08 01 2013

ASLI ÖNGÖREN BABASININ OYUNUNU YÖNETİYOR

ASLI ÖNGÖREN BABASININ OYUNUNU YÖNETİYOR |  görsel 1



 
  • Zengin Mutfağı kimleri besler!
  • ASLI ÖNGÖREN BABASININ OYUNUNU YÖNETİYOR
  • Sevda Aydın
  • Usta tiyatro yazarı Vasıf Öngören’in 1977’de yazdığı ‘Zengin Mutfağı’ bu yıl İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahneleniyor. ‘Zengin Mutfağı’nı Vasıf Öngören’in tiyatrocu kızı Aslı Öngören yönetiyor.

    26 Aralık’ta ilk gösterimini yapan oyun, ikinci gösteriminde saldırıya uğramıştı. İzleyiciler arasından iki kadının “kurt” işaretleri yaparak sahneye küfürler yağdırmasına oyuncular ve izleyicilerden tepkiler yağmıştı. Vasıf Öngören’in ‘Zengin Mutfağı’ Türk siyasi tarihinin en önemli olaylarından birini, 15–16 Haziran 1970 işçi eylemlerini fon alıyor. İş yasalarında yapılacak olan kimi değişikliklere karşı çıkan DİSK eylem kararı almış ve işçiler iş bırakarak taleplerini dile getirmek adına yürüyüş düzenlemişlerdi. Dönemin koşullarında işçi muhalefetini durdurmak adına sıkıyönetim ilan edilmişti. Oyun bu siyasi atmosferi anlatırken diğer taraftan da Selim karakteri üzerinden Türkiye’de birçok kesimin artık kabul ettiği kontrgerilla örgütlenmesini de gösteriyor.

    İlk kez 1977’de sahnelenen ‘Zengin Mutfağı’nı bu yıl Aslı Öngören yönetiyor. Aslı Öngören ile oyuna dair söyleştik...

    FAŞİZM YOK OLMAYAN BİR TEHLİKEDİR

    Vasıf Öngören, ‘Zengin Mutfağı’nı 1977’de sahnelemişti. Oyun o yıllardan bugüne bir çok yönetmen ve oyuncu tarafından ele alındı, filme çevrildi. Hala güncel olabilmesinin nedeni sizce nedir?

    12 Mart dönemi ve onun öncesindeki 15-16 Haziran işçi eylemleri bu oyunun ekseni oluşturuyor. Türkiye’deki ilk büyük işçi eylemi. Yüzbin kadar işçi sokağa döküldü. Çok etkili bir ses yükseltti o tarihte işçi sınıfı. O derece ki gerçekten sermaye sahipleri, büyük patronlar korktular. Dönemin sendikalaşan, örgütlenen işçi hareketini durdurmak üzere hükümetin almak üzere olduğu bir anayasa değişiklik kararına reaksiyon olarak başladı herşey. Oyunun yazılmasından önce yapılan seçimlerde MHP bir milyon oy alıyor. Vasıf Öngören’i harekete geçiren, bu konuda bir oyun yazmaya yönelten etkenler ve toplumsal manzara bunlar. Zengin Mutfağı, 70’ler Türkiye’sine dair bir resim gibi dursa da faşizm bence hiçbir zaman yok olmayan bir tehlikedir. O yüzden bugüne inanılmaz göndermeleri olan bir oyun. 30-40 senelik bir perspektifle bu oyunu izlemek, belki de temel meselelerin hiç değişmediğini anlamak için çok daha etkili olacak diye düşünüyorum. Beni de bu çok heycanlandırıyor.

    Mekan olarak ‘mutfak’ hem tiyatroda hem de filmlerde çok kullanılan alanlar arasında. Vasıf Öngören’in mutfağı bu oyun ve filmlerden nasıl ayrılıyor?

    Zengin Mutfağı’nın yazıldığı dönem Yeşilçam’ın en parlak zamanları. Eski Türk filmlerini hatırlarsınız; çoğu sıcak diyalog, olaylar hep mutfakta geçer. Tonton bir ahçı vardır, küçük hizmetçi bir kız vardır, şoför vardır vs. Öngören’in rol kişilerinin bunlardan seçmesi hiç de tesadüfi değil. Zengin Mutfağı neye yaramaktadır? Kimleri beslemektedir? Bunlar üzerinden sorgulamaya itiyor seyirciyi. Alıştıkları, kabul ettikleri, köşkün yukarı katlarında yaşayan patronlara koştur koştur hizmet eden çalışanlar resminin ötesinde bir sınıf meselesi ortaya koyabilmek için bu ortamı yaratır.

