KAPAK
|
Esmahan Aykol, Hakan Günday, Şebnem İşigüzel, Murat Uyurkulak (soldan sağa, üstte) Doğu Yücel, Meltem Arıkan, Fidan Terzioğlu, Tuna Kiremitçi, Elif Şafak (soldan sağa, altta)
|
Yeni bir yazar kuşağı var. 80'li yıllarla birlikte Türk edebiyatının yaşadığı dönüşüm, 2000'li yıllarda sayıları iyice artan 'yeni' yazarlarla bir kuşaktan söz etmeyi mümkün kılıyor. Roman ve öyküye bambaşka konular, türler ve dil arayışları taşıyan yazarlar, özel hayatlara odaklanırken yeni gençliğin de anlatıcısı oldular
28/03/2003
A. ÖMER TÜRKEŞ (Arşivi)
2000'li yılları onlardan okuyoruz
Edebiyat ve sanatın insanları etkileme gücünün, daha doğrusu 'söz'ün büyüsünün yittiği bir zamanda ve mekanda yaşıyor ama roman sayısındaki rekor sayılabilecek bir artışa, romanların çok satarlığına ve roman tartışmalarının aktüalitesini hiç kaybetmediğine de tanık oluyoruz. Tanıklığımız bunlarla sınırlı değil, son yıllarda romanın 21. yüzyılda izleyeceği seyri işaret eden önemli bir gelişme daha var: Roman sanatının bugününe genç, henüz 'yolun yarısına' gelmemiş bir kuşak yavaş yavaş ağırlığını koyuyor; bir önceki kuşakların biraz apolitik bulup bir türlü ısınamadıkları 80 sonrası kuşağı, romanlarda ifade ediyor kendisini!..
Edebiyat tarihimizin belki birkaç çatlama noktası tespit edilebilir, ama alanın kırılma noktası hiç kuşkusuz tektir ve tarih, 12 Eylül 1980 olarak işaretlenmelidir. Dönemin yarattığı çok yazılıp söylenen olumsuzluklarını bu yazı özelinde tekrarlamak gereksiz, ancak genç kuşakların nasıl bir kültürel atmosferde yetiştiklerine işaret etmek için 80 darbesiyle başlayıp 21. yüzyıla uzanan son yirmi yılda siyasi, ekonomik ve toplumsal restorasyonun tüketim ideolojisini yaygınlaştırdığını, ilgilenilmesi tehlikeli 'büyük anlatıların' terkedildiğini, sistem içi mikro çözüm arayışlarının ve bireyi öne koyan yeni toplumsal teorilerin yaygınlaştığını da bir not olarak kaydetmek yerinde olur. Çünkü edebiyat ve sanat ürünleri yalnızca kendi alanları içinde serpilip gelişmezler; yani edebiyat edebiyatı, sanat da sanatı yaratmaz. Bunlar somut bir tarihte ve toplumda, o toplumda var olan maddi üretim tarzının, iktidar ilişkilerinin ve ideolojilerin karmaşık ilişkileri üzerinde yükselen bir kültürün ürünleridir ve romanın 21. yüzyılına damgasını vuracak kuşakların yol alacağı istikamet, bu kültürün renkleri ortaya konulmadan tayin edilemez.
Romanları 50'li, 60'lı, 70'li ve hatta 80'li yıllardan bu yana yayımlanan yazarların anlam dünyalarının merkezinde 'aydınlanmacı' düşüncenin, aydın sorumluluğu dediğimiz toplumsal duyarlılığın izleri vardır. Hele ki 68 ve 78'lilerin ruhundan söz edeceksek eğer, giyim kuşam tarzından eğitime, müzikten edebiyata, cinsellikten siyasete kadar hayatın her alanına yönelen bir değişim talebinden, bir özgürlük mücadelesinden ve bir isyan duygusundan yola çıkmak gerekir!.. 80 sonrası dönemde ise kuşaklar arasındaki iletişimin kopuşuna ve kendisini kamusal alanda ifade etme araçlarından mahrum bırakılan bir gençliğin sancılı gelişimine tanık olduk, ama onları ne kadar tanıdık bilemiyorum. Önceki kuşakların şimdiki gençlikle ilgili tahayyül ve tasavvurları medyadan, TV dizilerinden ya da devletin YÖK gibi kurumlar aracılığıyla yaptığı düzenlemelerden dışa vurulmakla birlikte, gençlerin ilgileri, eğilimleri, duygu ve düşünceleri konusunda birinci elden, onların ağzından dile getirilmiş çok az şey var. Tam da bu nedenle onların yazdıkları romanlar edebi değerlerinin ötesinde bir anlamı da barındırıyorlar.
Siyasi romandan uzak
Özellikle 2002 yılında ulaştıkları sayıyla bir 'kuşak' hüviyeti kazanan 80 sonrası yazarlarının genel karakteristikerine baktığımızda, sayılara dayalı genellemeler kimi zaman yanıltıcı olsa bile, yazarların 'siyasi roman'dan uzak durduklarını söyleyebiliriz. Geçtiğimiz dönemin sevilen akımı postmodern tarihi romanlara da ilgi göstermiyorlar; bunların yerine kadın sorunlarına eğilen, genç insanların hayatlarına odaklanan, polisiye, bilimkurgu, fantastik ve underground türlerde yazılan romanların çokluğu dikkat çekiyor ve kuşağın bir yenilik arayışını işaret ediyor.
60'lı yılların sonlarından itibaren yerli yazarların unuttuğu bir türdü polisiyeler. 80'lerden sonra yayınevleri ve okuyucuların ilgisi çeviriler aracılığıyla yoğunlaştıkça yerli yazarların kaleminden çıkma polisiye sayısında da önemli bir artış kaydedildi. İlginin halen sürmesi, türün geçici bir heves olmadığını kanıtlarken yeni kuşak polisiyelerde 'katil kim?' sorusunun yerine suçu toplumsallaştıran temalar ve biçim denemeleri öne çıkıyor.
Korku, bilimkurgu ve fantastik türün Türk romanına kazandırılmasının onuru ise tamamiyle yeni kuşak yazarlara aittir. Yakın zamana kadar kötü ya da kısaltılmış çevirilere yerli yazarların ilgisizliği de eklenmiş, bu türleri
sevenler fanzinleri, sinemayı ve çizgi - romanları takip etmek zorunda kalmışlardı. Bugün -yazar, yayımcı ve çevirmenleriyle- gençlerin hayat verdikleri bu türlerde bilim ve fantazyanın yanı sıra toplumsal eleştiriye ve gelecek tasarımlarına ağırlık verildiğini görüyoruz. Roman hiyerarşisinde alt sıralara konulan ve Batı edebiyatlarında popülerlik nitelikleriyle öne çıkan söz konusu türlerin Türkiye'de, okuyucu ilgisi anlamında henüz popülerleşmediklerini -eğilim yönünü tayin maksadıyla- hatırlamakta fayda var.
Konular gençlik yıllarından
Yazarların yoğunlaştıkları konular arasında lise yıllarının, üniversite koridorlarının, ilk aşkların, internet arkadaşlıklarının, yani gençliğin kendisinin olması sevindirici... Aslında Türkçe yazılan romanlarda sıklıkla yer almıştır öğrenci gençlik. Popüler türlerden meselesi ağır siyasi romanlara kadar hemen hepsinde, eski üniversiteli öğrenci tipinde sorumlu ve ciddi bir yan vardır; o, bakılan, imrenilen, haset edilen - her zaman insani vasıflara olmasa bile - umut vaad eden bir geleceğe sahip olan adamdır... Bugün bambaşka bir öğrenci tipiyle karşılaşıyoruz. Kuşkusuz bu tespit yazarlara yönelmiş bir eleştiri anlamına gelmiyor; yazarlar, gördükleri, bildikleri, yaşadıkları bir gerçeği anlatıyorlar ve kuşkusuz bu gerçekliği onlar yaratmadılar. On binlerce öğrencinin eğitim gördüğü üniversitelerden, mesela üzerinde herkesin ortaklaştığı meşru zemindeki bir 'Savaşa Hayır' gösterisine ancak yüzlü sayılarda öğrenci katılıyorsa, hikâyelerin kahramanlarının da bu azınlıklardan seçilemeyeceği
-sessizce ama mahçup bir ifadeyle- kabul edilmelidir. Yeni kuşağın romanları yeni bir gençliği tanıtırken, restorasyonun tamamlandığını, üniversitelerin el değiştirdiğini, gençliği saran tüketim kültürünü ve aydınlarla toplum arasındaki bağların inceldiğini tarihsel bir süreçte eksiksiz anlatıyorlar.
Daha önceki yazılarımda roman genelindeki sayısal artış için söylediklerim,
genç kuşaklar için de geçerliliğini koruyor; nicelikle nitelik arasında henüz bir paralellik sağlanmış değil. Yeni kuşak yazarlar da konu, anlatım biçimleri, mekan, kişi ve karakter çizimlerinde sıklıkla birbirlerini tekrarlıyorlar. Belki de bu nedenle, nasıl anlatmak yerine ilginç bir konu bulmak ve okuyucuyu şaşırtmak üzerine yoğunlaşıyor romancılar. Ne var ki genç yazar adaylarının kişisel hayat deneyimlerinin, gözlem ve bilgilerinin
isteklerine eşlik edecek kadar donanımlı olmadığını da görüyoruz. Bu durumda özel hayatlardan üretiliyor hikâyeler; 'hayatım roman' klişesi bir kez daha canlanıyor. Yine de iyimser olmamıza yetecek çok sayıda başarılı
'ilk roman' da var. Şimdi çuvaldızı elimize alalım; asıl yetersizliğin yeni kuşağın üretimine cevap veremeyen eleştiri ve editörlük müesseselerinde olduğunu düşünüyorum.
2000'li yılların romancıları
2000'li yıllarda kitap çıkartan, 1968'den sonra doğan yazarlar arasından seçilmiştir.
'*' olanlar ilk romanlarını yayımlayanlar.
2000
Mehmet Arif Derbent*
Barış Tuna*
Sabri Kaliç*
Sinan Tamer*
Cem Akaş
Hakan Günday*
Alper Canıgüz*
Meltem Arıkan
Elif Şafak
Seher Bilgehan*
Barış Bıçakçı*
2001
Esmahan Aykol*
Murat Sermet
Hakan Akdoğan
Fatih Kaynak*
Eyüphan Erkul*
Fidan Terzioğlu*
Hakan Karahan*
Halide Eşber
Hakan Akdoğan
Arzu Özköse
Murat Sermet
Süreyyya Evren
2002
Ferhat Ünlü*
Barış Müstecaplıoğlu*
Gönül Kıvılcım
Emine Güllüoğlu*
Hakan Günday
Orkun Uçar*
Sibel Atasoy*
Özlem Kumrular
Murat Uyurkulak*
Hakan Bıçakcı*
Şebnem İşigüzel*
Tuğba Ertekin*
Tuna Kiremitci*
Aydilge Sarp*
Doğu Yücel*
Burak Özdemir*
Kaan Polatlar*
Alper Atalan*
Beyza Güdücü
Kevork Kirkoryan
2003
Ayça Seren Ural
Mine Söğütçü
Türker Armaner