"Güven" 10 yaşında

16/9/2008 · Kategori: Inceleme

"Güven" 10 yaşında

Emrah Altındiş emrahaltindis@hotmail.com
09 Eylül 2008 Salı
Yaklaşan yerel seçimler üzerinden şekillenme olasılığı olan yeni bir sosyalist SOL öznenin yavaş yavaş tartışılmaya başlandığı şu sıcak yaz günlerinde, Türkiye sosyalist tarihinin farklı dönemlerini Vedat Türkali ve Gün Zileli'nin (Havariler, 1972-1983) elinden/dilinden büyük bir keyifle dinleme, daha doğrusu dinlermişcesine akıcı bir şekilde okuma fırsatı buldum. Geçmişin başarı ve hatalarından ders çıkarmadan geleceği kurabilmek ve sağlıklı adımlar atmak mümkün değil, bu nedenle her iki yazarın da bugüne yaptıkları katkı son derece değerli. GÜVEN'in 10. ve hala çoğumuzdan genç bir heyecana sahip Vedat ustamızın 90. yaşı yaklaşırken, öncelikle GÜVEN romanından bahsetmek istiyorum.

Vedat Türkali'nin büyük bir özveri ile yazdığı 2 ciltlik eseri sadece 2. Dünya Savaşı sırasında Türkiye siyasi tarihini ve Türkiye'nin Hitler Almanyası taraftarı tutumunu yansıtmakla kalmıyor aynı zamanda leziz İstanbul betimlemeleri ve farklı sınıflardan karakterleriyle (öğrenciler, bürokratlar, tütün işçileri, generaller, tüccarlar...) dönemin sosyal, kültürel yaşantısını da zengin bir dille tanımlıyor. Komintern arşivlerinin açılması ile belgelenen TKP'nin gizli tarihini de metnin içine harman ederek biz sosyalistlere tarihi köklerimizi anlatıyor.

Güçlü karakter betimlemeleri ile dönemin Marksistlerinin ruh halini, ilişkilerini tanımlayan Vedat Türkali Usta, halen sosyalistlerin tartışma başlıklarından olan Kemalizm ve Kemalistlerle ilişkinin (desantralizasyon kararı vb., Kürt sorunu...) o dönem komünistlerinin de temel tartışma ve kafa karışıklığı konularından olduğunu metin içinde uzunca işliyor. Şefik Hüsnü, Reşat Fuat, Nazım Hikmet ve Dr. Hikmet Kıvılcımlı gibi Türkiye Komünist Partisi’nin önemli figürleri de romanın kahramanları olarak sevapları ve günahları ile günümüze taşınıyor.

Sadece bir politik tarih romanı olmayan GÜVEN, aynı zamanda güçlü karakterlerinin duygu dünyaları, farklı özlemleri, coşkuları, pişmanlıkları ile insanın varoluşu üzerine de bir roman. Farklı kaynaklardan beslenen (aşk, polis takibi, işkence, politik ayrılıklar... ) gerilimin hiç bitmediği romanda, metnin ana hatlarından Necla ile Turgut'un ilişkisinde aldatmak aldatılmak, sevgi cinsellik, aile, kadınlık erkeklik halleri alt metin olarak sürekli bir tartışma konusu ve pek çok insanı sarsacağı öngörüm temelsiz sayılmaz.

Bugünlerde ERGENEKON üzerinden yeniden tartışılmaya başlanan kontrgerillanın ve istihbarat teşkilatlarının, o dönem nasıl çalıştıkları da gözler önüne seriliyor romanda. İstihbarat teşkilatı içinde, ki klik farklılıklarının bugün olduğu gibi o gün de yoğun şekilde sürdüğünü (ve hatta MİT-Emniyet gerilimi) görmek son derece çarpıcı. Öte yandan sanki bu topraklarda daha önce hiç özgürlük, eşitlik ve demokrasi için mücadele edilmemiş gibi kendisi demokrasi havariliğine soyunan AKP'liler için de güzel bir tarihi hatırlatma GÜVEN ve içinde süren mücadele öyküsü... Yine Ergenekon davası sırasında gündeme gelen Cumhuriyet gazetesinin ve CHP'nin o dönem Hitler Almanyası'nı destekleyen anti-komünist tutumu ise tarihe başka bir dipnot.

Vedat Türkali'nin GÜVEN'e verdiği önemi 10 yıl kendisini gönüllü bir sürgün hayatına bırakmasından tutun, GÜVEN'e kadar yazdığı tüm eserlerin GÜVEN'in müsveddeleri olduğunu söylemesine ve yaşamındaki en büyük mutluluğun bu romanı yazmak olduğunu belirtmesinden anlayabiliriz.

Bitirmeden şu notu düşmekte yarar var. Kitabı okuduğum dönemde Türkiye'de “Hatırla Sevgili” dizisi konuşuluyordu. Bu diziyi, diziye eleştiri hakkı saklı kalmakla birlikte, hüzünlü bir mutlulukla izleyen herkesin GÜVEN'den en az o diziyi izlerken aldıkları hazzı alacaklarını garanti edebilirim. GÜVEN, yüreği solda atan herkesin, özellikle gençlerin mutlaka okuması gereken akıcı dili ve muhteşem kurgusu ile Türkçe yazılmış en güzel romanlardan...

Son olarak; seneye koca bir çınar gibi 90 yaşını devirecek Vedat Türkali'nin bu güzel romanı yazmaktaki muradını ve özellikle gençlerden arzusunu kendisinden dinleyelim:

‘‘Umuyorum ki, bu roman ülkemin insanlarına, gençlerine geleceğe dönük umutlar verecektir. Gençler daha özgür düşünsün, daha eleştirel baksın ve kendilerine güvenerek yol açmaya çalışsın. Roman bunları başarırsa ne mutlu bana.’’

İyi okumalar..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »