AlsahBlog

• 6/1/2006 - 2004 Romanları 1, 2/ Asuman Kafaoğlu- BÜKE

Kategori: Inceleme

2004 ROMANLARI - I
Birkaç yıldır edebiyat dergileri, yılsonunda tüm yılın romanlarını değerlendiren bir yazı isterlerdi, geçen sene yazı isteyen derginin de kapanmasıyla, böyle bir değerlendirme yazısı isteyen çıkmadı; geleneği bozmamak için bu sene yazıyı bu köşeye taşımaya karar verdim.

2004 yılı boyunca elime beş yüzün biraz üzerinde kitap ulaşmış. Çıkardığım listedeki kitapların 200 kadarı roman (ve novella) ve bunların arasından yabancı yazarların eserlerini ve daha önce baskı yapmış olanları ayırınca geride kalanların sayısı ürkütücü değil! Değerlendirmeyi, elime ulaşan romanlar üzerinden yaptım, bu yüzden büyük yayınevleri (“büyük yayınevleri”nden kastım, birin üzerinde editöre düzenli maaş ödeyenler) aksatmadan yayımladıkları her kitabı yolladıkları için belki öne çıktılar. Yine de listemdeki kitapların yayınevlerine göre ayırdığımda, ellinin üzerinde yayınevi adı var, bu yüzden küçük yayınevleri de elime geçmesini istedikleri romanları sanırım yollamışlar.

Yılsonu değerlendirmesinin birkaç açıdan anlamı var benim için, birincisi belli bir zaman geçtikten sonra çok az sayıda eser zihnimde tazeliğini koruyor. Bir açıdan zamana karşı ne kadar dayanıklı olduklarını anlamaya yarıyor çünkü bazı romanlar okunduktan birkaç hafta sonra bile bir iz bırakmamış olabiliyorlar. İkinci bir neden de eserlerin birlikte değerlendirilmeleri, günümüz Türk romanının ortak kişilik özelliklerini görmeye yarıyor.

Değerlendirmelere Orhan Pamuk’un “İstanbul: Hatıralar ve Şehir” kitabıyla başlamak istiyorum. Aslında bu bir roman değil ve 2004’de yayınlanmadı. Bu yüzden bu yazının başlığına uymuyor fakat kitabı yayınevi geç yolladığı için ancak 2004’ün ilk haftalarında okuyabilmiştim. Pamuk’un “İstanbul”u içinde iki kitap barındırıyordu: bir yandan İstanbul’u ressam, fotoğrafçı ve yazarların izlerinden giderek anlatırken, bir yandan da yazar çocukluğunu, aile yaşamını, İstanbul’un gündelik şehir hayatını anlatıyordu. Orhan Pamuk’un “herkes aptaldı ya da çok aptaldı” gibi sözleri hümanist doğama çok ters düştüğü için tepki duymadan edemedim fakat 2004 yılında okuduğum en güzel yapıtlardan biriydi “İstanbul.”

İlk Romanlar

2004 yılında çok sayıda ilk roman yayımlandı. Bu romanlar üzerine çok konuşuldu ve yazıldı. İlk romanı yayımlananlar arasında edebiyat çevrelerinin tanıdığı isimler de vardı, bunları hemen amatörce bir ilgiyle roman yazanlardan ayırmak gerekiyor. Bence bu yıl piyasaya çıkan ilk romanların büyük bir kısmı aynı zamanda yazarların son romanıydı, çünkü içlerinde ikinci bir roman çıkartacak malzeme yoktu. Zaten büyük bir kısmının yazar olmak gibi bir amacı da yoktu eminim. Bunu dedikten sonra hemen sanatlarla amatör olarak ilgilenenlerin sayısının artmasının kültürel olarak ne kadar önemli olduğunu da eklemek gerekir. Genelde edebiyatta amatörlük şiir ve öykülerde görülür. Roman ise yapısı gereği amatörce uzun süre izlenecek bir hobi değildir. Sanırım ilk romanların sayısına edebiyat çevrelerinin şaşırmasının nedenlerinden biri buydu.

İlk romanların içinde bu yıl en çok konuşulanların başında Murat Gülsoy’un “Bu Filmdeki Kötü Adam Benim” (Yunus Nadi Roman Ödülü) romanı geliyordu. Gülsoy karmaşık ama çok akıllıca bir yapı içine oturttuğu öyküsünü içiçe geçen iki metinden oluşturmuştu. Özellikle üst roman anlatımı ve okuru roman yapısı üzerinde düşünmeye itmesi ile dikkat çeken bir romandı.