    Hizmetçi kız karakteri saf temiz hayallere sahip. Haliyle az önce bahsettiğiniz gibi Yeşilçam’dan da tanıdık. Fakat çoğu oyunda ve filmde gördüklerimizden sınıfsal dönüşümü ile sıyrılıyor...

    İşçi bir ailenin kızı ama bütün derdi evlenip kendi mutfağında yemekler yapmak. Bu kadar sıradan ve masum olan hikaye, epik tiyatronun dokunuşuyla bir değişime uğruyor. Kız, nişanlısı Selim’in dönüşümü karşısında safını seçmek zorunda kalıyor. Mutfakta kaldığı süre boyunca ayrı kaldığı sınıfsal gerçekliği, safını belirlerken gün yüzüne çıkıyor. 

    ZENGİN MUTFAĞINDA SEMİREN SELİM

    Öğrenci Selim zamanla caniye dönüşür. Burada dönemin içinde gelişen kontrgerilla örgütlenmesi ve sermaye ilişkisinin alt satırlarını okuyoruz...

    Beş parasız Selim eline biraz para geçsin diye arananlardan tanıdığı Ali Kara’yı ihbar eder. 12 Mart gelmiştir, eylemlere katılan işçiler aranmaktadır. Selim yaptığı ihbarla hayatında çok farklı bir adım atar. Çaresiz, önünü göremeyen, neye hizmet ettiği konusunda en ufak bilgisi olmayan Selim’in zengin mutfaklarında semirtilerek bir maşaya dönüşünü izleriz.

    Oyun boyunca dış etkenler, Epik Tiyatro etkileri ve sahnede görülmeyen fakat isimleri söylenen simgeler var. Mutfak bunların bir anlamda da buluştuğu bir yer...

    Büyük patron Kerim Bey ve hizmetçi kızın ağabeyi işçi Murat. Bu ikisi iki karşıt sınıfı temsil ederler. Onların çatışmalarının sonuçlarını biz sahnede görürüz ama sahnede ikisini görmeyiz. Bu da Vasıf Öngören’in yazarken ustalıkla kurguladığı bir fon oluşturur. (İstanbul/EVRENSEL)


    MÜZİKLERLE PEKİŞTİRİCİ BİR DOKUNUŞ

    ORİJİNAL metine çok dokunmasanız da müziklerle ile dokunuşlarda bulunmuşsunuz?

    Metne dokunmaya hiç ihtiyaç duymadık. Sahnelemede küçük güncel katkılar var evet. Özellikle yeni eklediğimiz şarkıların yerleştirilmesi, müziğin ve şarkı sözlerinin varlığı oyunla izleyici arasına düşünceli bir mesafe daha katmayı amaçlıyor… Küçük nefesler alıyoruz bu sahnelerde… Bu katkıların, Epik Tiyatro’nun seyircide yakalamaya çalıştığı “kavramanın hazzı” dediğimiz o eşsiz seyir keyfine ulaşmak için pekiştirici bir dokunuş olmasını amaçladık…

  • Zengin Mutfağı'nda beslenen çakallar
  • RAMP IŞIKLARI

 

