08 01 2011

ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE YAZILARI

 
ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE  YAZILARI
52 YAZI BULUNDU



 
Elif Şafak gerçek anlamda ustalık örneği sunuyor ?Aşk?ta. Her romanı ardından her okuru coşturan ve gittikçe güzelleşen diliyle, olağanüstü kurgusuyla, eşsiz bir eser çıkarmış ortaya. Aslında romanın ilk başlarında kendimi kutsal bir metin okur gibi hissettiğim için biraz yadırgadım
 
?Açık Deniz Kenarında?, aynı Strindberg gibi, küçük bir adaya gelen balıkçılık uzmanı Axel Borg?un adada geçirdiği, bir yıldan az süren zaman dilimini anlatıyor. Beğenmediği ve hor gördüğü ada halkı ve buraya annesiyle gelmiş güzel Maria?dan başka kimse yok etrafta. Romanın ana teması, ne tam anlamıyla ıssız adada yaşam ne de Maria ile Axel?in aşk ilişkisi, çünkü her iki temayı Axel?in kişilik sorunları bastırıyor
 
Amos Oz?un diğer romanlarında karşımıza çıkan kadın kahramanları İlana?dan çok farklı değiller. Henüz bir çocukken annesinin intihar etmiş olması, Oz?un kadın kahramanlarını hep uçlarda gezinen kadınlar olarak yaratmasına neden oluyor belki. Hep içlerinde derin bir karanlık saklayan kadınlar bunlar
 
?Ustaparmak?, annesi o doğduktan kısa bir süre sonra idam edilmiş on yedi yaşındaki Susan?ın anlattığı öykü ile başlıyor. Susan, doğduğundan beri yankesicilerin ya da romandaki adlarıyla ustaparmakların yanında büyüyor. Onu büyüten Bayan Sucksby kimsesiz bebeklerin ticaretiyle geçiniyor. Evdeki diğer kişi, Bay Ibbs ise çalıntı malları eriterek ya da satarak para kazanıyor
 
Şükran Yiğit, üçüncü romanı ?Çatıkatı Âşıkları?nı üç yabancının aniden buldukları dostluk ve sevgi üzerine kurmuş. Aslında romanda dostluklarına pek değinilmiyor ama birbirlerine sıcak davranışlarından bu sonuca varıyor okur. Roman İstanbul?da, karlı bir Aralık ayı boyunca geçiyor. İstanbul sokakları, semtleri romanın mekânını oluşturuyor
 
?Kaplumbağa Terbiyecisi?nin en hoş yanı, kitabın çok sade bir dilde yazılmış olması. Özellikle de Osman Hamdi?nin babasıyla mektuplaşmalarından bölümler benim çok hoşuma gitti. Kitapta ayrıca ne bir dipnot ne de fazladan verilen detay bilgiler var. Bu nedenle kitap, bir biyografide ender bulunacak bir sürükleyiciliğe sahip
 
?Ölü Bir Zamana Ağıt?, Yıldırım?ın iki yıl kadar önce yazdığı ?Hal ve Zaman Mektupları?nın ikinci cildi. Birincisi gibi mektuplardan oluşan bu ikinci roman da yazarın daha önceki romanları gibi çetrefilli bir yapıya sahip. Farklı kişilerin metinlerinin iç içe geçirilerek anlatılması, romana labirent tadında bir yapı veriyor
 
Lawrence, yüzyıl başında yazdığı romanlarında kadın cinselliğini kendi çağında yaşayan birçok yazardan çok daha iyi anlamıştı. Bugün artık başyapıtı sayılan, ?Âşık Kadınlar? ve ?Lady Chatterley?in Sevgilisi? yanında daha geri planda duran ?Bakire ile Çingene? ünlü romanlardan hiç geri durmayan bir açıksözlülükle yazarın en sevdiği konuyu ele alıyor
 
Halide Edip?in romanlarında çoğu zaman bir öğretmenin sesi duyulur. Daha güzel bir ülke hayaliyle yazdığını düşündürür okura. Eserlerinin temelinde bir yerlerde halkı eğitmek güdüsü hissedilir. ?Yolpalas Cinayeti? didaktik bir roman değil, aksine, yazarın eğlenerek yazdığı, ironi dolu bölümleri olan hoş bir roman
 
Mazzucco, bir roman kahramanı yaratmıyor ama yarattığı tezatlarla karakterlerini ve konumlarını netleştiriyor. Emma ne denli bayağı ve seksi görünüyorsa, romandaki diğer kadın karakter Maja da tam tersine, mesafeli ve klasik görünüyor. Roman, Ferzan Özpetek?in son filmine esin vermişti
 