Bu yıl severek okuduğum romanlardan biri Yekta Kopan’ın “İçimde Kim Var” adlı romanıydı. Bülent Ortaçgil’in şarkılarından, “Yurttaş Kane” filminden esinler taşıyordu. Romandan çok canlı imgeler kaldı aklımda: örneğin, bir yağmur damlası ya da bir sigara dumanı olarak karakterlerin arasında süzülen bir anlatıcı çok hoşuma gitmişti.

Sihirli Gerçekçilik

Bu yıl masalsı diliyle gizemli hava estiren romanlardan biri Elif Şafak’ın “Araf” romanıydı. Yazarın İngilizce kaleme aldığı romanı en çok bu özelliğiyle konuşuldu ve tartışıldı. Yazarın diğer romanlarındaki mekân ve zamandan farklı olarak bu romanı günümüz Boston’unda geçiyordu. Bir yerde yabancı olma duygusu üzerine, bir yere ait olamama hissini işliyordu yazar.

Masalsı anlatımını çok sevmeye başladığım bir başka yazar Sebahattin Demiray ise “Ecel Sarayında Gece” romanında onyedinci yüzyılda, IV. Murad dönemini anlatıyordu. Roman boyunca farklı karakterlerin ağzından anlatılan bölümler romana zenginlik katmıştı ayrıca bu romanda “Ecel”, “Gece” ve “Saray”ın dillenerek öykü anlatması doğu masallarını düşündürmüştü bana.

Benzer bir hava Mine Söğüt’ün yeni yayımlanan “Kırmızı Zaman” romanında esiyordu. Demiray gibi Söğüt de İstanbul’un dehlizlerinde, tarihi dokusu içinde kuruyor romanını. “Kırmızı Zaman” günümüz İstanbul’unda geçiyor ama yazarın fantastik öğeleri gerçeklerin arasına serpiştirmesiyle arzulanan gizem hissediliyor.

12 Eylül

Bu yıl çok sayıda 12 Eylül günlerinin anlatıldığı roman okuduk. Süheyla Acar’ın “Yağmurun Yedi Yüzü” bunlardan biriydi. Acar, aynı politik görüş çevresinde toplanmış bir avuç gencin, yıllar sonra ölümle yeniden bir araya gelmesini anlatıyordu.

Cemil Kavukçu’nun “Suda Bulanık Oyunlar” sadece yaşananları değil, zihinlerdeki şüpheleri, endişeleri, yarım yamalak bilgileri de dile getiriyordu; idealleştirme yerine gerçekleri yerine oturtma, anlatmak yerine anlama gibi konuları merkeze almıştı Kavukçu. Politik kavgaları bugün yeni bir gözle görmemize yarayan bir romandı “Suda Bulanık Oyunlar.”

Hasan Öztoprak “Devamı Hayat” da aynı dönemi bireyin psikolojik dengesini romanın ana teması yaparak anlatmış. Aslında bu üç romanda ortak tema olarak siyasi duruş ile aşkın zıtlaşması dikkat çekiyor. 12 Eylül döneminin özelliklerinden biri, duygu ve tutkuların aşağılanması, bu romanlar sayesinde fark ediliyor. Yakın tarihin romanlara konu olmasını, okura farklı açılardan bakma fırsatı vermesi açısından çok olumlu buluyorum. Yazarların kendi deneyimlerini ve yakın çevrelerinde yaşanan dramları anlattıkları bu romanlar, kültürel bilincin oluşmasında önemli rol oynuyorlar.

2004 politik romanlar açısından genel anlamda zengin bir yıldı. Çoğu romanın temasında olmasa da fonunda Türkiye’nin siyasi sorunları vardı. Haftaya 2004’un diğer romanlarıyla devam…


Cumhuriyet Gazetesi Kitap ekinde 23 Aralık 2004 tarihinde yayınlanmıştır.
Tüm yayın hakları yazara aittir, izinsiz kopyalanmaz.

2004 ROMANLARI - II

2004 yılı boyunca tartışılan konulardan biri, bazı yayınevlerinin yüz bin kopyaya ulaşan baskılar yaparak kitap fiyatlarını düşürmeleriydi. Süpermarketlerde yerlerde yığılmış kitapları gördükçe endişeye kapılmadan edemiyordum, kim alacak bu kadar kitabı diye, fakat sanırım ucuza kitap alma çok sayıda insana iyi geldi. Ülkemizde ikinci el kitap piyasasının gelişmemiş olması galiba satışların iyi gitmesinde önemli rol oynadı.

Yüksek tirajlı kitapları bir tek kategori olarak ele almak olanaksız, bunların içinde “Nasıl erkek tavlanır?” gibi konuları işleyenler olduğu gibi, edebiyatımızın saygıdeğer yazarlarının yapıtları da vardı.

