25 12 2005

Meltem Arıkan "Kadınlar var olmazsa erkeklerin erkek olabilmesi

,
'Kadın, korkularından arınmalı'
Meltem Arıkan "Kadınlar var olmazsa erkeklerin erkek olabilmesi mümkün değil" diyor.
06.06.2005
Bugüne kadar kitaplarında kadınları sorgulayan Meltem Arıkan bu kez var olma mücadelesine erkekleri ortak ediyor.

Edebiyat dünyasına adım attığı günden bu yana kadının varoluş sorunu üzerine yoğunlaşan, bu uğurda atılacak her adımda yaşanan sıkıntıyı ve mutluluğu tarifleyen Meltem Arıkan, Zaten Yoksunuz'da mücadelesine erkekleri de dahil ediyor. Roman boyunca okurunu iki cinsin hem ruhsal hem de bedensel olarak soyunmasına, diğer bir ifadeyle korkularıyla yüzleşmesine tanıklık ettiren yazar, 'Aşkta akıl yoktur' sözünün gerçeği yansıtmadığını iddia ediyor. Aşkın akla, ruha ve bedene dokunmakla oluşabileceğine inanan Arıkan, hem romanında hem de yaptığımız söyleşide net biçimde "Akıl yoksa, aşk da yoktur" diyor. Diğer romanlarında olduğu gibi Zaten Yoksunuz'da da farklı toplumsal statüye ait kadınların benzer acıları yaşadığını, bunların çözümünün de paylaşımdan geçtiğini vurgulayan Arıkan, korkuların yerini umudun, beklemenin yerini cesaretle hayata sarılmanın aldığı 'istasyondaki'daki gerçeküstüne kayan olaylar ve anlatımla, zihinlerde farklı çağrışımlar yaratmayı da başarıyor.

Bugüne kadar yapıldığı üzere bu romandan sonra da Meltem Arıkan'ı salt kadın sorunlarını ele alan bir yazar olarak değerlendirenler çıkacaktır elbette. Ancak bir romanı okumanın sadece harflere bakmak değil, satır aralarını da görmek olduğunu kavrayan; edebiyatın, insanın farklı hâllerini yansıtmasının zenginliğin yanı sıra değişik açılımlar da kazandıracağını düşünen; varoluş sürecine an be an tanıklık edenler, yazarın romanına koyduğu ismi sık sık tekrarlayacaklardır.

Zaten Yoksunuz önceki romanlarınızın devamı, bir sürecin adımları niteliğinde. Bu romanı nasıl tanımlıyor, diğerlerinin yanında nasıl bir yer edindiğini düşünüyorsunuz?

Ve... Veya... Belki...'de bir şeyler arayan ama ne aradığını bilmeyen; Evet... Ama... Sanki...'de bazı ipuçlarını yakalayan ama tam tanımlamamış; Kadın Bedenini Soyarsa'da varoluş mücadelesini vermeye kararlı, bu nedenle de soyunabilen kadınlar vardı. Gerçekten soyunabilirsek, karşımıza korkularımız çıkar. Yeter Tenimi Acıtmayın, hem korkuları hem de korkuların aşılabilir olduğunu anlatan bir kitaptı. Eğer korkularınızı aşarsanız, ağzınızdan çıkan ilk söz 'zaten yoklar' olur. Bu çok acı veren bir duygudur ve çoğalmak istersiniz. Bir kadının çoğalabilmesi ve kadın olabilmesi için erkeğe ihtiyacı var. Zaten Yoksunuz, bir kadın ile bir erkeğin çoğalma yolculuğunu anlatıyor. Bu roman aracılığıyla ayrıca aşkın akılla ilgisi olup olmadığını sorgulamak istedim. Kelimelerin içi o kadar boşaltılıyor ki, herkes aşkta aklın olmadığını düşünüyor. Oysa, akıl olmazsa, aşk da yoktur.

Romanın başkarakteri Rüya'nın hayatı girdiği istasyonla değişiyor. İstasyonun çağrıştırdığı kavramlar neler?

İstasyon birkaç kavramı birlikte çağrıştırıyor. Varoluş da, aşkta biriyle çoğalmak da bir yolculuk. Bu yolculuğu en iyi tanımlayan şeyin istasyon olduğunu düşündüm. Umutların olduğu, duyguların yoğun yaşandığı yerlerdir, istasyonlar. Romandaki istasyonda, kadınlar kendilerine dokunabiliyorlar. Başka kadınların da aynı acıları çektiğini, binlerce yıldır bu sorunun devam ettiğini görüyorlar. Böylesi bir durumda, yalnız olmadığınızı hisseder, cesaretlenir, yolculuk yapma gücünü kendinizde bulursunuz.

Romanlarınızda kadının kendini sorgulamasına ve arayışına tanıklık ettik. Zaten Yoksunuz'da ise bir erkeğin buna benzer yolculuğuyla karşılaşıyoruz...

