Karcılılar bu kez kendini anlatıyor

23/9/2007 · Kategori: Elestiri

Karcılılar bu kez kendini anlatıyor

Karcılılar bu kez kendini anlatıyor
İçinden küçük matruşka çıkan büyük matruşka gibi bir roman 'Anonim Kitap'. Ve özel hayatları romanlaştırdığı için tartışma odağı olan Ahmet Karcılılar bu kez 'anlaşılma' meselesini tartışıyor

22/10/2004 (77 defa okundu)

SEVENGÜL SÖNMEZ (Arşivi)

  • ANONİM KİTAP Ahmet Karcılılar, İnkılap Kitabevi, 2004, 158
    sayfa, 5 milyon 500 bin lira.


    Bugüne kadar yazdığı diğer romanlarında da "yazar ve anlatan ses farklı kimliklerdir, dolayısıyla yazı, yazarın içini döktüğü, kendini anlattığı ve akladığı, günah çıkardığı bir form değildir" diyen Ahmet Karcılılar, yeni romanı 'Anonim Kitap'ta yine yazar, okur, yazmak ve yayınlamak kavramları üzerinde düşünüyor. Önceki romanlarının da genel izleğinde yer alan, 'yazar' kavramı belli ki Karcılılar için, başlı başına bir roman olmaya yetecek kadar 'sorun'lu.
    'Anonim Kitap'ta intihar etmek isteyen bir yazar, yazarları bilinmeyen yani anonim kitaplar yayımlayan bir yayınevinin editörüyle buluşuyor. Romanın bütünü bu buluşma anında geçiyor zaten. Geceden sabaha kadar. Anonim kitaplar basan bu yayınevinden şimdiye kadar dört kitap yayımlanmış. Bu kitapların yayımlanmalarından kısa bir süre sonra da dört yazar (ikisi birlikte olmak üzere) farklı yerlerde farklı zamanlarda ölü olarak bulunmuş. Romanın anlatıcısı olan yazar, bu ölümlerin birbirleriyle ve anonim kitaplarla olan ilgisini fark etmiş. Bunun üzerine de anonim bir kitap yazdığını söyleyerek yayınevinin editörü ile bir buluşma ayarlamış. Ölmek isteyen yazar, yayınevinin genç ve güzel editörü İnci Hanım ve kendi için şaşırtıcı bir son kurgulamış bu arada da. Tabii fark edeceğiniz üzere, bu son hem yazarın yazıp editöre vereceği kitabın sonu hem okumakta olduğumuz 'Anonim Kitap'ın sonu olacak.
    'Anonim Kitap', bir romanın yazılma sürecinin romanı olarak, katmanlı bir yapıya sahip gibi görünüyor. Ve biz hem Ahmet Karcılılar'ın oyununun hem de yazarın kurduğu oyunun bir parçası oluyoruz bu okuma sürecinde. Kitap içinde kitap, roman içinde roman, içinden küçük matruşka çıkan büyük matruşka gibi 'Anonim Kitap'.
    Kitabı almak için yazarın adadaki evine gelen editör ile yazar, gece boyunca sohbet ederler. Bu sohbetin ana teması, yazarın edebiyatla ilgili görüşleridir. Kitabın azımsanmayacak kadar çok sayfasını kaplayan bu görüşler -her ne kadar bir gece konuşmasında, bu düzen ve akıcılık içinde olması pek mümkün olmasa da- içten dışa içerdeki yazardan Ahmet Karcılılar'ın görüşlerine doğru uzanıyor. Yazının başında kitaptan yaptığım alıntıda olduğu gibi, romanın pek çok yerine dağılan cümlelerde yazar ile anlatıcının birbirinden ayrı tutulması gerektiğini ısrarla savunan Karcılılar, bu savunmasının arkasında pek de durmuyor. Çünkü, romandaki yazar da tıpkı Karcılılar gibi bugüne dek, dört roman yayımlamış. Üstelik romanlarının adı da Karcılılar'ın romanlarının konusunu çağrıştırıyor: 'İlk Aşkın Anıları', 'Yağmur Hüznü'nde yaşadığı şehre dönen adamın ilk anılarının peşine düşmesini, 'İki Gülün Hikâyesi', 'Gülden Kale Düştü'yü, 'Üç Boyutlu Metinler', 'Fotoğraf Hikâyeleri'ndeki iç içe geçen hikâyeleri ve görüntüleri, 'İstanbul Dörtlüsü' ise 'Akrep ve Semender'deki dört unsuru ateş, su, toprak ve havayı anımsatıyor. Tabii, Karcılılar bu benzerliği kurmaya çalışanlara daha baştan engel olmak için, anlatıcı ve yazar birbirinden farklı kişilerdir demekle, bu benzerliği kurduğumuz anda, büyük bir yanılgıya düşeceğimizi belirtse de, söz oyunları ve benzerlikler üzerine kurduğu böyle bir yapıda, okur ile oynamaya başlayacak olan bir yazarın bu cümlesine de güvenilemeyeceğini baştan kabul etmek gerekiyor.