Bu sene “çok satanlar” listelerine giren çok sayıda edebiyat yapıtı vardı yine. Vedat Türkali’nin “Kayıp Romanlar” kitabı, uzun süre kaldı bu listelerde. Türkali anıtsal yapıtı “Güven”den beş yıl sonra yazdığı romanının başında önceki romanına gönderme yaparak başlıyordu. “Kayıp Romanlar” uzun sürgün yıllarının ardından ülkesine dönen birini anlatıyordu. Bu roman, eski devrimcilerin bugün dünyada kendilerine nasıl bir yer açtıkları, nasıl ilişkiye girdikleri, nelere özlem duydukları konusunu işleyen birçok romana örnek olarak gösterilebilir. Eskinin yeniden değerlendirmesi, bugünü aydınlatan bir unsur olarak bu yılın romanlarında sık işlenen konulardan biriydi.

Politik bir fona oturtulmuş öykü anlatan bir başka roman Mehmet Eroğlu’nun “Kusma Kulübü” idi. Aslında bu yıl Matthew Pearl “Dante Kulübü,” Cem Akaş “Kant Kulübü,” Chuck Palahnuik “Dövüş Kulübü,” İnanç Çakıroğlu “Gölge Avcıları Kulübü” başlıklarıyla roman yazdılar. Her birinin başlığında “kulüp” sözcüğünün olması yeni düşünceler çağrıştırdı bende. Kulüpler belki de günümüzü tarif etmekte kullanacağımız yeni bir sosyal sınıflandırmaya dönüşüyordu. Kendi içinde kapalı, ortak bir eylem ya da düşünce etrafında toplanmış kontrol edilebilir grup, ortaçağın kapalı küçük birimlerine geri döndüğümüz izlenimi de veriyor ayrıca.

“Kusma Kulübü” sosyal adaletsizliğe karşı tepki duyan bir grup gencin eylemlerini anlatıyordu; açlık grevleri ve askerlerin vicdan hesaplaşması gibi temalar Eroğlu’nun romanında politik fon oluşturuyordu. Handan Öztürk’ün “Doğu’nun Çıplak Kadınları” romanı da Doğu Anadolu’daki politik sorunları ve ellerinde kalan tek çözümün intihar olduğunu düşünen kadınları anlatıyordu.

Erhan Bener “Sıradışı Bir Kadının Otobiyografisi” adlı romanında Doğu’ya atanan bir öğretmeni anlatıyordu bir bölümünde. Hem doğunun şartlarını ve yirmi yıl önce politik gerginliği hem de doğuda bir kadın olmayı eşsiz güzellikte bir gerçekçilikle dile getiriyordu.

Bu yıl hakkında çok yazılan romanlardan biri Oya Baydar’ın “Erguvan Kapısı” oldu. Romanları okuduktan aylar sonra hala aklımızda kalanlar yazarın başarısının ölçütü mü diye çok düşünmüşümdür. Oya Baydar’ın romanından çok canlı bir sahne zihnime kazınmış: kucağında ölü oğlu ile Meryem ananın tasvir edildiği Michelangelo’nun “Pieta” (1499) adlı heykelinin önünde kendi yaşamını feda etmek üzerine tartışan bir anne ile oğul.

2004 anı-romanlar açısından zengin bir yıldı. Şu sıralar elimden bırakamadığım Enis Batur’un “Mürekkep Zaman” kitabı gibi çok sayıda yazar ve sanatçı ya anılarını yazdılar ya da uzun soluklu röportajlarla anlattılar. Bunların içinde Adnan Binyazar’ın “Ölümün Gölgesi Yok” benim çok hoşuma giden bir kitap olmuştu. İçten anlatımı ve kitabın konusunu oluşturan aşk beni çok etkilemişti. Etkilendiğim bir başka kitap Ahmet Cemal’in “Kıyıda Yaşamak” olmuştu. Cemal de Binyazar gibi kendi yaşam öyküsüne göndermelerle zenginleştiriyordu kitabını.

Fantastik türünde de çok sayıda eser vardı 2004’de. Altay Öktem’in “Tanrı Acıkınca” Engin Geçtan’ın “Tren” Halil Gökhan’ın “Konuşan Kadın” ve fantastik bir tarih anlatan Hakan Erdem’in “Kitab-ı Duvduvani” benim okuduklarım. Aslında birbirleriyle fazla benzerlikleri olmayan romanları bu tür bir yazıda bir araya getirmek haksızlık, ortak bir karakterden bahsetmek zor bu romanlar için. Genel anlamda geride fazla iz bırakan fantastik bir kitap yoktu okuduklarım arasında.