Metin Boran

metin.boran@hotmail.com

Genç yaşta yitirdiğimiz (1938-1984) toplumcu gerçekçi tiyatronun öncülerinden Vasıf Öngören’in Türkiye’de epik tiyatronun baş yapıtı olarak kabul gören Zengin Mutfağı adlı oyunu uzun bir aradan sonra yeniden sahnelerde. Daha önce ilk olarak 1977 yılında Ankara Çağdaş Sahne oyun daha sonra Ankara Sanat Tiyatrosu, İstanbul Şehir Tiyatrosu ve son olarak 2002 yılında Genel Sanat Yönetmeni olarak görev yaptığım Diyarbakır Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenen Zengin Mutfağı bu defa yazarın kızı, tiyatro oyuncusu Aslı Öngören tarafından İstanbul Şehir Tiyatroları’nda bir kez daha sahneleniyor. Uzun bir prova döneminden sonra sahnelenen oyunun müzikleri Çiğdem Erken’e Işık tasarımı Kemal Yiğitcan’a, sahne tasarımı Ayhan Doğan, kostümler ise Nihal Kaplangı’ya ait.
Zengin Mutfağı konusu ve olay kişileri ile güncelliğini hala koruyan bir oyun. Türkiye’ de işçi hareketinin toplumsal bir boyut kazandığı 1970’lerde başlıyor oyun ve 12 Mart Asker darbesi ile son buluyor.
Epik bir tarzda kurgulanan oyunda olaylar iki yıl üzerinden anlatılır. Bu iki yıllık süreçte örgütlü işçilerin protesto yürüyüşü, öğrenci eylemleri, sıkıyönetim ile gelen baskı ve şiddet politikası emek-sermaye çelişkisi ve sınıf mücadelesi “ciddi komedi” bağlamında anlatılır.
Sermayeyi temsilen bir zengin mutfağında 20 yıldır çalışan aşçı Lütfi Usta (Murat Garipağaoğlu) sınıfsal aidiyetini şaşırmış, ülkede yaşanan olayları anlamakta zorluk çeker. Yazar olayları Lütfi Usta’nın tanıklığında anlatır. Aşçı, şaşkınlık içinde olayları izlerken bir yandan da çevresinde bulunan işçilere ‘karışmayın bu işlere’ yaklaşımı ile başlarda mesafeli yaklaşır. Bu olaylar olurken Lütfi Usta ile birlikte mutfakta çalışan bir kız (Irmak Örnek) nişanlanma telaşındadır. Nişanlısı Selim (Ali Mert Yavuzcan) taşralı yoksul bir öğrencidir. Selim evlenecek parayı bulmak için görünmez patron Kerim Bey’in köşküne gelip gitmeye başlar. Selim önce bir tanıdığını ihbar eder. Sonra da köşke yerleşerek Kerim Bey’in adamı olarak saflarını belirlemiş, zengin mutfağında beslenerek azılı bir faşiste dönüşmüştür. Bu ara da işçiler Kerim Bey’in şoförü (Ozan Gözel) ve sendikal çalışma yürüten devrimci işçi (Selçuk Yüksel) örgütlenmeye ve mücadeleye devam etmektedir. Mutfakta bu olaylar yaşanırken arka planda sınıf savaşımı devam ederken oyun boyunca mutfaktaki kişilerin değişim ve dönüşümüne tanıklık ederiz.
Gerçeğe uygun bir anlatım tarzıyla kurgulan bu çok katmalı oyunu sahneye taşıyan yönetmen Aslı Öngören yorumunda olay ve kişileri nesnel bir yaklaşımla gözler önüne sererek olayı ve kişileri bugün yaşayan birer figüre dönüştürüyor. Anlatımını metnin biçimsel özelliğine uygun olarak açık biçim bir üslupla kotaran Öngören, gösterimi canlı müzik ve şarkılarla destekleyerek hem oyuncuları daha işlevsel kılarak oyunsu olanı öne çıkarıyor hem de oyunun ‘sorunsalını’ sempatikleştirerek daha anlaşılır kılıyor.
Öngören anlatımını büyük oranda oyunculuk üzerine kuruyor. Gülümsetici bir şaşkınlıkla saflarını arayan Lütfi Usta jest, mimik, hareket ve gestusları ile anlatımı omuzlayan Murat Garipağaoğlu, Aşçı’nın diyalektik dönüşümünü abartısız bir oyunculuk örneği ile sahneye taşıyor. Yoksul bir öğrenci konumundan tetikçiye dönüşen Ali Mert Yavuzcan bu düşünsel ve ruhsal değişimi keskin bir çizgiyle ayırarak özel bir oyunculuk sergiliyor. Kız da izlediğimiz Irmak Örnek bu değişimi yaşarken biraz pasif kalıyor. Devrimci kimliği ile öne çıkması gereken Selçuk Yüksel’de olayların akışında belirleyici özne konumu tam olarak yansılamıyor. Kerim Bey’in şoförünü yorumlayan Ozan Gözel özenli oyunculuğu ile rolünün düşüncel ve duygusal arka planını bilinçli bir şekilde öne çıkarıyor.
Gerçekçi bir dekor tasarımı ile sahnelenen oyunda mutfak, dönemin özelliklerini yansılamak ve anlatımı pekiştirmek adına özel bir anlam içeriyor. Müzikler ise konunun anlatımında özel bir işleve sahip.
Zengin Mutfağı’nın gösterimi Türkiye’nin içinde bulunduğu mücadele ortamında anlamlı olduğu kadar gerekli ve sahip çıkılması gereken bir oyun. Emeği geçenlere teşekkürler.

evrensel.net

244
0
0
Yorum Yaz