    Roman içinde roman
    Romanın bütününe yayılan, yazar metin ilişkisi, romandaki yazarın bu romanı nasıl okumamız gerektiği konusundaki görüşleri ile sürüyor, tabii söz konusu olan okumakta olduğumuz roman olduğu kadar, roman içinde yazılmakta olan roman da. Edebiyatın ne olduğu ve olmadığı üzerine sayfalar süren açıklamalar da bu görüşü desteklemek için yazılmış gibi. Karcılılar, roman boyunca, başka pek çok edebi ve felsefi metinden zaman zaman dini kitaplardan faydalanmış. Eserlerin anonimleşmesi gerektiğine inanan roman yazarı (içerideki) bu konuda uzun araştırmalar yapmış ve bütün bu araştırmaları, romanın geçtiği (yazıldığı) gecede, yayınevi editörüne anlatıyor. Lukianos'un kitabı Nekrioi Diyologoi, Platon'un Sicilya Konuşmaları, Tevrat gibi metinleri yazar kaynak olarak gösterirken editör hanım da Michel Foucault ve arkadaşlarının anonim kitap yayımlama girişimlerinden söz ediyor. Bütün bunların gece boyunca ara ara sevişen bir kadın ve erkek arasında geçen konuşmalar olması, şaşırtıcı olmasa da inandırıcı olmaktan uzaklaşıyor. Üstelik romandaki yazarın edebiyatla ilgili görüşleriyle de çelişiyor.
    Romandaki yazarın, bu romanın yazım sürecini çok etkileyen bir mesleği var. Bilgisayar programları yazmak. Amerika'da kaldığı yıllarda, çeşitli güvenlik şirketleri için yeni programların yazımında çalışan yazar, bu bilgilerini, romanın kendisinde de kullanıyor. Yazmak istediği romanda, üslubunu ortadan nasıl kaldıracağını düşünürken, bu işi bilgisayarla yapıp yapamayacağını araştırıyor: "Roman yazma makinesi gibi bir şey. Nesneleri tanımlayabilen, konuşulanları kaydedebilen bir makineyi metin üreten bir makine haline getirmekte zorlanmayacağımı düşünüyordum. (...) Bu şekilde üslubu olmayan, yazarın kişisel zayıflıklarından arınmış, bir dile ulaşabileceğimi düşünüyordum, ama epey komik oldu.(...) Mesela sabah programı çalıştırıp işe gidiyordum. Akşam döndüğümde şöyle bir metin yazmış oluyordu: Su damladı. Su damladı. Hamam böceği çıktı. Hamam böceği yürüdü. Su damladı. Su damladı."

    İlginç kurgunun peşinde
    'Anonim Kitap', iki kişinin gece boyunca süren konuşmalarından oluşuyorsa da metnin bütünü diyaloglardan oluşmuyor. Yazarla editörün konuşmalarına eşlik eden Romeo ve Jüliet operası diyalog duygusunu güçlendirmekle beraber, metinde romanı diyaloglar bütünü olarak görmemizi engelleyen çok sayıda betimleme yer almaktadır. Romanın ana kurgusunu oluşturan bu bölümde aksayan birkaç noktayı belirtmem gerekiyor. Yazar, anonim kitaplar ile ölen yazarlar arasındaki bağı nasıl kurduğunu okura açıklamayı gerekli görmüyor, ancak yazarın dört ay önce Türkiye'ye döndüğü ve cinayetlerin daha önce işlendiği göz önünde bulundurulursa, bu noktanın açıklanması ve bu sonuca hangi ipuçlarını kullanarak ulaştığını okurla paylaşması gerekiyordu. Yayınevinin editörü İnci Hanım da kurgunun aksayan kahramanı olarak romandaki zayıf unsurlardan biri. Dizgici olarak başladığı yayıncılık hayatına, editör olarak devam eden İnci Hanım, yazara ansızın o kadar çok şey anlatıyor ki, tam da bu noktada, Karcılılar'ın kolayca baştan çıkacak bir kadın yaratmak amacıyla, böyle bir kadın karakter yarattığını düşünmek zorunda kalıyorum.
    Son olarak, -Karcılılar'ın beşinci romanı olduğunu da göz önünde bulundurarak- 'Anonim Kitap'la ilgili söylenmesi gereken en önemli noktayı dile getirmek istiyorum: Ahmet Karcılılar, bulduğu ilginç kurgunun peşinden giderken, bir romanı edebi yapan en temel özelliği, anlatımı geride bırakmış. Bugüne kadarki romanlarının hiçbirinde rastlamadığımız türden bir dil özensizliği çarpıyor gözümüze. Yalınlığı sağlayan ancak, anlatmaktan ve göstermekten öteye gitmeyen bu anlatım, belki de içerideki yazarın söylediği türden "anlatan sesin kimliksizleştirilmesidir". Bunu kabul etsem bile, "Ne babamla, ne benimle hiç ilgilenmedi ki o" türünden bir cümleyi kabul etmek pek de kolay olmayacak.
    Edebi olandan giderek uzaklaşan Karcılılar, belli ki, 'Anonim Kitap'la edebiyat yolculuğunda yeni bir rota çiziyor kendine, üstelik de önceki eserlerini geride bırakıp anonim bir kitap yazarak ...

  • EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    0 yorum yazılmıştır

    « Önceki :: Sonraki »