Kendine özgü bir anlatıma sahip ilginç bulduğum kitaplardan biri Bedirhan Toprak’ın “Dün Gördüm Gece Bir Rüya” romanıydı. Tam uykudan uyanmadığımız anlarda, gerçekliğin üzerine çekilen sis örtüsü gibi bir atmosfer yaratmıştı romanında Toprak.

Murathan Mungan’ın “Çador” adlı novellası da sis içinden yazılmış gibiydi. Mungan yer ve zaman vermeden bir öykü anlatıyordu. Aslında bir romandan çok bir korkunun etrafında oluşan düşüncelerdi anlattığı. Yıllar sonra insan evine dönse, ama döndüğü evinde kadınların yok sayıldığı bir yönetim hüküm sürmeye başlamışsa, annesini ve kardeşlerini yeniden bulmayı nasıl umabilir?

Can Eryümlü de “Kalimerhaba İzmir” romanında yıllar sonra İzmir'e dönen ve geride bıraktığı sevgilisini aradan geçen yıllar sonra bulmasını anlatıyordu. 1920’lerde başlayan hikâye, İzmir yangınını ve yıllar içinde değişen İzmir’i anlatıyordu. Bugün Türk-Yunan ilişkisinde gelinen noktayı anlamak için önemli bir romandı “Kalimerhaba İzmir.”

Yiğit Bener ikinci romanı “Kırılma Noktası”nda daha yakın bir geçmişi anlatıyordu. Aradan beş yıl geçmiş olmasına rağmen hala yaraları tam sarılamayan Marmara depreminin sarsıntısını yaşamında da hissetmiş bir kadın kahraman ağzından anlatılan roman, merkezinde ülkenin edebiyat sorunlarına yer veriyordu.

Önay Sözer, “İsis’in Düğümü” romanında gerçek ile sanal olanı içiçe geçirerek ve bunu romanın mimari yapısı içine yedirerek anlatıyordu. Yiğit Bener’in romanı gibi bunun da yapısı akıllı bir kurgu ortaya koyuyordu.

2004’e uzaktan bakınca akılda kalan romanlar bunlardı. Tabii birçoğunun adını bile anma fırsatı bulmadan yazının sonuna geldim bile. Daha önceki yıllarda yazdığım yılsonu değerlendirme yazılarında genel bir hayal kırıklığı ile bitirmişim hep yazıyı, bu yıl inanılmaz bir iyimserlik hissediyorum.

Bu yıl çok sayıda çok iyi roman okudum. Romanımızda bir patlamadan söz ediliyor, ben bu yıl artık patlamanın nicelikten niteliğe doğru kaydığını hiç tereddüt etmeden söyleyebilirim. Dünyada önemli ödülleri alan ve eleştirmenlerin değerli bulduğu romanları da okuma fırsatım oldu bu yıl, bu romanlarla Türkçe yazılan romanları karşılaştırdığımda artık nitelik açısından dünyada söz sahibi olacak bir konuma geldiğimizi düşünüyorum.

Çok sayıda çok iyi roman vardı dedim, tabii aralarında başyapıt olduğunu düşündüğüm romanlar da vardı, bunlardan biri Latife Tekin’in “Unutma Bahçesi” idi. Romanın doğaya yakın duruşu ve yazarın sezgilerle dolu anlatımı, ortaya gizemli ve olağanüstü bir roman çıkmasının nedeni idi bence.

Geçtiğimiz haftalarda Orhan Pamuk’un “Kar”ının New York Times Book Review’da Philip Roth, Alice Munro gibi yazarların romanları ile birlikte yılın en iyilerinden biri seçilmesi bence çok önemli bir kilometre taşıydı. Önümüzdeki yıllarda bu listelerde diğer yazarlarımızı göreceğiz kuşkusuz.

İYİ OKUMALAR! İYİ YILLAR!

 

Cumhuriyet Gazetesi Kitap ekinde 30 Aralık 2004 tarihinde yayınlanmıştır.
Tüm yayın hakları yazara aittir, izinsiz kopyalanmaz.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

Hakkımda

Türk Romanı Üzerine Yazılan inceleme, araştırma, değerlendirme yazıları, söyleşiler vb.

