AlsahBlog

• 8/5/2006 - ROMAN DEĞERLENDİRMESİ 1 (1999 YILI ROMANLARI) / (NAZİR AKALIN)

Kategori: Elestiri

 

 

Anasayfa  - "Alsah" Blogları İndexi  - Yeni Dergi - Yeniden Dergi (Turklog) - YenidenDergi -Dersimiz: Edebiyat - Rıfat Ilgaz Arşivi  - Taşköprü'den Bakış -  Kastamonu Net (Blogcu)  - Şiir Sayfası  - Öykü  -Sinema  - Atatürk Edebiyat  - Roman Yazıları  -alsah / blog yazıları İndexi - Sanat ve Toplum

 

ROMAN DEĞERLENDİRMESİ 1 / (NAZİR AKALIN)

 

TÜRK EDEBİYATINDA XX. YÜZYILIN SON ROMANLARI

ROMAN’TİK GELİŞMELER

Türk fikir hayatında büyük bir yeri olan Nurettin Topçu’nun ilk ve tek romanı Reha, Dergâh Yayınları tarafından yayınlandı. Reha, Nurettin Topçu’nun 1926-1936 yılları arasında yazdığı ve bugüne kadar yayımlanmamış bir ilk gençlik romanı. Topçu, vaktiyle yakın talebelerine bu romanından söz eder, ancak sağlığında bastırmak istemediğini, vefatından sonra ise basılabileceğini söyler. 3 Şubat 1998 tarihine kadar romanın akıbeti hakkında detaylı bir bilgi yokken, bu tarihin akşamında Topçu’nun yeğeni Ayşe hanımın evinde Orhan Okay, Ezel Erverdi ve İsmail Kara, Topçu’nun evrakını karıştırırken bu romana rastlar ve basılmasına karar verirler. Yazar, Reha’yı yazmaya ilk olarak 4 Eylül 1926’da, 17 yaşında iken başlamış, 21 Mayıs 1936’da ise bitirmiştir. Reha, Topçu’nun fikir hayatı ve dünya görüşünün teşekkül ettiği vasatı göstermesi bakımından önemli ipuçları verir.
Sermet Muhtar Alus’un 1935 yılında Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen, ve Sultan II. Abdülhamid’in son günlerini hikâye eden Onikiler adlı romanı, Eser Tutel ve Faruk Ilıkan tarafından yayına hazırlanarak İletişim Yayınları arasından çıktı.
Türk romanının büyük ustası Peyami Safa’nın 100. Doğum Yıldönümü münasebetiyle Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde iki gün devam eden önemli toplantılar yapıldı. “Peyami’den Kalanlar” adlı bir sergi açıldı. Mehmet Soysal’ın yönettiği TGRT yapımı “İz Bırakan Peyami” adlı sinevizyon gösterisi sunuldu. Peyami Safa’nın romanlarından sinema ve televizyona uyarlanmış eserlerden görüntüler bu gösterimde meraklıların dikkatine arzedildi. Büyük romancıyı bütün cepheleriyle ele alan ve tartışan dört de panel düzenlendi. “Peyami’nin Büyük Mücadelesi: Peyami Safa’nın Düşüncesi ve Cumhuriyet Dönemi Türk Fikir Hayatına Katkıları” başlığını taşıyan birinci paneli Mehmet Nuri Yardım yönetti. Panelin konuşmacıları arasında Beşir Ayvazoğlu, Mehmet Niyazi Özdemir, İsmail Kara ve Necmettin Türinay vardı. “Peyami’nin Hayatı, Çileli Bir Hayatın Yeni Nesle Anlattıkları” başlıklı ikinci paneli, Mehmet Soysal yönetti. Bu panelin konuşmacıları da Ahmet Kabaklı, Ergun Göze, Nevzat Kösoğlu ve Safa Önal’dan oluştu. Abdullah Uçman’ın yönettiği “Peyami’nin Romanı: Türk Romanında Bir Kilometre Taşı, Peyami Safa” başlıklı üçüncü panele Birol Emil, Mehmet Tekin, Mustafa Miyasoğlu ve Zeki Coşkun katıldı. “Peyami’nin Kaleme Büyük Sadakati: Peyami Safa’nın Polemikleri ve Üslûbu” adını taşıyan ve Osman Özsoy’un yönettiği dördüncü panelde ise Emin Karaca, Ahmet Güner, Süleyman Seyfi Öğün ve Üstün İnanç konuşmacı olarak katıldı.
Nisan ayı başlarında, bir gazetede Yaşar Kemal'in meşhur roman kahramanı İnce Memed'in mezarının bulunduğu haberi çıktı. Adanalı tarihçi-araştırmacı Cezmi Yurtsever, Yaşar Kemal'in Türk edebiyatına kazandırdığı İnce Memed romanındaki eşkıya İnce Memed'in mezarının, Osmaniye'nin Kadirli İlçesi Binboğa Köyü'ndeki Garipler Mezarlığı'nda bulunduğunu ileri sürdü. Yurtsever, Binboğa Köyü Mezarlığı'nda düzenlediği basın toplantısında, Yaşar Kemal'in Binboğa Köyü'ne gelişini, olayları ve kamuoyunu şaşırtacak pek çok tarihî bilgiyi açıkladı. Yurtsever’in gayretleri hiçbir yankı bulmadı.
Türkiye Yazarlar Birliği, yılın roman ödülünü Efsâne adlı romanıyla Mehmet Önal’a; eleştiri ödülünü ise Roman ve Hayat adlı kitabıyla M. Fatih Andı’ya verdi.