'Çingene', Osmanlı'nın son döneminde bile kadın hakları ve kadının toplumsal yeri konularında ne denli geri kalmış olduğunu çok güzel gösteriyor. Roman kendi çağına dışarıdan bakamayacağı için elbette bu konuda eleştirel değil. Bu konulardaki gerçekleri görmek, toplumsal sorunları anlamak için Ahmet Mithat'ın romanları bulunmaz fırsat veriyor
 
80 ve karanlık - 7.8.2009
Leylâ Erbil'in her zaman küçük bir okur kitlesi olmuştur. Onu anlayan, eserlerindeki ironiyi gören okurların sayısı fazla değildir; buna rağmen az sayıda olsa da okurlarını onun kadar derinden etkilemiş yazar azdır. Çok satanlar listelerindeki kadın yazarlardan çok farklıdır, bu ülkenin en bilge ve en 'falcı' yazarıdır Erbil
 
José Saramago yeni romanı 'Filin Yolculuğu'nda, Portekiz kralı III. João'nun, kuzeni Kutsal Roma-Germen İmparatoru II. Maximilian'a hediye olarak gönderdiği sevimli fil Süleyman'ın Lizbon-Viyana yolculuğunu anlatıyor
 
Genç bir roman - 29.5.2009
'Destan Gönüller', 36 yıl sonra yeniden yayımlandı. Erken dönem romanları bir yazarı iyi tanımak için çok önemlidir. Fakat bunların ötesinde, daha önce Selim İleri'nin romanlarını okumamış, belki şimdi ancak yazarın romanı yazdığı yaşa gelmiş genç okurlar için başka şeyler de ifade edecektir. Kitabın arka yüzünde ise 'Fotoğrafı Sana Gönderiyorum' adlı öykü kitabı bulunuyor
 
'Brandes'in Kararı' yaşlı ve ölmekte olan bir ressamın hayatını geri dönüşlerle anlatıyor. Tahminen 1880'lerde doğan Brandes adlı Dresdenli ressam, Birinci Dünya Savaşı'nda hayatını, İkinci Dünya Savaşı'nda da sanatını kurtarıyor. Roman, dünya tarihinde sanata en ağır sansürün uygulandığı 1930'ların Almanya'sında, modern bir ressam olmanın anlamını sorguluyor
 
Can Eryümlü, kitaplarını 'kültürün emredici tavrından kurtulma çabası' olarak gördüğünü çok kez dile getirmişti. Olympos dağından dünyayı sömürmeye inen tanrıçalar ya da mafya babası zaman tanrısı da kurgunun içinde sömüren, çevreyi kirleten, yoksullara haksızlık edenlerin kopyaları olarak çıkıyordu. 'Sakız'ın Gözyaşları'nda durum değişmiyor...
 
1943, John Steinbeck?in özel hayatında hareketli bir yıl oldu. Önce, on üç yıldır evli olduğu Carol Henning?den boşandı, ardından gizli ilişki sürdürdüğü Gwyn Conger ile evlendi. Gwyn ile kısa ve mutsuz bir evliliği oldu. Aynı yıl ilk çocuğu Thom dünyaya geldi. Bu dönemde roman yazmaktan da uzaklaştı. Steinbeck ?Bir Savaş Vardı?da kendi hayatıyla ilgili bilgi vermiyor fakat karmaşık bir durumdan uzak kalmanın verdiği ruh halini hissettiriyor okura
 
Emrah Polat'ın 'Köpek Adamlar' adlı romanı, farklı insanların içine kötülük tohumlarının nasıl ekildiği konusunu işliyor. Toplumun geçimini zor sağlayan, dışlanmış gençlerinin kolay para kazanma yolları ararken içine düştükleri uyuşturucu, şiddet ve zorbalık üçgeni, roman kahramanlarının hayatlarıyla anlatılıyor
 
Lalede kan izleri - 17.4.2009
'Katre-i Matem'in olayları, Kara Şahin adlı genç bir adamın sırılsıklam âşık olduğu Nakşigül adındaki genç kızla evlenmesiyle başlar. Kara Şahin, gerdeğe girdikleri gecenin sabahı uyandığında, yatağın içinde güzel gelinin parçalanmış cesedini bulur. Nakşigül'ün bedeni vahşice parçalanmış, gelin odası kana bulanmıştır
 
Hafif içkili bir kafayla, matematik bölümü mezuniyet kutlamasından, yanında güzel sevgilisiyle dönerken, aniden önlerine bir geyik çıkar. Burnundan buharlar üfleyerek ormandan fırlayan geyik, arabanın şiddetli bir şekilde ağaca çarpmasına neden olur. Genç kız hemen orada ölür, yazar ise yüzünün büyük bir kısmını kaybeder
 
 
Bir yazara hayat hikâyesinden bağımsız bakılması gerektiğinin en iyi örneğidir Knut Hamsun. Onun eserlerini basit neden-sonuç ilişkilendirmeleriyle anlamak olanaksız olacağından, politik düşünceleri, deneyimleri ve kişiliği eserlerinden bağımsız olarak değerlendirilmeli. 'Göçebe' de yıllar içinde sağlam kalmayı hak eden bir roman. Özellikle Behçet Necatigil'in eşsiz çevirisi romana ayrı bir tat veriyor
 
Cesurca yazılmış, kolay okunan bir roman 'Ali ile Ramazan'. Perihan Mağden'in anlattığı yirmi yıl öncesinin İstanbul sokaklarının bugün değişmemiş olduğunu da düşünmeden edemiyor insan. Roman, her yıl binlerce çocuk için dipsiz bir kuyu olan şehrin karanlık yönüne dikkat çekmesi açısından önemli
 
Nobelli yazarlar Saramago, Coetzee ve Clézio'nun yeni kitapları özgün dillerinde yayımlanır yayımlanmaz Türkçeye de çevrildi. Sadece edebiyat çevrelerinin değil çok daha geniş kitlelerin yakından tanıdığı yazarlar Salman Rushdie, Isabel Allende ve Elsa Morante'den de güzel kitaplar geldi bu yıl. Bir de her zaman olduğu gibi, daha önce adını pek duymadığımız ama hoş sürpriz yapan yeni isimler girdi okuma alanımıza
 
Ece Temelkuran 'Muz Sesleri'nde dünyanın hiç sarılmayan yarası olarak haritaların tam ortasında duran Lübnan'ı öykünün merkezine alıyor. Bir bakıma da doğu ile batının kesiştiği merkez noktası olarak görüyor. Roman içinde farklı yerlerden gelen karakterleri de sonunda bu merkezde, Beyrut'ta topluyor
 
André Gide 'Chopin Üzerine Notlar'ı genç yaşta yazmamış olmasına rağmen, bütün eserde genç bir tepkisellik hissedilir. Wagner'i ve çok sayıda besteciyi ağır eleştirir. Bunlardan biri Richard Strauss ve özellikle Salomé adlı operasıdır
 
Aşk yasak! - 22.1.2010
'Aşkın Haçsız Seferi', aldatma hikâyelerindeki entrikayı her boyutuyla veren bir roman. Bu yönüyle aldatma öyküleri bir anlamda dedektiflik öykülerine benzer. İlk açık nerede verilecek paniği, hiç bitmeyen parçasıdır bu tür ilişkilerin. Poyraz ile Duygu için de durum farklı değil, bir yandan yakalanmaktan delicesine korkarken, diğer yandan yakalanıp rahatlama isteği de yok değil
 
'Kötü Bir Yılın Güncesi' en çok farklı formuyla dikkat çekiyor fakat romanı asıl ilginç kılan kurgu içine yedirilmiş denemeler. Coetzee, günümüz yaşamında hepimizin aklını kurcalayan konulara değiniyor. El Kaide, terörizm, iltica, anarşizm, havyan hakları, turizm gibi geniş bir yelpazedeki konular üzerine marjinal sayılacak fikirlerini açıklıyor. Bunların yanı sıra romanlarında sıklıkla yüzeye çıkan bir başka konu burada fazlaca yer buluyor: ulusal utanç
 
Geçmişten sevgililer, eski eşler, ölü çocuklar... Sanki öyküler arasında dolaşan hayaletler gibi kendilerini hissettiriyorlar. Müge İplikçi'nin bu yeni kitabında hem eski öykülerinin havasını hem de yeni soluklu anlatısını buluyor okur
 
Paulo Coelho'nun romanları bir taraftan çok sevilirken diğer taraftan ağır eleştiriler almıştır her zaman. Yazarı seven okurları onun acıklı hayat hikâyesini de bir nebze bulurlar yazdıklarında. Yazar 'Hac' adlı romanında hayatındaki mistik yolculuğu anlatmıştı. 'Kazanan Yalnızdır'da da aslında bildiği bir yeri, tanıdığı insan portrelerini anlatıyor
 
'Günahkâr Kırmızı Masum Beyaz'da Michel Faber sadece Viktorya döneminin yaşam koşullarını ve gündelik hayatın detaylarını değil, aynı zamanda Dickens'ın ve hatta daha cüretkâr George Eliot, Henry James, Thomas Hardy gibi dönem yazarlarına yasak olan cinselliği de tüm pornografi sınırlarını ihlal ederek yazıyor
 
 

 

SAYFA: <_script /> var Geri = 'Geri'; var Ileri = 'İleri'; var link = 'Default.aspx?aType=MuhabirArama&Keyword=ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE&PAGE1='; <_script />
<_script /><_script />

242
0
0
Yorum Yaz