Son yazılar

YİTİK GÖL ROMANI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME / Nail UYAR
Arşiv: AlsahBlog/RomanYazıları 2005
Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Roman Zamandizini (1872- 2006) / Kronoloji
Tek ve mükemmel bir hayat, Haldun Taner öykü ödülünü Ağula adlı kitabıyla kazanan Sibel K. Türker
63. Yıl Yunus Nadi ödülleri 2009
MEB'NIN İLK VE ORTA ÖĞRETİM İÇİN SAPTADIĞI 100 TEMEL ESER
Roman Yazıları Arşivi'nden
9. Fakir Baykurt Kültür Sanat Günleri Programı
Masumiyet Müzesi Haberleri
"Güven" 10 yaşında
‘Ağabey, çamaşırlarınızı, romanınızı gönderiyorum’
Orhan Pamuk’tan bir aşk romanı
Kırık bir kalbin romanı
Miami’den Mardin’e
Ayla Kutlu romanı
Duygu Asena Roman Ödülü, Lal Kitap'ın oldu
Kitabın Adı: Ankara
İlköğretmenimiz Fakir Baykurt
Orhan Kemal bakışı
Oğuz Atay Roman Yarışması Sonuçları Açıklandı
Boşluğun masalı... / Latife Tekin
Yaşar Kemal neden Nobel alamadı? İşte cevabı!
Türk edebiyatının farklı tarihi
Erkekler arasında tek başına
KÖY ENSTİTÜLERİ HALKI BİLİNÇLENDİRİYORDU / KADİR İNCESU

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS
Ali ŞAHİN (alsah) 'in Tüm Blok Ve Siteleri
Güldeste/ En Güzel Atatürk Şiirleri/ Seçki
Kastamonu Net (Blogcu)
Öyküler & Öykücüler
Roman Yazıları
Şiirler & Şairler
Taşköprü'den Bakış
Yedinci Sanat
Yeni Edebiyat (Blogcu)
Edebiyat Dünyası
Yeni Edebiyat
Yeniden Dergi
Edebiyat
Öykü
Gökırmak
Esintiler
Taşköprü'nün Sesi
Taşköprü Yazıhamit Köyü
Kastamonu Net
Gerçeğin Sesi
Güncem
Edebiyat 2005
Çocuk ve Edebiyatı
Sanat ve Toplum
Dersimiz: Edebiyat
E- Edebiyat
Taşköprü'nün Taş-köprüsü
Dünya Ressamlarından Büyük Resim Galerisi

Kategoriler

  • A. Ali ŞAHİN (A. Alsah) Yazilari
  • Anma
  • Arastirma
  • Duyuru
  • Edebiyat Arastirmalari
  • Edebiyat Tarihimizden
  • Edebiyattan Sinemaya
  • Elestiri
  • Etkinlik
  • Haber
  • Inceleme
  • Kitap
  • Kitap Ozetleri
  • Kitap Tanıtma
  • Kronoloji (Zamandizini)
  • Roman Inceleme
  • Soylesi
  • Arkadaşlar

    alisahin37
    kastamonunet
    Guldeste
    oykuleroykuculer
    yeniedebiyat
    yedincisanat
    siirlersairler
    ilhanM
    elki
    yildizim
    derlemeler
    Hasan37
    cocukca
    geda
    hasanbildirki
    NEVAAY
    muzaffererdem
    ilkay
    riqelme
    sophia
    HandanGokcek2
    iremnur
    lalecik
    muratkulcuoglu
    ehicran
    EEYC
    cicim
    afranur
    gulcanca
    eroman
    esevcanca
    kastamonum
    UmitZeynep
    saclariniz
    lepidoptera
    nehir35
    tera
    perisel
    yakamoz37
    JeLiBoM
    deryadanlezzetler
    zeytintanesi
    tariksefer
    nsahin
    pelincee
    spil
    neslinursema3
    keskin965
    Nesak61
    gorseldil
    tulaybilgin
    ayakizleri
    SariYazma
    laalee
    savra
    mayinhatti
    sahinsah
    sahinsah
    sahinsah
    sahinsah
    Mansur
    emeginsanati
    kaylule
    nurtenaltinok
    kitapyorumu
    daktilo16
    passions00
    Laliyne35
    kitabooku
    neslinursema1
    neslinursema
    AliSahinAlsah
    kitapnehri
    neslinursema2
    alsah
    AlsahBloklariIndexi
    AlsahIndex
    cideli
    glhn74
    yagmurtuana
    bizimada
    incesan
    unutanlara
    vasitan
    teknolojihaber
    sevilla
    yorumsizin
    AlsahBloglariIndeksi
    AlsahBloglariIndexi
    AlsahBloklariIndeksi
    AlsahBloklariIndexim
    YeniGuneTurku
    kenanyucel
    bloggazetesi
    akinolgun
    sairasli
    gizemliruzgar
    sinemaseyret
    SerkanEngin
    siberdevlet

    http://alsahblog.blogcu.com/ Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa