 Yılında Roman Ödülleri Ve Kazananları

2012 ÖDÜLLER /******************************************************************   http://www.edebiyathaber.net/category/odul/      PEN Öykü Ödülü Erbil’e   PEN Öykü Ödülü bu yıl, yazar Leyla Erbil’e verildi. PEN Türkiye Merkezi yaptığı yazılı açıklamada “edebiyat alanındaki eserleri ve laik ve demokratik bir Türkiye yönündeki mücadelesi için bir şükran ifadesi olarak Leyla Erbil’e verildiğini duyurdu. Bu yıl Dünya Öykü Günü bildirisini Leyla Erbil kaleme alacak. Ödül Töreni ise 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nde 19.00–20.30 İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde yapılacak. (KÜLTÜR SERVİSİ) Evrensel.net       58. Sait Faik Hikaye Armağanı, Yalçın Tosun’un 58. Sait Faik Hikaye Armağanı Yalçın Tosun'un 'Peruk Gibi Hüzünlü' kitabına verildi. Türkiye edebiyatının en uzun soluklu ödülü olma özelliğini taşıyan Sait Faik Hikaye Armağanı’nın 58.’sine toplam 41 öykü başvurdu. Öyküler, Doğan Hızlan, Murat Gülsoy, Prof. Dr. Jale Parla, Metin Celal, Hilmi Yavuz, Nursel Duruel ve Beşir Özmen’den oluşan jüri tarafından değerlendirildi.   58. Sait Faik Hikaye Armağanı’nın yeni sahibi ise yazarın ölüm yıldönümü olan 11 Mayıs Cuma Günü İş Kuleleri, Kule 1’in 41. Katında yapılacak törenle açıklanacak ve ödülünü usta yazar Yaşar Kemal’in elinden alacak. 1977 Ankara doğumlu Yalçın Tosun, İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Öyküleri Adam Öykü, Not... Devamı

04 03 2012

KAR / ORHAN PAMUK / KİTAP ÖZETİ

  KAR (ORHAN PAMUK) KİTAP ÖZETİ   ROMANIN KONUSU Romanda, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumlardan en sorunlusu olmaya meyilli olan “İrtica ve Başörtüsü” konusunun örneklendirerek açıklanması, ülkemizin içinde bulunduğu büyük sorun ve örümcek kafalı kişilerin nasıl masum ve saf Türk halkını kandırdığını ve kendilerine tapınılacak duruma getirdiklerini anlatmaktadır. Bir diğer açıdan ülkemizin nasıl bu durumdan aciz kaldığı bazı konuları verse de, bu konularda duyarlı olduğunu, görevli kişlerin konulara dikkat ve titizlikle yaklaştığını, ancak bazı insanlarımızın burada sömürüldüğünü ana tema olarak işlenmiştir. ROMAN ÖZETİ: Romanda yazar, çok sevdiği arkadaşının anılarını anlattığını kitabın içinde değişik yerlerde vurgulamaktadır. Kitaptaki yazılar tamamen otlarındaki şeyleri anlatılmıştan ibaret olsa da bazı yerlerde kısaltlmalar ve birilerini veya biryerleri rahatsız edeceği kuşkusuyla zorunlu olarak kesintiler yapılmıştır. Olaylar tamamen yurdumuzun doğu kesminin Kars ilinde geçmektedir. Bir gazetede köşe yazarlığı yapan ve ünlü bir şair olan Kerim Alakuşoğlu (kitabın bütününde ondan “Ka” olarak bahsediliyor) Almanya’nın Frankfurt şehrinde geçirdiği onca senelerden sonra Türkiye’ye dönme kararı verir ve geldiği ayların flaş haberleri arasında yer alan “Kars’taki kadınların intiharı” konularının üzerinde gazetede yayımlayabileceği bir araştırma yapmaya karar verir. Bunun için ülkemizde kış aylarının en sert geçtiği dönemde Kars’a gitmeye karar verir. Yolda gördüğü çoğu Kars’lı olan doğulu insanlarımızı, giyinişlerini, konuşmalarını, yolların durumunu ve oradaki devlet anlayışını a... Devamı

25 08 2011

Yaşar KEMAL-İnce Memed 1 (S. 131-150)

"Sen misin İnce Memed?" diye sordu. "Nöbetçi sen misin?" "Benim." Durdu: "Daha şimdi geldin. Dur hele, daha vakit var nöbete. Dur hele..." Memed: "Uykum gelmiyordu da, gittim arkadaştan aldım nöbeti." Durdu: "Öyle olur," dedi. "İlkin adamın dağda, bir hafta uykusu gelmez. Yüreğine bir gariplik, bir çaresizlik çöker. Dünyada yalnız kalmış gibi olur." Süleyman uykulu uykulu: "Bak hele şu bizim deliye, bakındı hele, neler de biliyor!" diye alay etti. Durdu: "Bre Süleyman Emmi," dedi, "şen de bana hiçbir şeyi ya-kıştıramıyorsun. Nolacak bu benim halim?" Ortalık yavaş yavaş aydınlanıyordu. Daha güneş görünmemişti. Ama, karşı dağın doruğuna gün vurmuştu. Doruk ışık içinde, dağın geriye kalan yerleriyse karanlıktı. Doruktan, gün yavaş yavaş aşağılara indi. Biraz sonra da karşıki sırtın arkasından güneş çıktı. Süleyman, hiç cevap vermedi Durduya: "Sağlıcakla kaim," dedi, Memedi alnından öpüp yürüdü. Durdu: "Süleyman Emmi, bir çayımızı iç de öyle git," diye arkasından koştu. "Bir çayımızı... Vallahi içmeden bir yere salmam seni." Süleyman: "Sağ ol yavrum. Ziyade olsun." Ceketinin kolundan yakalamıştı: "Bir çayımızı içmeden seni göndermem," diyordu. "Bin yılın bir başı dağıma gelesin de... Bir çay içmeden ha!.. Salar mıyım seni?" Süleyman, kendi kendine: "Bu deliden kurtuluş yok," dedi. "Döneyim bari," dedi. Boynunu büktü. Durdu: 131 "Ateşi iyice yakın!" diye emir verdi. Süleyman: "Şimdi de dumanı görünür." Durdu: "Ne yapayım? Ateş yakmayayım da ne yapay... Devamı

25 08 2011

Yaşar KEMAL-İnce Memed 1 (S. 101-130)

Ana, şafaktan önce kalktı. Hatçenin yatağına baktı. Yatağın içi doluydu. Hiç şüphelenmedi. Sabah olup da Hatçe her zamanki vaktinde yataktan kalmayınca yüreğine tıp etti. Korkusu doğruydu. Yorganı açınca yıldırımla vurulmuşa döndü. Hatçe, bir yastığı yorganın altına uzunlamasına koymuş, onun yerine yastık yatıyordu yorganın altında. Bu, Hatçenin geceden kaçtığını gösteriyordu. Bu yastık oyununu da çabuk haberlenmesin-ler diye yapmıştı. Yorgan kadının elinde kalakalmıştı. Ancak, kocası kendisine seslenincedir ki kendine geldi. Yorganı elinden bıraktı. Toros köylerinde töre yerine geçmiştir. Kızı kaçan, atı, öküzü, horozu çalınan evinin kapısına çıkar, bütün köye, çekemeyenlere, gözleri kaldırmayanlara basar küfürü. Saatlarca durur durur küfreder. Köylü hiçbir cevap vermez ona, aldırmaz, küfredenin bir zaman sonra hırsı iner, ondan sonradır ki, ciddi ciddi olayın üstüne konuşulur. Kocasına: "Kız gitmiş," dedi. "Şimdi nişliyelim?" Koca aşikar bir sevinç çığlığı attı: "Çok şükür Allahıma," dedi. "Çok şükür. Hiç gönlüm yoktu, Abdi Ağanın kel yiğenine vermeye kızı. Çaresizlik belimi büküyordu. Çok şükür..." Kadın: "Sus," dedi. "Sus! Bir duyan olmasın, Abdi Ağa, kızı biz kaçırttık sanır da derimizi yüzer." 102 Sonra ana, töre olduğu üzere, evin kapısına çıktı usul usul dövünmeye baktı. Dövünmek hiç de gelmiyordu içinden. Kimseye küfredemiyordu. Bağıramıyordu da. Sallanıyordu boyuna. Yalancıktan: "Vay benim başıma gelenler!.. Kızım! Kızım! Sürüm sürüm sürünesin inşallah... Devamı

25 08 2011

Yaşar KEMAL-İnce Memed 1 (S. 80-100)

"O ******** mi?" diye sordu. "O ******** geceden kalk-t! yükünü yükleyip köylere satmaya götürdü. On gün sonra ancak gelir. Boşverin o pezevengi." Memed: "Keski görebilseydik onu," diye iç çekti. Mustafa: "Keski..." Çarşının ortasına geldiler, şaşkın şaşkın durdular. Öylece dikilmiş dört yanı seyrediyorlardı. Güneş alabildiğine çökmüştü. Çarşının kalabalığı onlara görülmedik bir kalabalık göründü. Memed, kendi kendine "Karınca gibi kaynaşıyorlar," dedi. Şerbetçiler san pirinç güğümlerini yüklenmişler, ellerindeki sarı pirinç taslarını şakırdatarak bağırıyorlardı: "Şerbet! Şerbet! Bal şerbeti! Meyan kökü! Beyen kökü! Bir içen pişman, bir içmeyen!" Sarı pirinç güğümlere gün vurup şavkıtıyordu. Gözü sarı pirinç güğümde kalan Memed, güğümü yakından görebilmek için: "Şerbetçi, bana bir şerbet ver!" dedi. "Arkadaşıma da ver!" Şerbetçi öne doğru eğilerek, tası doldururken, o, parlayan pirincin üzerinde korkarak elini dolaştırdı. Şerbetçi ikisine de birer tas şerbet doldurdu uzattı. Şerbet soğuk, buz gibi köpük-leniyordu. Her ikisi de şerbeti ancak yarısına kadar içebildiler. Hoşlarına gitmedi. Bir köşe başında, yüksekçe bir kütüğün üstüne oturmuş biri nal dövüyordu. Nal şakırtısına türküler döktürüyordu. Bu kasabanın meşhur Kör Hacısıydı. Memed, güğüme, dövülen nallara hayran kaldı. Burnuna hoş bir koku geldi sonra. Bu, kebap kokuşuydu. Arkalarına dönünce, bir yıkık dükkanın içinden yağlı dumanla-nn çıktığını g&... Devamı

25 08 2011

Yaşar KEMAL-İnce Memed 1 (S. 61-80)

"Sönmüş mü?" dedi. "Hiç farkında olmamışım." Ocağa odun attı, tutuşturdu Döne: "Bu gavur Abdiyi..." Abdi lafını duyunca, Memedin gözlerine o ışık gene geldi, oturdu. Ali: "Vuranın," dedi, "eli nurlanır. Doğru Cennete gider. Babası bunun gibi değildi. Köylüyü de düşünürdü." Aliden sonra, birkaç köylü daha yiyecek getirdi Döneye. Bunu, Abdinin tüyü bile duymadı. Ama, bu köylülerin getirdiği ancak on beş gün yetti. Ana oğul iki gün aç kaldılar. Üçüncü günün sabahı Döne hiçbir şey söylemeden, ineği yattığı yerden kaldırdı. Boğazına bir ip bağlayarak dışarı çıkardı. İnek dışarı çıkınca Memed: "Ana!.." dedi. Döne: "Yavrum," dedi. Döne ineği çekerek, geldi Abdi Ağanın evinin önünde durdu. Dana, ineğin memelerinin arasına başını sokmuş emiştiri-yordu. Döne, evin önünde bir zaman dikildi kaldı. Döneyi, dışarda Dursun görüp ağasına haber verdi. Haber üstüne Ağa dışarı çıktı. Döne başını yerden kaldıramıyordu. Sivri, ince çenesi titriyor, çocuk dudakları büzüşerek titriyordu. Bütün bedenini de hafif bir titreme almıştı. Abdi Ağa, ineğin sırtına elini vurarak: "Satmaya mı getirdin Döne?" diye sordu. Başını yerden kaldırmadan: "Heyye Ağam," dedi. Abdi Ağa, Dursuna emir verdi: "Şu ineği al Döne bacının elinden de, götür bizim ahıra!" Elini cebine soktu anahtar tutamını çıkardı. "Çuval getirdin mi kızım Döne?" diye sordu. Sesi yumuşak, şefkatliydi. Döne: "Heyye," dedi. 61 7 Meşe biten toprakta, hemen hemen hiç başka ağaç gözükmez. Dağ taş, dere tep... Devamı

25 08 2011

Yaşar KEMAL-İnce Memed 1 (S. 46-60)

Sonra Hösük oturdu. Olup biteni bir bir Döneye anlattı. Döne yerinde duramıyor, evin bir ucundan bir ucuna gidip geliyordu. Azıcık bir zamanda Pancar Hösüğün getirdiği haber bütün köye yayıldı. Kadınlar, erkekler, yaşlılar, çocuklar, köyde kim varsa, Dönenin evinin önüne yığılıştılar. Ay ışığı, köyün toprak damlarının, Dönenin evi önünde kımıldanan insan kalabalığının üstüne dökülüyordu. Kalabalıktan gürültü, patırtı, şamata geliyordu. Birden gürültü kesiliverdi. Ortalıkta ses soluk kalmadı. Cümle başlar da güneye doğru çevrildi. Bir atlı geliyordu öteden. Atının koşumlarının madeni kısımları ay ışığında parlıyordu. Atlı yaklaştı. Sonra kalabalığı yardı, geldi ortada durdu. "Döne! Döne!" diye bağırdı. Kalabalıktan, zayıf bir kadın sesi cevap verdi: "Buyur Abdi Ağam." "Duyduğum doğru mu Döne?" Döne geldi, atın başının hizasında durdu. "Pancar Hösük görmüş. Geldi bana söyledi." Abdi Ağa: "Nerede o Pancar?" diye gürledi. "Gelsin yanıma." Kalabalık karıştı: "Yok. Hösük yok," dediler. "Hösük hiç kalabalığa girer mi?" "Kıyamet kopsa evinden çıkmaz." Ağa emir verdi: "Gidin getirin Hösüğü." Hösük gelinceye kadar, kalabalıktan gene hiç ses çıkmadı. Ortalık derin bir sessizliğe gömüldü. Az sonra beyaz don, beyaz gömlek içinde Hösük getirildi. Kollarını sıkı sıkıya tutmuş iki kişi arasında çırpınıyordu: "Ne istiyorsunuz benden bu gece vakti? Derdiniz ne? Allah sizin belanızı versin deyyuslar!" Abdi Ağa: "Seni ben istedim Hösük," dedi. Hösük indirdi. Yumu... Devamı

24 07 2011

MEHMET AYDIN’LA EDEBİYAT AKIMLARI ÜZERİNE SÖYLEŞİ Ayşe Kaygusu

MEHMET AYDIN’LA EDEBİYAT AKIMLARI ÜZERİNE SÖYLEŞİ Ayşe Kaygusuz Sayın Mehmet AYDIN Hocam, bizler senin şair, yazar ve eğitimci kişiliğini biliyor ve yakından izliyoruz. Bize zaman ayırıp bilgini paylaştığın ve ayrıca özel sorularımı yanıtladığın için şimdiden teşekkür ediyorum. Kısa yaklaşımla, genel çizgideki yazım akımları hakkında neler söylersin. Klasisizm ( kuralcılık) : 17 ve 18. yy’ da geçerli olan bir yazım akımıdır. Başlıca özellikleri şunlardır: Yapıtlarda üç birlik kuralı ( zamanda, mekânda ve konuda birlik) uygulanır. Us ve mantık baş tacı edilmiştir. Dış doğa yerine, iç doğa (insan doğası) yeğlenir. Bir anın gerçekleri değil, ölmeyen gerçekler dile getirilir. İstem, tutkular üzerinde her zaman egemen durumdadır. Ulusal olmayıp evrensel niteliklerdir. Önemli olan konu değil, konunun işleniş gücüdür. Modanın her türlüsüne tepki duyulur. Tipler hep ülküsel olarak işlenir. Her alanda yetkinlik aranır. En çok Antik çağa tanıklık duyulur. Romantizm ( coşkunluk) : 1800. 1843 yılları arasında geçerli olan bir akımdır. İlkeleri Fransız şairi V. Hugo’nun yazdığı Kromvel adlı yapıtın önsözünde dile getirilmiştir. Kuralcılığa tepki olarak ilkin İngiltere ve Almanya’da ortaya çıkmıştır. Romantizmde Antik çağ yerine dine, ortaçağa, ulusal değerlere ve yerel renklere önem verilmiştir. Bireysellik ve sanat gerçekliği ön planda tutulur. Yaşamı düşe geçirme, şairanelikle anlatıma görkem verme baş ilkeler sayılır. Doğaya özlem olarak yaklaşılır. Yazarlar, sürekli iç dünyalarıyla kendi kişiliklerini yansıtırlar. Yazım konuları büyük çapta varsıllaştırılmış, ayrıca trajedinin yerine dram türü getirilmiştir. Realizm (gerçek&ccedi... Devamı

24 07 2011

VEDAT TÜRKALİ İLE SÖYLEŞİ

VEDAT TÜRKALİ İLE SÖYLEŞİ SÖYLEŞİ: Zelihe Demirel Jale Sancak - Mehmet Özgür Ersan Zeliha Demirel : Hocam öncelikle hoş geldiniz. Sizinle söyleşi ve sohbet yapmak çok heyecanlandırdı, konuya nereden başlayacağımızı heyecandan bilemiyorum. Vedat Türkali : Merhaba. Şimdi sohbet yapacağız, söyleşi yani. Eskiden sohbetin adına muhabbet derlerdi. Ben cezaevinde tütün işçileriyle yattım yıllarca. Bunlar Dramalı ve Kavalalı işçilerdir. Şimdi ne diyorlar, Roman diyorlar. O zaman onların yanında da söyleyemezdik. Ben söylerdim. Bunda hiçbir mahzur görmedim. Çingene olsam bundan mutluluk duyardım. Çingenelerin çok eski bir tarihi var. Mısırlıların tarihinde onlar var. Bunları anlatmak bugün mesele. Çok tatlı insanlardır bunlar. Türkiye Komünist Partisi’nin temel öğeleri oldu yıllarca bunlar, muhabbet yaparlar ve çok tatlı konuşmalar olurdu. Yunanistan’dan geldikleri zaman bunlar hepsi ilerici, komünist, sendikalı işçiler. Ranzalara çekilir, “Abe bir muhabbet yapalım” derlerdi. Ve çok tatlı konuşmalar olur, muhabbet yaparlar, eski Türkçe kelimeler kullanırlardı. Bizim kuşak çok eski bir dille eğitim gördü, siz bunların hiçbirini bilmezsiniz. Şimdi burada bunları pek bilen yoktur. Bu eski Türkçe (Osmanlıca) kelimelerden kurtulmaya çalışıyoruz. Bunlar da aydınlar gibi bu kelimeleri kullanıyorlardı. Bir gün oturmuşlar, yan ranzada muhabbet ediyorlar. Conga Mustafa adında çok tatlı bir insan vardı. Cezaevinden çıktıktan sonra Türk Sineması’nda ikinci rollerde oynadı. Bir baktım konuşuyor bunlar. Arkadaşına diyor ki : “ Abe ben ima ediyorum ama sen tasvip etmiyorsun.” Ama karşısındaki adam öyle münasebetsiz bir insan ki ne ima ile ne de tasviple alakası var. Şi... Devamı

24 07 2011

Kapağa sürahi de koysam...

Elif Şafak'tan yeni kitap Elif Şafak, 'İskerder' adlı romanında Fırat'tan Londra'ya uzanan bir öykü anlatıyor. Yazar Elif Şafak, son dönemde artan kadın cinayetleriyle ilgili haberlerde kurbana ve incitene bakıldığını ama arkasındaki hikayeyle ilgilenilmediğini belirterek, "Sorunu çözmek için hikayeleri de görmeli ve toplumun bunda ne kadar rolü olduğunu anlamalıyız. Cinsiyetçi kalıbın değişmesi gerektiğine inanıyorum. Ataerkillik sadece kadınları ezip, mutsuz etmiyor, erkekler üzerinde de inanılmaz bir baskı oluşturuyor" dedi. Yazar Şafak, "İskender" adlı son romanında Fırat'tan başlayıp, Londra'ya kadar uzanan yolculukta, toplumun erkek çocuğa bakışını, insanların aslında en çok sevdiklerini incittiğini ve en buyuk yaraların ailede açıldığını anlatıyor. AA muhabirine kitabı hakkında bilgi veren Şafak, kapakta bir sürpriz yaptığını, romanın kahramanı İskender olarak okuyucusunun karşına çıktığını belirterek, "Daha önce bir kadın yazar, erkek kahramanın kılığında kitabının kapağında yer aldı mı bilmiyorum ama 1,5 yıldır hep İskender olmanın nasıl bir şey olduğunu düşündüm, ister istemez İskenderleştim" dedi. Şafak, yazdıkça kendini karakterlerinin yerine koyduğunu, kitapta 10 karakter bulunduğunu ama en çok İskender'i anlamakta zorlandığını vurgulayarak, şöyle konuştu: "En zoru İskender olmaktı. O dönüşüm, yani kadın yazar için erkek karakterin yerine kendini koyabilmek, oradan dünyaya bakmak zor bir şey. Benim için kapak, bu değişimin simgesi. İskender'den erkek gibi davranması, ağlamaması, olduğu insan değil de olmadığı bir şeye soyunması isteniyor. Hatta buna mecbur ediliyor. Üzerimize giydirilen bir erkeklik ve kadınlık kalıbı var. Kalıpların giydirilmesi de aileden başlıyor. Bu noktada &... Devamı

10 03 2011

SIRASELVİLERDE BİR OTEL ODASI

SIRASELVİLERDE BİR OTEL ODASI Feridun Andaç Cumhuriyet "Uzağı yakın kılan bir yazar: Anar" Anar (Resuloğlu Rızayev, 1938), çağdaş Azerbaycan edebiyatının önde gelen yazarlarındandır. Öykü, romanlarının yanı sıra oyun ve senaryolar yazmış, yapıtları birçok yabancı dile de çevrilmiş biri. Biz, onu, Ak Liman romanıyla tanıdık. Kendimize bu denli yakın bulduğumuz bir toplumun edebiyatının çok uzağında olduğumuz gerçek. Çözülme, dışa açılma sonrasında Azeri toplumunu bize en iyi tanıtacak/anlatacak olan edebiyatına da yeterince ilgi gösterdiğimiz söylenemez. Gene de; Elçin, Anar, Mevlüt Süleymanlı gibi yazarların yapıtlarının dilimize kazandırılması önemli bir adımdı. Bugün Beş Katlı Binanın Altıncı Katı adıyla yeni basımı yapılan Ak Liman, Azeri toplumunun 1960'lı yıllarından bir kesit sunuyor. Anar, toplumun kendi içindeki çözülme sürecini dile getirirken; farklı kesimlerden kesitler alarak, o dinamiğin boyutlarını göstermeye çalışıyor. Dolayısıyla toplumun geçirdiği değişim sürecinde bireyin konumunu sorguluyor. Anar'ın anlatımındaki yoğunluk, ustaca kurduğu diyaloglarla belirir. Özellikle bireylerin dünyalarını bu diyaloglarla yansıtırken, iç konuşma ve geriye dönüşlerle de ilişkilerini daha canlı kılan bir anlatımı yeğliyor. Özellikle çevirmen Nemet'in dünyası ekseninde, sıradan gibi görünen yaşamların arka planını bu git-gel içinde yansıtır. Nemet'le Süreyya'nın evlilikleri, geldikleri durum; 'neşriyat'ta bir arada çalıştığı insanlarla ilişkileri, onların gerçekleri toplumun profilini yansıtmada temel eksen alınan boyutlardır. Tehmine, Mehmed Nesir, dadaş, Zaur, Mürsüd hem yaşam gerçeklikleri hem de dile getirilen öyküleriyle... Devamı

10 03 2011

Değinmeler

Değinmeler Şiir yazıları Bir şiiri içiyle, yapısal özellikleriyle değerlendirmek, ozanın edebiyattaki durumunu saptamak, şiir eleştirisine emek veren bir yazarın sorumluluğu olmalıdır. Bu sorumluluk şiirin işlevini araştırmayı da gerektirebilir. Şiir geleneğimizin başlangıcından çağdaş edebiyata doğru değişen toplum koşullarıyla birlikte değişen dilin edebiyata yansıyan özellikleri birbirine benzemeyen nice şiir oluşumunun gelişmesine yol açmıştır. Dünya şiirindeki değişimler de şiirimizi etkilemiştir. MUSTAFA ŞERİF ONARAN Bir şiir eleştirmeni, içinde bulunduğu koşullarda bir ozanı değerlendirirken şiirin işlevini de anımsamalıdır. Dize kurmayı onur sorunu sayan ozanlar da vardı, dizenin işlevini tamamladığına inananlar da. Belki de, 'dizenin işlevi değişti' diye düşünmek daha gerçekçi bir yaklaşım olur. Ozan kökenli bir eleştirmenin şiir sorunları üzerinde durması daha etkili bir yaklaşım sağlayabilir. Ama böyle bir yaklaşım, kendi şiir beğenisine inanan bir ozan için ne kadar nesnel sayılabilir? DEĞİŞİK ANLAYIŞLARI YORUMLAMAK Mahmut Temizyürek kendi şiirini kuran, şiir sorunlarına deneme anlayışıyla bakan bir ozan. Turgut Uyar, Cemal Süreya gibi ozanların eleştirel deneme anlayışını benimseyerek yeni ozanları daha iyi tanımamızı sağlıyor. (GÖLGESİ İNSAN BEDENİ DOĞA, Denemeler, Yazılı Kâğıt Yayınları, 2011). 'Yazılı Kâğıt Yayınları' Abdülkadir Budak yönetiminde 'Sincan İstasyonu' adıyla şiir ağırlıklı bir edebiyat dergisi çıkarıyordu. 'Sincan İstasyonu' edebiyat çevrelerinde aranan bir dergi oldu. 'Yazalı Kâğıt Yayınları'nın kitap yayımlamaya başlaması da olumlu bir gelişme. Mahmut Temizyürek'in çağdaş şiirimizin genç ozanlarını değerlendiren çalışmasını, özellikle ozan kadınların çağdaş şiirim... Devamı

10 03 2011

Okuduğum Kitaplar

Okuduğum Kitaplar Temmuz Çocukları 30 Ekim 1961 tarihinde yapılan Türkiye-Almanya İşgücü Anlaşması ile başlayan göçün 50. yılını yaşadığımız bugünlerde okudum Menekşe Toprak'ın Türkiye'den Almanya'ya göçmüş bir ailenin öyküsünü bir günlük bir zaman dilimi içinde anlattığı ilk romanı Temmuz Çocukları'nı (Ocak 2011, Yapı Kredi yay.). Roman bir yılbaşı gecesi başlıyor ve paralel kurguyla, Türkiye ve Almanya'daki farklı kahramanların anlatımıyla gelişiyor. METİN CELÂL Çoktandır edebiyatçıların uzak kaldığı Almanya'ya göç üzerine bir romanın 50. yıl etkinliklerine rastlaması hoş bir tesadüf ama Menekşe Toprak'ın ilk romanında böyle bir konuyu işlemiş olması şaşırtıcı değil. Biyografisine baktığımızda Toprak'ın da bir 'temmuz çocuğu' olabileceğini düşünüyoruz. Kitabın ilk sayfasında yer alan bilgilere göre, Toprak, ilk ve ortaöğrenimini Köln'de ve Ankara'da tamamlamış, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdikten sonra Ankara'da ve Berlin'de bir bankada dört yıl çalışmış, şimdi bir radyoda çalışıyor ve halen Berlin ve İstanbul arasında yaşıyor. 'Yazları ailelerinin gelmesini bekleyen, geldiklerindeyse yaşamlarının akışı değişen, kesintiye uğrayan, bir aylığına analı-babalı olmanın ayrıcalığına kavuşan ama çoğunlukla bu anne-babayı nereye koyacağını bilmeyen yaz çocukları. En çok da temmuz çocukları. Analı-babalı öksüz çocuklar' (s.194). Romanın Ankara'dan söz aldığını tahmin ettiğimiz (şehir adı verilmiyor) kahramanı Aysu böyle bir çocuk. Dört çocuklu göçmen bir ailenin kızı. Ağabeyiyle birlikte Türkiye'de okusun düşüncesiyle teyze... Devamı

08 01 2011

Rıza Zelyut yazdı:Saray’ın gerçek haremi

Rıza Zelyut yazdı:Saray’ın gerçek haremi Haberler, Rıza Zelyut 8 Ocak 2011 Muhteşem Süleyman dizisi üzerinden koparılan fırtına anlamsız, çünkü dizi Osmanlı’yı kötülemiyor, aksine aklıyor… Show Tv’yi kutluyorum. Muhteşem Yüzyıl dizisi; dizilerle dolu piyasayı sarsmakla kalmadı, kendisini milliyetçi-mukaddesatçı sananların da Osmanlı uygarlığını hiç bilmediklerini ortaya çıkardı. Kendilerini Osmanlı’nın devamı sanan bu tipler; dizideki harem sahnelerine bakıp kükremişler. -Vay bizim Osmanlı atalarımız nasıl böyle ahlaka mugayir işler yaparlar! Bir dönem dünyaya hükmeden Osmanlı; elbette ki Arap cahiliyesine uygun yaşamadı. Osmanlı yaşam tarzını bugün Arabist Vehhabi inanç sistemi gibi göstermek isteyenler elbette kızacaklar. Ama Osmanlı sistemi; şeriattan çok örfe dayandığı için; padişahlar ve yönetici kesim; sivil biçimde yaşamayı seçmişlerdir. Bu gerçeği Osmanlı sarayında çalışan nakkaşların yaptığı resimler (minyatürler) gayet açık biçimde göstermektedir. Bu yüzden işin içine RTÜK’ü sokarak diziyi yasaklatmaya kalkışan, ‘Bu dizi tarihe hakarettir.’ diyen Sayın Bülent Arınç Osmanlı yaşam tarzını hiç bilmemektedir. Muhteşem Yüzyıl; Osmanlı’yı gündeme getirerek yeni ve önemli bir kültürel hamle başlatıyor. Dizide Osmanlı’ya asla saygısızlık yok; tam aksine aklama, güzelleştirme var. Yapımcılar çekindiklerinden olacak, dizide harem hayatının cinsel boyutu tam yansıtalamamıştı YÜZLERCE CARİYE Harem dairesi, Topkapı Sarayı’nın göbeğinde bulunur. Daha Fatih Sultan Mehmet döneminden başlayarak; padişah eşleri genellikle dışarıdan esir olarak getirilen cariyeler a... Devamı

08 01 2011

Gramerimiz.Com'dan Kitap Özetleri

Değerli ziyaretçilerimi, uzun yıllardır sizler için derleyip düzenlediğimiz Türk Edebiyatı ve Batı Edebiyatı Kitap Özetlerini bu sayfamızda birleştirdik. Eğer siz de incelediğiniz ya da özetini çıkardığınız herhangi bir roman, kitap, tiyatro ya da hikayenin burada adınız ile birlikte yayımlanmasını istiyorsanız turk_dili_edebiyati@hotmail.com adresine belge olarak gönderebilir ve katkıda bulunabilirsiniz; ancak başka sitelerden kopyalanmış roman özetleri ya da incelemeler kesinlikle sitemizde yayımlanmayacaktır. Teşekkürler. Batı Edebiyatı Roman Özetleri (Alfabetik) Andromak Özeti (Racine) Anna Karenina Romanının Özeti Tolstoy David Copperfield Özeti (Charles Dickens) Don Kişot Özeti Cervantes Goriot Baba Romanının Özeti Balzac HAMLET (Shakespeare-Tiyatro) Kırmızı ve Siyah Özeti (Stendhal) Kızıl ile Kara – Stendhal Madam Bovary Özeti Gustave Flaubert Robinson Crusoe Özeti Daniel DEFOE Sefiller Özeti Victor Hugo Suç ve Ceza Romanının Özeti Dostoyevski Türk Edebiyatı Roman Özetleri (Alfabetik) Acımak Özeti Reşat Nuri GÜNTEKİN Adı Aylin Özeti Ayşe KULiN Ago Paşanın Hatıratı Özeti Refik Halit KARAY Akşam Güneşi Özeti Reşat Nuri GÜNTEKİN Aldatacağım Özeti Esat Mahmut Karakurt Anadolu Notları Özeti Reşat Nuri GÜNTEKİN Anahtar Özeti Refik Halit KARAY Anamın Kitabı Özeti Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU Ankara Ekspresi Özeti Esat Mahmut KARAKURT Ankara Özeti Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU Aşkı Memnu Özeti Halit Ziya UŞAKLIGİL Ataçağ Özeti Cem KAPYALI Ateşten Gömlek Özeti Halide Edip ADIVAR Ayaşlı ile Kiracıları Özeti Memduh Şevket Esendal Baltacı Mehmet Paşa ve Katerina MURAT S... Devamı

08 01 2011

A. Ömer TÜRKEŞ, 2010 Yazılar, Roman İnceleme

  Tehlikeli ilişkiler RADİKAL KİTAP - Gazete  -  1.1.2011 Carlos Fuentes, apaçık görünmeyenleri, görülse de rezilliğinin farkına varılamayanları belirgin hale getirmek için geleceğin Meksika'sını kurgulamış A. ÖMER TÜRKEŞ   Asıl felaket sonsuz düşüştür RADİKAL KİTAP - Gazete  -  25.12.2010 'Serbest Düşüş' yenisiyle eskisiyle pek çok anlatı tarzının toplamından müteşekkil melez bir roman. Juli Zeh'in dili ve kurgusu sayesinde kusursuz bir melezlenme olmuş A. ÖMER TÜRKEŞ   Roman da hayat 'gibi'dir RADİKAL KİTAP - Gazete  -  11.12.2010 Kendisi de akademinin içinden gelen bir yazar olarak Ahmet Sipahioğlu, akademiye tam da bu sözcüğe, 'gibi'ye odaklanarak mizahi ama keskin bir eleştiri yöneltmiş A. ÖMER TÜRKEŞ   Muhafaza edecek bir tek dili kalmıştı RADİKAL KİTAP - Gazete  -  27.11.2010 Nahid Sırrı Örik... Hikâyeleri etkilidir. Ama romanlarının keyifle okunmasında en büyük rolü diline vermek gerekir. Osmanlıcaya son derece hâkim. Bu hakimiyeti ve dil muhafazakarlığı ile vaktiyle tepki görmüştü A. ÖMER TÜRKEŞ   100 yıldır Tolstoy'suz bu dünya RADİKAL KİTAP - Gazete  -  20.11.2010 20 Kasım 1910'da ölen Tolstoy'un ölümünün 100. yılı. Romanlarına kendi deneyimlerini yansıtmış olan Tolstoy başta 'Savaş ve Barış' ile 'Anna Karenina' olmak üzere birbirinden değerli eserler bıraktı insanlığa A. ÖMER TÜRKEŞ   'İyi' olmak mümkün değil RADİK... Devamı

08 01 2011

ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE YAZILARI

  ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE  YAZILARI 52 YAZI BULUNDU   Aşkın neresindesin? - 6.3.2009 Elif Şafak gerçek anlamda ustalık örneği sunuyor ?Aşk?ta. Her romanı ardından her okuru coşturan ve gittikçe güzelleşen diliyle, olağanüstü kurgusuyla, eşsiz bir eser çıkarmış ortaya. Aslında romanın ilk başlarında kendimi kutsal bir metin okur gibi hissettiğim için biraz yadırgadım   Strindberg?in denizi - 6.2.2009 ?Açık Deniz Kenarında?, aynı Strindberg gibi, küçük bir adaya gelen balıkçılık uzmanı Axel Borg?un adada geçirdiği, bir yıldan az süren zaman dilimini anlatıyor. Beğenmediği ve hor gördüğü ada halkı ve buraya annesiyle gelmiş güzel Maria?dan başka kimse yok etrafta. Romanın ana teması, ne tam anlamıyla ıssız adada yaşam ne de Maria ile Axel?in aşk ilişkisi, çünkü her iki temayı Axel?in kişilik sorunları bastırıyor   Bir evliliğin kara kutusu - 5.12.2008 Amos Oz?un diğer romanlarında karşımıza çıkan kadın kahramanları İlana?dan çok farklı değiller. Henüz bir çocukken annesinin intihar etmiş olması, Oz?un kadın kahramanlarını hep uçlarda gezinen kadınlar olarak yaratmasına neden oluyor belki. Hep içlerinde derin bir karanlık saklayan kadınlar bunlar   Viktorya çağı lezbiyen oyunları - 19.12.2008 ?Ustaparmak?, annesi o doğduktan kısa bir süre sonra idam edilmiş on yedi yaşındaki Susan?ın anlattığı öykü ile başlıyor. Susan, doğduğundan beri yankesicilerin ya da romandaki adlarıyla ustaparmakların yanında büyüyor. Onu büyüten Bayan Sucksby kimsesiz bebeklerin ticaretiyle geçiniyor. Evdeki diğer kişi, Bay Ibbs ise çalıntı malları eriterek ya da satarak... Devamı

15 05 2010

Bir Romancı Olarak Talip Apaydın

Bir romancı olarak Talip Apaydın Köy Enstitüleri Yasası'nın kabul edildiği 17 Nisan 1940'ın üzerinden yetmiş yıl geçti. Bu, yazın tarihimiz açısından da büyük önem taşıyor. Çünkü köyden gelip enstitülerde yetişen bir kuşak, yazınımızda farklı bir damar yaratarak günümüze ulanan bir çığıra imza attı. Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Mahmut Makal, Mehmet Başaran, Dursun Akçam, Ümit Kaftancıoğlu vb. yazarların başı çektiği yazıncı grubu, 1950'lerden başlayarak yazınımızda farklı boyutta bir dönüşüm yaratmayı, kendilerine yer açmayı başardı' 1950 öykücü kuşağından bir adım önde yola çıkan bu yazıncılar grubunun etkisi tüm ülkede kitlesel tartışmalara da neden oldu aynı zamanda. Kuşak, büyük yankılar yaratan ilk büyük çıkışını Mahmut Makal'ın Bizim Köy (1950) anlatısı aracılığıyla ortaya koydu denebilir. Kitlesel yankılar yaratan ikinci büyük çıkış ise Fakir Baykurt'tan geldi: Yılanların Öcü (1958). Romanın Yunus Nadi Armağanı'nı kazanması, Metin Erksan'ın romandan çektiği aynı adlı filmin (1962) ilk gösterimde saldırıya uğraması, Köy Enstitülü kuşakça üretilen yazınsal verimin, görece bu iki yapıta göre ölçümlenip bu eşikler arasına kısılıp kalmasına neden oldu yazık ki. M. SADIK ASLANKARA Talip Apaydın'ın Sarı Traktör (1958) adlı romanı işte bu sıralarda yayımlandı, ancak yukarıda andığım doruk yapıtlara dönük tartışmalar sırasında görece sönük bir ilgiyle karşılandı. Yarbükü (1959) de bu sessizlikten payını aldı. Sonrasında pek çok kitap yayımladı yazar. Roman, öykü, oyun, şiir vb. toplamda otuzu aştı kitaplarının sayısı. Bugüne dek yazınsal verimi &u... Devamı

15 05 2010

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini / Ali ŞAHİN

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 1 (1872- 1929)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 2 (1930- 1939)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 3 (1940- 1949)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 4 (1950- 1959) / Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 5 (1960- 1969)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 6 (1970- 1979) / ALi ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini Taslağı 7 (1980- 1989)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini -Taslak- 8 (1990- 1999) / Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini -Taslak- 9 (2000- 2006) / Ali ŞAHİN Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Roman Zamandizini (1872- 2006) / Kronoloji Ali ŞA 2004'TE ROMAN Ali ŞAHİN _____________________________________________________________________ A. Mümtaz İdil: Çılgın Keşiş Rasputin; A. Mümtaz İdil: Dehşetin Kanlı Gölgesi Calıgula; Abdullah Ayata: Son Ermeni; Adem Özbay: Saraydaki Mesih; Adnan Binyazar: Ölümün Gölgesi Yok; Adnan Nur Baykal: Hürrem Sultan İle Söyleşi; Ahmet Cemal: Kıyıda Yaşamak; Ahmet Karcılılar: Anonim, Kitap; Ahmet Kekeç: Derin Roman, Selis; Ahmet Önel: Sesin Kabuğu; Ahmet Saatçioğlu: Hayalle Uzlaşma; AlevAlatlı: Aydınlanma Değil, Merhamet!; Ali Arslan: Serçe-2; Ali Cevat Akkoyunlu: Hedef İblis; Ali Ece: Ayın En Güzel Hali; Ali Ezger Özyürek: Muhacirler: Bitmeyen Göç; Ali Osman Ölmez: İki Buçuk; Ali Öztunç: En Son Umutlar Ölür -Afganistan'dan Irak'a-; Ali Sinan Gülsen: İki İnsan İki Anıt; Alp Sezener: Üç Buçuk; Alper Canıgüz: Oğullar v... Devamı

15 05 2010

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 1 (1872- 1929)/ Al

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 1 (1872- 1929)/ Ali ŞAHİN ____________________________________________________________________ 1872 ŞEMSETTİN SAMİ: Taaşşuk-i Talat ve Fitnat 1873 AHMET MİTHAT: Yeniçeriler 1874 AHMET MİTHAT: Dünyaya İkinci Geliş 1875 AHMET MİTHAT: Hasan Mellah 1875 AHMET MİTHAT: Hüseyin Fellah 1875 AHMET MİTHAT: Karı Koca Masalı 1875 AHMET MİTHAT: Yeryüzünde Bir Melek 1876 AHMET MİTHAT: Felaatun Beyle Rakım Efendi 1876 AHMET MİTHAT: Pariste Bir Türk 1877 AHMET MİTHAT: Çengi 1877 AHMET MİTHAT: Kafkas 1878 AHMET MİTHAT: Süleyman Musli 1878 NAMIK KEMAL: İntibah 1880 NAMIK KEMAL: Cezmi 1881 AHMET MİTHAT: Belliyat-ı Müdhike 1881 AHMET MİTHAT: Henüz On Yedi Yaşında 1881 AHMET MİTHAT: Karnaval 1882 AHMET MİTHAT: Acaib-i Alem 1882 AHMET MİTHAT: Dürdane Hanım 1882 AHMET MİTHAT: Vah 1884 AHMET MİTHAT: Cellat 1884 AHMET MİTHAT: Esrar-ı Cinayet 1884 AHMET MİTHAT: Volter Yirmi Yaşında 1885 AHMET MİTHAT: Hayret 1888 AHMET MİTHAT: Arnavutlar Solyotlar 1888 AHMET MİTHAT: Demir Bey 1888 AHMET MİTHAT: Fenni Bir Roman 1888 AHMET MİTHAT: Haydut Montari 1888 UŞAKLIGİL,Halıt Ziya: Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası 1888 UŞAKLIGİL,Halıt Ziya: Bir Muhtıranın Son Yaprakları 1889 AHMET MİTHAT: Gürcü Kızı 1889 AHMET MİTHAT: Nedamet mi Heyhat 1889 GÜRPINAR, Hüseyin Rahmi: Şık 1889 SAMİPAŞAZADE SEZAİ: Sergüzeşt 1890 AHMET MİTHAT: Gürcü Kızı 1890 AHMET MİTHAT: Müşahedat 1890 AHMET MİTHAT: Rikalde 1890 AHMET RASİM: Güzel Eleni 1890 MEHMET CELAL: Bir Kadının Hayatı 1890 MEHMET CELAL: Vicdan Azapları 1891 AHMET MİTHAT: Hayal ve Hakikat (Fatma Aliye ile birlikte) 1891 AHMET RASİM: İlk Sevgi 1891 FATMA ALİYE: Hayal ve Hakikat 1891 MEHMET MURAT: Turfanda mı Yoksa Turfa mı 1891 YALÇIN, Hüseyin Cahit: Nadide 189... Devamı

15 05 2010

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 2 (1930- 1939)/ Al

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 2 (1930- 1939)/ Ali ŞAHİN ____________________________________________________________________ 1930 BENİCE, Ethem İzzet: Aşk Güneşi 1930 GÜNTEKİN, Reşat Nuri: Yaprak Dökümü 1930 GÜZİDE SABRİ: Hicran Gecesi 1930 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Kolsuz Kahraman 1930 MORKAYA, Burhan Cahit: Aşk Politikası 1930 SAFA, Peyami: 9'uncu Hariciye Koğuşu 1930 YESARİ, Mahmut: Bağrıyanık Ömer 1930 YESARİ, Mahmut: Kırlangıçlar 1931 BAŞAR, Şüküfe Nihal: Yakut Kayalar 1931 DERVİŞ, Suat(Baraner): Emine 1931 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Savcı Bey 1931 MORKAYA, Burhan Cahit: İzmir'in Romanı 1931 NAYIR, Yaşar Nabi: Bir Kadın Söylüyor 1931 ORTAÇ, Yusuf Ziya: Kürkçü Dükkanı 1931 SADRİ ERTEM: Çıkrıklar Durunca 1931 SAFA, Peyami: Attila 1931 SAFA, Peyami: Fatih-Harbiye 1931 SELAHATTİN ENİS (Ataabeyoğlu): Kül Kedisi Evlendi 1931 TAN, M.Turhan: Gönülden Gönüle 1931 TAN, M.Turhan: Sevinç Han 1932 ATAY, Falih Rıfkı: Roman 1932 BENİCE, Ethem İzzet: Beş Hasta Var 1932 BENİCE, Ethem İzzet: Gözyaşları 1932 GÜNTEKİN, Reşat Nuri: Kızılcık Dalları 1932 KARAOSMANOĞLU, Yakup Kadri: Yaban 1932 KESTELLİ, Raif Necdet: Yirminci Asır 1932 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Sarı Benizli Adam 1932 MORKAYA, Burhan Cahit: Gazi'nin Dört Süvarisi 1932 MORKAYA, Burhan Cahit: Köy Hekimi 1932 NAYIR, Yaşar Nabi: Adem ile Havva 1932 REŞAT ENİS: Kanun Namına 1932 YESARİ, Mahmut: Sevda İhtikarı 1932 YESARİ, Mahmut: Bahçemde Bir Gül Açtı 1932 YESARİ, Mahmut: Kalbimin Suçu 1932 YESARİ, Mahmut: Su Sinekleri 1933 AKA GÜNDÜZ: Üvey Ana 1933 ALUS, Sermet Muhtar: Kıvırcık Paşa 1933 ALUS, Sermet Muhtar: Pembe Maşlahlı Hanım 1933 ASRAL, Suat Salih: Dağ Adamı 1933 BA... Devamı

15 05 2010

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 3 (1940- 1949)/ Al

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 3 (1940- 1949)/ Ali ŞAHİN _____________________________________________________________________ 1940 AKA GÜNDÜZ: Yayla Kızı 1940 AYVERDİ, Semiha: Mabette Bir Gece 1940 AZRAK, Kerime Nadir: Samanyolu 1940 AZRAK, Kerime Nadir: Seven Ne Yapmaz 1940 BERKANT, Muazzez Tahsin: O ve Kızı 1940 KARAKURT, Esat Mahmut: Aldatacağım 1940 KARAKURT, Esat Mahmut: İlk ve Son 1940 KARAKURT, Esat Mahmut: Kocamı Aldatacağım 1940 ÖZDEŞ, Oğuz: Gizlenen Istıraplar 1940 ÖZDEŞ, Oğuz: Hasret 1940 PERİDE CELAL: Yaz Yağmuru 1940 SABAHATTİN ALİ: İçimizdeki Şeytan 1941 ATSIZ, H. Nihal: Dalkavuklar Gecesi 1941 AYVERDİ, Semiha: Ateş Ağacı 1941 AZRAK, Kerime Nadir: Funda 1941 BERKANT, Muazzez Tahsin: Kezban 1941 BERKANT, Muazzez Tahsin: Mualla 1941 GÜZİDE SABRİ: Necla 1941 HİSAR, Abdülhak Şinasi: Fahim Bey ve Biz 1941 KARAY, Refik Halid: Sürgün 1941 ORHON, Orhan Seyfi: Çocuk Adam 1941 ÖZDEŞ, Oğuz: Coşkun Gönüller 1941 PERİDE CELAL: Ana Kız 1941 PERİDE CELAL: Ana Kızıl Vazo 1941 SU, Mükerrem Kamil: Çırpınan Sular 1941 TALU, Ercüment Ekrem: Bir Gönül Böyle Sevdi 1942 AYVERDİ, Semiha: İnsan ve Şeytan 1942 AYVERDİ, Semiha: Yaşayan Ölü 1942 AZRAK, Kerime Nadir: Gelinlik Kız 1942 AZRAK, Kerime Nadir: Sonbahar 1942 BALTACIOĞLU, İsmail Hakkı: Batak 1942 BENİCE, Ethem İzzet: Sen de Seveceksin 1942 GÜNTEKİN, Reşat Nuri: Ateş Gecesi 1942 GÜRPINAR, Hüseyin Rahmi: Kesik Baş 1942 PERİDE CELAL: Ben Vurmadım 1942 SU, Mükerrem Kamil: Ateşten Damla 1942 ÜLKEN, Hilmi Ziya: Posta Yolu 1943 AYVERDİ, Semiha: Son Menzil 1943 AZRAK, Kerime Nadir: 1943 Suçlu 1943 AZRAK, Kerime Nadir: Suçlu 1943 BERKANT, Muazzez Tahsin: Bir Genç Kızın Romanı 1943 BERKANT, Muazzez Tahsin: Bülbül Yu... Devamı

15 05 2010

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 4 (1950- 1959) / A

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 4 (1950- 1959) / Ali ŞAHİN ____________________________________________________________________ 1950 AKBAL, Oktay: Garipler Sokağı 1950 AZRAK, Kerime Nadir: Posta Güvercini 1950 BERKANT, Muazzez Tahsin: Gönül Yolu 1950 BERKANT, Muazzez Tahsin: Sarmaşık Gülleri 1950 ÇALAPALA, Rakım: Köye Giden Gelin 1950 KARAY, Refik Halid: Bu Bizim Hayatımız 1950 KARAY, Refik Halid: Nilgün "Türk Prensesi Nilgün" 1950 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Karakoldaki Ayna 1950 ORHAN KEMAL: Avare Yıllar 1950 TÜLBENTÇİ, Feridun Fazıl: Osmanoğulları 1951 BAŞAR, Şüküfe Nihal: Çölde Sabah Oluyor 1951 HANÇERLİOĞLU, Orhan: Karanlık Dünya 1951 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Dağlar Delisi 1951 SAFA, Peyami: Yalnızız 1952 AZRAK, Kerime Nadir: Ruh Gurbetinde 1952 BENER, Hikmet Erhan: Acemiler 1952 HANÇERLİOĞLU, Orhan: Büyük Balıklar 1952 HİSAR, Abdülhak Şinasi: Ali Nizami Beyin Alafrangalığı ve Şeyhliği 1952 KARAKURT, Esat Mahmut: Erikler Çiçek Açtı 1952 KARAY, Refik Halid: Nilgün "Mapa Melikesi Nilgün" 1952 ORHAN KEMAL: Cemile 1952 ORHAN KEMAL: Murtaza 1952 REŞAT ENİS: Yolgeçen Hanı 1952 TÜLBENTÇİ, Feridun Fazıl: Sultanların Aşkı 1953 ARIT, Fikret: Maziden Gelen Sesler 1953 AZRAK, Kerime Nadir: Pervane 1953 BERKANT, Muazzez Tahsin: Sevmek Korkusu 1953 DANIŞMAN, Zuhuri: Cellat Çeşmesi 1953 HANÇERLİOĞLU, Orhan: Oyun 1953 İLHAN, Attila: Sokaktaki Adam 1953 KARAOSMANOĞLU, Yakup Kadri: Panorama 1 1953 KARAY, Refik Halid: Yeraltında Dünya Var 1953 KARAY, Refik Halid: Dişi Örümcek 1953 ORTAÇ, Yusuf Ziya: Üç Katlı Ev 1954 ADIVAR, Halide Edip: Döner Ayna 1954 AKA GÜNDÜZ: Bir Kızın Masalı 1954 ERDURAN, Refik: ... Devamı