Yeter Tenimi Acıtmayın'da da söylediğim gibi herkesin bir travması var. Erkekler de travmalar yaşıyorlar. Üstelik onlara farklı misyonlar yükleniyor; güçlü olmak, duygularını açığa çıkartmamak, belli kalıplar dahilinde davranmak zorundalar. Sonuçta erkeklikle duygusuzluk neredeyse eş anlama gelmeye başlıyor. Romandaki kahramanımız Kaya gibi yetiştirilen erkeklerin kendi gerçeklikleriyle yüzleşmeleri çok daha yaralayıcı ve acı verici oluyor.

Karakterlerinizin adları her zaman dikkat çekici olmuş ve kahramanların kişilikleriyle örtüşmüştür. Oysa bu romanda isimlerle kimlikler tezat oluşturur nitelikte...

Karakterlerime isimleri koyarken doğayı çağrıştırmasını ve çelişkileri ortaya çıkarmasına dikkat ettim. Rüya, rüya âleminde yaşamıyor ama aslında orada yaşamayı çok istiyor ve gerçeklerle hayaller çelişiyor. Rüya ve Kaya ismi iki karakterin zıtlığını anlatıyor; Nisan baharını yaşamak isteyen bir kadın ama seçimleri bunun önüne engel oluşturuyor. Toplumda, 'eğer ekonomik durumunuz iyiyse mutluluk beraberinde gelir' gibi yanlış bir inanış var. Oysa kadın nerede bulunursa bulunsun benzer problemleri yaşıyor.

Diğer kitaplara oranla Zaten Yoktunuz'da farklı hayatlara daha çok yer verilmiş denilebilir mi?

Evet, çünkü korkularınızdan arındığınızda gerçeklerle de yüzleşmek zorunda kalırsınız. O zaman da farklı hayatları algılamaya ve onların satır arasını okumaya başlarsınız. Bu durum sizi hem güçlendirir hem de çok savunmasızlaştırır. Farklı yaşamlar kesiştiğinde birbirinin dönüşümünde çok etkili olabilir. Yeter ki biz onları algılamaya ve anlamaya çalışalım. Oysa genelde bunu yapmamayı tercih ederiz. Ön yargılarla, bize öğretilen kalıplarla bakarız insanlara.

Bugüne kadar karakterleriniz bireysel duruşlarıyla vardı, bu romanda ise kadının toplumsallaşmaya başladığını görüyoruz...
Bir kadın toplum içinde ancak korkularından arındığında yer alır. Çevremizde birçok kadın ve erkek var, ama onlar toplum içinde mi gerçekten?

Bu kitap toplumda var olmaya başladığınızda neler olabileceğinin ilk ipuçlarını veriyor. Var olmak kendi içinde zorlu bir süreç, ama var olduğunuz andan itibaren karşılaştığınız manzara ve duruşunuzun ne hâle geldiğini anlamanız çok zor.

Sizce karakterleriniz radikal kadınlar mı?

Radikal değiller belki ama son derece gerçekçi kadınlar. Bu kitaptaki anlatım dilinde de bir farklılık söz konusu. Kadının yürüdüğü yolda yaşadığı değişim, yazarın anlatım diline de yansıdı?

Kadın değiştikçe, yorumları ve algılaması farklılaşıyor ve bunları anlatabilmek için kullandığı yollar, yöntemler, sözcükler değişiyor.

Karakterleriniz acı çeken kadınlar ama akla, ruha, bedene dokunma konusunda inançları var. Dönüşmek ve dönüştürmek, aşkla bir arada durabilmek için dokunmayı ön koşul olarak mı görüyorsunuz?

Dokunmak sınırsız bir şey ve romandaki kadınların acı çektikleri. Dönüşmek ve dönüştürmek kolay bir süreç değil, ama sanal acılar çekmektense gerçek acıları yaşamak çok daha tercih edilir diye düşünüyorum. Kadınların çoğu zaten yoklar, var olmadıkları için de romanlardaki, televizyonlardaki aşklarla kendilerine sanal bir dünya yaratıyorlar. Oysa aşk içinde var olmak çok büyük bir sorumluluk, cesaret istiyor ve pek çok şeyi göğüslemek gerekiyor. Aşkta akılla mantığı ayırmak gerekir, mantık olmayabilir ama akıl muhakkak vardır. Aşk bedenle yaşanır. Akıl da bedenden ayrı değildir. Akıl kendine yarar sağlayan şeyi ister ama bu bazen mantıksız olabilir. Televizyonlarda aşk programları var ve insanlar âşık olduklarını sanıyorlar. İnsanlar ne kadar kendilerine yabancılaştırılırsa o kadar kolay yönetilirler. O yüzden de kadınlar bugüne kadar yok sayıldı. Burada atlanan bir nokta var, kadınlar varolamazlarsa erkeklerin erkek olabilmesi mümkün değil. Öğretiler doğru olsaydı, orta yaşa gelen kadınların çoğu depresyon ilaçlarıyla yaşamazlardı. Yine erkeklerin çoğu alkolle sorunlarını çözmez, başka bir iletişime sahip olurdu.

ZATEN YOKTUNUZ
Meltem Arıkan, Everest Yayınları, 2005, 278 sayfa, 13 YTL.

67
0
0
Yorum Yaz