Tuzla Belediyesi tarafından düzenlenen Geleneksel Üçüncü Gül Şenliği Roman Armağanı’nın birincilikleri Ahmet Kekeç’in Yağmurdan Sonra, Metin Savaş’ın da Efendi Dayı’nın Kozalakları adlı romanları arasında paylaştırıldı. İkincilik, Kayıplar Kosova adlı romanıyla Zeki Bulduk’a, üçüncülük ise Bir Musahhihin Gönül Yolculuğu adlı romanıyla Mehmet Uyar’a verildi. Mansiyon ödülleri ise Ayaz Geceler’iyle Esma Yakar, Dolunay Batarken’iyle İlhan Özkul, İntikam’ıyla Ali Erkan Kavaklı, Kör Kuyu’suyla Hıdır Yaman, Mavera Yolcusu’yla Hurşit İlbeyi, Samanyoluna Göç’üyle Ufuk Onursal ve Sarkaç’ıyla Yahya Akengin arasında paylaştırıldı. Romanları değerlendiren jüri üyeleri Orhan Okay, İskender Pala, Mehmet Niyazi Özdemir, Necmettin Türinay ve Mustafa Miyasoğlu gibi sahalarında ehliyetli kişilerdi. Ödül töreni, Türk Edebiyatı Vakfı’nda gerçekleşti. Toplantıda Türk Edebiyatı Vakfı Müdürü Gazi Altun, Tuzla Belediyesi’nin, Tuzla’yı Gülistan yapmak için büyük bir çapa gösterdiğini belirterek, belediyenin kültüre olan büyük katkısının önemli olduğunu söyledi. Tuzla Belediye Başkanı İdris Güllüce de, edebiyatımızın medeniyetimizin aynası olduğunu belirterek, bu yarışmaya destek olmaya devam edeceklerini deklare etti. Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Ahmet Kabaklı da, ülkede okuma oranının düşük olduğuna işaret ederek bu tür yarışmaların önemli olduğunu, ancak yeni bir okuma seferberliği gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Orhan Okay, ise Türk edebiyatının şiir üzerine kurulduğunu, romanın bize geç geldiğini hatırlattıktan sonra Türk romanının kilometre taşlarını anlattı.
Bu Yayınevi tarafından düzenlenen 1999 Gençlik Edebiyatı Roman Yarışması’nda Adnan Özyalçıner, Gülten Dayıoğlu, Necdet Neydim, Suna Tanaltay, Tarık Dursun K., Turan Yüksel ve Turgay Kurultay’dan oluşan jüri, yarışmaya İzmir’den katılan Hamdullah Köseoğlu’nun Uzak Yaz adlı eserini birinciliğe layık buldu. Yarışmada, Miyase Sertbarut’un Gerçeklerle Büyümek, Düşlerle Yürümek adlı eseri ikinci, Halide Eşber Çelik Güvenç’in Yalnızlık adlı eseri ise üçüncü oldu. Ödüller, 13 Kasım 1999 günü, Tepebaşı’ndaki TÜYAP Sergi Sarayı’nda düzenlenen “18. TÜYAP Kitap Fuarı”nda sahiplerine verildi.
Film Yönetmenleri Derneği (Film-Yön) üyesi yönetmenlerin katkılarıyla gerçekleşecek proje çerçevesinde, 1900’lü yılların başından günümüze kadar yazılan 40’a yakın Türk romanının, TRT için filme çekilmesi kararı alındı. Yapımcılığını ve her türlü sorumluluğunu Film-Yön’ün üstlendiği projede, her romanın bir yönetmen tarafından filme alınması kararlaştırıldı. Film-Yön Genel Başkanı Yavuz Özkan, projeyi kamuoyuna duyururken; reyting kaygılarıyla kalitenin dibe vurmasına sebep olan anlayışlara karşılık, asıl reytingin seviyeli, dikkatli, izleyiciye değer verildiğini hissettiren, estetik kalitesi yüksek yapımlarda yattığını ortaya koymak bakımından önemli bir fırsat yakaladıklarını ifade etti. Proje kapsamında Türkiye’deki en iyi senaryo yazarlarından oluşan bir senaryo yazım grubu oluşturuldu.
Can Yayınları İlk Roman Ödülü adı altında bir yarışma düzenledi. Bu ödülü, katılan elli beş eser arasından sıyrılarak Vecdi Çıracıoğlu’nun Kara Büyülü Uyku adlı romanı kazandı.
1999 Yunus Nadi Roman Armağanı’nı Kılıç Yarası Gibi adlı romanıyla Ahmet Altan, 1999 Orhan Kemal Roman Ödülü’nü ise Yağmur Hüznü adlı romanıyla Ahmet Karcılılar aldı.
İnkılap Kitabevi, kuruluşunun 73. yılı dolayısıyla şiir, hikâye ve roman dalında büyük bir yarışma düzenledi. Özellikle genç kabiliyetleri bulmayı hedefleyen yayınevi, son katılma tarihini 1 Eylül 1999 olarak açıkladığı yarışmanın jürisinde roman dalı için Taner Ay, Semih Gümüş, Mario Levi, Mahir Öztaş ve Hikmet Temel Akarsu gibi isimleri gösterdi.
Cumhuriyet dönemi köy romancılığının önemli isimlerinden Fakir Baykurt vefat etti. Yazarın vefatının ardından bazı yazarlar, köy romanını yeniden tartışmak gerektiğini kamuoyuna teklif ettilerse de, fazla kabul görmedi. Bazı yayınevleri de, Baykurt’un bazı kitaplarının yeni baskılarını yapmaya başladılar. Papirüs Yayınları yazarın Kavacık Köyünün Öğretmeni adlı romanını; Adam yayınları da Keklik ve Yayla adlı romanlarını okuyucuyla yeniden buluşturdu.
Roman adına yaşanan başka bir önemli (!) gelişme de, on beş yıl önce Ahmet Altan’ı sola ve solculara saldırdığından dolayı yok sayan ve Sudaki İz adlı romanı için «ilk kez bir romanı okuduktan sonra duyduğum tek duygu sadece tiksinti oldu» diyen, bir daha da Altan’ın romanını okumayan Fethi Naci’nin birdenbire yumuşaması oldu. On beş seneden beri rest çektiği Ahmet Altan’a Fethi Naci, 1999 Yunus Nadi Roman Ödülü’nü alan ve kırkıncı baskıya ulaşan Kılıç Yarası Gibi romanından dolayı -biraz da bir takım çevrelerin kışkırtmasıyla- yaklaşma gereğini duydu. Kılıç Yarası Gibi’yi kendisine ısrarla tavsiye edenlere «Günahı boynunuza, okuyacağım. Beğenmezsem, yalnız Ahmet Altan'a değil, size de eleştiri yazarım kanıma girdi diye. Sevmezsem, son paragraf size ait olacak» dedi.