15 05 2010

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 5 (1960- 1969)/ Al

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 5 (1960- 1969)/ Ali ŞAHİN ____________________________________________________________________ 1960 AHISKALI, Yusuf: Yedek Subayın Aşkı 1960 AKMEN, Sevim: Gonca Güller,İstanbul 1960 AZRAK, Kerime Nadir: Boş Yuva 1960 BAŞARAN, Mehmet: Şaka Bitti ,İstanbul 1960 BERKAN, S.Sami: Unutulmuş Günler 1960 DANIŞMAN, Zuhuri: Deli Hüseyin Paşa 1960 ERİK, Şaban: Çırpınmalar 1960 IŞIKTEKİN, Necati: Menevşe 1960 KARAKURT, Esat Mahmut: Kadın İsterse 1960 KORUGANLI, M.Zeki: Ebu Müslim-i Horasani 1960 MENEMENCİ, Suat: Doktor Ve Oğlu 1960 ORHAN KEMAL: Dünya Evi 1960 ORHAN KEMAL: El Kızı 1960 ORHAN KEMAL: Küçücük (u.ö) 1960 ÖZ, Erdal: Odalarda 1960 ÖZDEŞ, Oğuz: Dağ Başını Duman Almış 1960 ÖZDEŞ, Oğuz: Gecekondu Rüzgarı 1960 TUNCER, Cengiz: Hacizli Toprak 1960 TÜLBENTÇİ, Feridun Fazıl: Hürrem Sultan 1960 VEREL, Oktay: Kuklalar 1960 YAŞAR KEMAL: Ortadirek (Dağın Öte Yüzü:1) 1960 YÜCEL, Tahsin: Mutfak Çıkmazı 1960 AZRAK, Kerime Nadir: Gümüş Selvi 1960 BENER, H.Erhan: Loş Ayna 1960 BERKANT, Muazzez Tahsin: Yılların Ardından 1960 BÜYÜKARKIN, Bekir: Bir Sel Gibi 1960 DANIŞMAN, Zuhuri: Deli Hüseyin Paşa 1960 DENİZ, Ümit: Sessiz Harp 1960 ERDE, Mustafa: Kadın Parmağı 1960 HANÇERLİOĞLU, Orhan: Bordamıza Vuran Deniz 1960 KARAKURT, Esat Mahmut: Kadın İsterse 1960 SERTOĞLU, Murat: Bizanslı Aspasya 1961 ARIT, Fikret: Hep Bu Topraklar İçin 1961 AYHAN, Şahap: Don Juan 1961 AZRAK, K.Nadir: Ruh Gurbetinde 1961 AZRAK, Kerime Nadir: Bir Aşkın Romanı 1961 BAYKURT, Fakir: Irazca'nın Dirliği 1961 BAYKURT, Fakir: Onuncu Köy 1961 BİLBAŞAR, Kemal: Ay Tutulduğu Gece 1961 BİRSEL, Salah: Dört Köşeli Üçgen 1961 BORAN, İhsan: Afrodit Uyanıyor 1961... Devamı

15 05 2010

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 6 (1970- 1979) / A

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 6 (1970- 1979) / ALi ŞAHİN ____________________________________________________________________ 1970 ANDAY, Melih Cevdet: Gizli Emir 1970 AZRAK, Kerime Nadir: Güller ve Dikenler 1970 BAYKURT, Fakir: Tırpan 1970 BİLBAŞAR, Kemal: Yeşil Gölge 1970 BUĞRA, Tarık: İbiş'in Rüyası 1970 BUYRUKÇU, Muzaffer: Bir Olayın Başlangıcı 1970 CEYHUN, Demirtaş: Asya 1970 DAĞCI, Cengiz: Badem Dalına Asılı Bebekler 1970 GÜNKUT, Tarık: Yüzbaşı Selim Selimiye'li 1970 HEKİMOĞLU, İsmail: Maznun 1970 KEMAL TAHİR: Büyük Mal 1970 KESKİN, Yıldırım: Korkunç ve Güzel 1970 KOCAGÖZ, Samim: Bir Çift Öküz 1970 KORAY, Yaman: Kola 1970 OKÇU, Emine Işınsu: Azap Toprakları 1970 ORHAN KEMAL: Kaçak 1970 ÖZDEMİR, Mehmet Niyazi: Varolmak Kavgası 1970 ÖZDEŞ, Oğuz: Aşka Susayan Dudaklar 1970 ÖZDEŞ, Oğuz: Reyhan 1970 ÖZDEŞ, Oğuz: Şebnem 1970 SAYAR, Abbas: Yılkı Atı 1970 SEYDA, Mehmet: Nemrut Mustafa 1970 SEYDA, Mehmet: Süeda Hanım'ın Ortanca Kızı 1970 SEYDA, Mehmet: Yanartaş 1 1970 SEYDA, Mehmet: Yanartaş 2 1970 SOYSAL, Sevgi: Yürümek 1970 SU, Mükerrem Kamil: Ben ve O 1970 YAŞAR KEMAL: Ağrı Dağı Efsanesi 1971 ATAY, Oğuz: Tutunamayanlar 1 1971 ATAY, Oğuz: Tutunamayanlar 2 1971 AZRAK, Kerime Nadir: Zambaklar Açarken 1971 BERKANT, Muazzez Tahsin: Işık Yağmuru 1971 BİLBAŞAR, Kemal: Yonca Kız 1971 CUMALI, Necati: Zeliş (Tütün Zamanı'nın yeni basımı) 1971 GÜNEY, Yılmaz: Boynu Bükük Öldüler 1971 İZGÜ, Muzaffer: İlyas Efendi 1971 KAZANCI, A. Lütfü: Kaynana Münevver Hanım 1971 KAZANCI, A. Lütfü: Üvey Anne 1971 KEMAL TAHİR: Yol Ayrımı 1971 KESKİN, Yıldırım: Maya 1971 KORCAN, Kerim: İdamlıklar 1971 MEHMET SELAHATTİN (Erde... Devamı

15 05 2010

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini Taslağı 7 (1980- 1989)/ Ali ŞAHİN ____________________________________________________________________ 1980 AĞAOĞLU, Adalet: Yazsonu 1980 BENER, Hikmet Erhan: Elif'in Öyküsü 1980 BİLBAŞAR, Kemal: Bedoş 1980 BİLGİNER, Recep: Politikada Bir Sarı Çizmeli 1980 BUĞRA, Tarık: Dönemeçte 1980 DÖLEK, Sulhi: Geç Başlayan Yargılama 1980 İLERİ, Selim: Bir Akşam Alacası 1980 İLERİ, Selim: Cehennem Kraliçesi 1980 İLHAN, Attila: Fena Halde Leman 1980 K.(AKINÇ), Tarık Dursun: Alçaktan Uçan Güvercin 1980 K.(AKINÇ), Tarık Dursun: Kayabaşı 1980 KIRAL,Tezer Özlü: Çocukluğun Soğuk Geceleri 1980 KUTLU, Ayla: Islak Güneş 1980 MAKAL, Tahir Kutsi: Kamyon 1980 TİMUÇİN, Afşar: Gece Gelen Eski Dost 1980 YAŞAR KEMAL: Yağmurcuk Kuşu (Kimsecik:1) 1980 YILDIZ, Bekir: Halkalı Köle 1981 AKTUNÇ, Hulki: Bir Çağ Yangını 1981 APAYDIN, Talip: Kente İndi idris 1981 APYDIN, Talip: Vatan Dediler 1981 AZRAK, Kerime Nadir: Aşk Fısıltıları 1981 BALEL, Mustafa Peygamber Çiçeği 1981 BENER, Hikmet Erhan: Kedi ve Ölüm 1981 BENER, Hikmet Erhan: Oyuncu 1981 BENER, Hikmet Erhan: Ünlü Gezgin Macellos da Vinci'nin Akılalmaz Serüvenleri 1981 Bilbaşar, Kemal: Zühre Ninem 1981 BUĞRA, Tarık: Yağmuru Beklerken 1981 DİNAMO, Hasan İzzettin: Açlık 1981 DİNAMO, Hasan İzzettin: Ateş Yılları 1981 DİNAMO, Hasan İzzettin: Türk Kelebeği 1981 ERAY, Nazlı: Pasifik Günleri 1981 ERİM, Turgut: Girişim 1981 GÜNEL, Burhan: Acının Askerleri 1981 GÜRTÜRK, Sami: Bidilik 1981 HAKSUN, Necati Hazal(Kutsal Ceza) 1981 İLERİ, Selim: Bir Akşam Alacası 1981 İLERİ, Selim: Yaşarken ve Ölürken 1981 İLHAN, Attila: Dersaadette Sabah Ezanları 1981 KALELİ, Lütf... Devamı

15 05 2010

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini -Taslak- 8 (1990- 1999) / Ali ŞAHİN ____________________________________________________________________ 1990 CUMALI, Necati: Uç Minik Serçem 1990 GÜLEN, Mehmet: İstanbul Kanatlı Ben 1990 K.(AKINÇ), Tarık Dursun: Ağaçlar Gibi Ayakta 1990 K.(AKINÇ), Tarık Dursun: Ağaçlar Gibi Ayakta 1990 KARAKUŞ, Hidayet: Uykusu Derin Şehir 1990 KARASU, Bilge: Gece 1990 PAMUK, Orhan: Kara Kitap 1990 PERİDE CELAL: Kurtlar 1991 AĞAOĞLU, Adalet: Ruh Üşümesi 1991 ALKAN, Erdoğan: Kör Oldum Veysel Oldum 1991 ALTAN, Ahmet: Yalnızlığın Özel Tarihi 1991 ANDAY, Melih Cevdet: Mavi Sokak(1958-59'da takma adla tefrika) 1991 ANDAY, Melih Cevdet: Meryem Gibi 1991 APAYDIN, Talip: Köylüler (TDİ-VD Üçlemeşi:3.Kitap) 1991 ARAL, İnci: Ölü Erkek Kuşlar 1991 BAHADINLI, Yusuf Ziya: Devekuşu Rosa 1991 BEHRAM, Nihat: Lanetli Ömrün Kırlangıçları 1991 BENER, Vüs'at O.: Bay Muannit Sahtegi'nin Notları 1991 BOZKURT, İsmail: Yusufçuklar Oldu mu? 1991 DÖLEK, Sulhi: Truva Katırı 1991 GÜNEL, Burhan: Baraka 1991 ILGAZ, Afet: AD Semud Meyden 1991 İLERİ, Selim: Mavi Kanatlarınla Yalnız Benim Olsaydın 1991 KARAKOYUNLU, Yılmaz: Üç Aliler Divanı 1991 MADRA, Ömer: Romanımla Sana Bir Ses 92 1991 ŞAHİN, Osman: Başaklar Gece Doğar 1991 UZUNER, Buket: İki Yeşil Su Samuru,Anneleri,Babaları ve Diğerleri 1991 YAŞAR KEMAL: Kanın Sesi (Kimsecik:3) 1991 YAVUZ, Hilmi: Fehmi K'nın Acayip Serüvenleri 1991 YURDAKUL, Ahmet: Bir Masal Akşamı 1992 AKAŞ, Cem: Suç ve Ceza 1992 ALATLI, Alev: Viva la Muerte/Yaşasın Ölüm(Orda KimseVar mı?1) 1992 ALATLI, Alev: Yaseminler Tüter mi?... 1992 ALBAYRAK, Sadık: İnsan Arayışı 1992 ANDAY, Melih Cevdet: Birbirimizi Anlayamayız 1992 ARAL, İnci: Ölü Erkek K... Devamı

15 05 2010

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini

Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini -Taslak- 9 (2000- 2006) / Ali ŞAHİN ____________________________________________________________________ 2000 AÇAR, Mehmet: Siyah Hatıralar Denizi 2000 AĞAOĞLU, Adalet: Romantik Bir Viyana Yazı 2000 AKYILDIZ, Tülin: www.Seni Arıyorum.Com 2000 ARIKAN, Meltem: Evet... Ama... Sanki... 2000 BATUR, Enis: Acı Bilgi 2000 BAYDAR, Oya: Sıcak Külleri Kaldı 2000 BAYKAM, Bedri: Kemik 2000 BAYKURT, Fakir: Eşekli Kütüphaneci 2000 BENER, Erhan: Işığın Gölgesi 2000 BIÇAKÇI, Barış: Herkes Herkesle Dostmuş Gibi... 2000 BİNARK, Nermidil Emer: Şakir Paşa Köşkü 2000 CELAL, Metin: Ne Güzel Çocuklardık Biz 2000 ÇAMUROĞLU, Reha: Son Yeniçeri 2000 ERAY, Nazlı: Ayışığı Sofrası 2000 ERGİNÖZ, Murat Aykaç: Sarayın Gözyaşları/Cem Sultan'ın Romanı 2000 ERGÜL, Teoman: Nurbanu 2000 EROĞLU, Mehmet: Yüz 1981 2000 FERAH, Tülay: Erkek 2000 FERAH, Tülay: Kırmızı Erik 2000 GÜNDAY, Hakan: Kinyas ve Kayra 2000 GÜRSEL, Nedim: Resimli Dünya 2000 HAFİFBİLEK, Celâl: Zamanla Belki 2000 İLERİ, Selim: Solmaz Hanım, Kimsesiz Okurlar İçin 2000 İPEKÇİ, Leylâ: İlk Kötülük 2000 İZGÜ, Muzaffer: İçimde Çiçekler Açınca 2000 KARAKOYUNLU, Yılmaz: Çiçekli Mumlar Sokağı 2000 KARCILILAR, Ahmet: Gülden Kale Düştü 2000 KAYMAZ, Sezgin: Lucky 2000 KOÇ, Zerrin: Islak Kentin İnsan İnsanları 2000 METE, Levent: Aşk Romanları Yazan Adam 2000 ÖZAKMAN, Turgut: Romantika 2000 ÖZTÜRK, Handan: Mor Tecavüz 2000 ÖZÜNAL, Mucize: Alayın Kızları 2000 ÖZÜNAL, Mucize: Siyah Hatıralar Denizi 2000 Solmaz Kâmuran: Kirâze 2000 ŞAFAK, Elif: Mahrem 2000 TEMELKURAN, Ece: İç Kitabı ... Devamı

27 03 2010

2010R Üç Yazar, Üç Roman

2010R Mine Söğüt'le romanlarını ve 'Dolapdere' kitabını konuştuk Beş Sevim Apartmanı, Rüya Tabirli Cinperi Yalanları/ Mine Söğüt/ Yapı Kredi Yayınları/ 126 s. Kırmızı Zaman/ Mine Söğüt/ Yapı Kredi Yayınları/ 220 s. Şahbaz'ın Harikulade Yılı 1979/ Mine Söğüt/ Yapı Kredi Yayınları/ 346 s. Dolapdere, Kürt Kediler Çingene Kelebekler/ Mine Söğüt/ Heyamola Yayınları/ 110 s.'Yazarken peşine düştüğüm temel kavramların başında 'kötü' var' Mine Söğüt, batılla uğraşmasının nedenini, kötülüğün beslendiği temel kaynağın bu tür inanışlar olmasıyla açıklıyor. Her şeyin karşıtıyla var olduğuna inanan ve karakterlerini de buradan hareketle yaratan Söğüt, kavramlara farklı bakış açıları getiriyor ve yorumu okura bırakıyor. İstanbul 2010 Kültür Başkenti projesi kapsamında yayımlanan 'İstanbulum' adlı dizide yer alan Dolapdere Kürt Kediler Çingene Kelebekler adlı çalışması üzerine söyleştik Mine Söğüt'le. Senem ÖZCAN -İlk romanınız Beş Sevim Apartmanı ile başlıyorsunuz toplumda yer alan çarpık kişilikleri büyüteç altına almaya. Karakterlerinizin ikilemlerinin önemli olduğunu görüyoruz yapıtlarınızda. Çok kişili romanlarınızda karakterleri neye göre seçiyorsunuz? - Yazarken peşine düştüğüm, anlamaya, anlamlandırmaya çalıştığım temel kavramların başında 'kötü' var. O yüzden genelde karakterlerim ya kötülüğün mağduru ya da faili oluyor. Her şey karşıtıyla var olur. Kötü iyinin karşısında kötüdür, iyi de kötünün karşısında iyi. Karakterlerimi her şeyin karşıtıyla var olması prensibinden yola çıkarak yaratınca, kavramlara çok boy... Devamı