ROMAN ÜZERİNE YAZILAN KİTAPLAR

M. Fatih Andı, Roman ve Hayat, Kitabevi Yayınları, İstanbul, 1999.

M. Fatih Andı, daha önce Dergâh ve Kaşgar dergilerinde yayınladığı yazılarını Roman ve Hayat adlı kitabında bir araya getirdi. Yazar, kitabında Türk romanının Tanzimat’tan sonra inkişaf ettiğini; daha çok hayata tekabül eden, hayatı şekillendiren bir edebî tür olduğunu, bu bakımdan ilk romancıların ahlâkî endişelerle romana yaklaştığını anlatır. Yazara göre romanın hayatı tanımlama, insan tipleri ortaya koyma, davranış modelleri geliştirme, duyguları tesbit, teşhir ve teşrîh etme, yeni bir hayat teklif etme gibi fonksiyonları vardır. Bunların arkasında ise bir zihniyetin, dünya görüşünün, değerler sisteminin, insanı ve hayatı yorumlama tarzının olması kaçınılmazdır. Bu bakımdan Ahmet Midhat Efendi, Namık Kemal, Recaizâde Mahmut Ekrem ve Samipaşazâde Sezai gibi ilk dönem romancıları, aynı zamanda siyasî düşünceleri olan, politik kimliklere sahip Batılılaşmacı aydınlardır. Yazara göre, “hayatım roman” diyen kişi, aslında işin esprisini kavramıştır. Çünkü hayatını romanlara yakışacak bir malzeme olarak görür. Ve romanı da böylesine acılı, sıkıntılı, bunalımlı, olumsuz yaşanmış hayatların destanı olarak kabul eder. Roman, okuyucuyu kendisine bağlamak için kurgusunda çatışmayı, konusunda da fırtınalı hayatları tercih eder. Yazar, kitabında roman okumanın zararlı olup olmadığını tarihî macerası içerisinde tartıştıktan sonra roman, kadın ve sosyal değişme üzerinde de durur.

Fethi Naci, Yüzyılın 100 Türk Romanı, Adam Yayınları , İstanbul, 1999.

Yüzyılın 100 Türk Romanı’nda Fethi Naci, Hüseyin Rahmi Gürpınar’dan başlayarak, Ahmet Karcılılar’a kadar gelen ve XX. yüzyılda etkili olmuş yüz Türk romanını değerlendirir. Kitabın girişindeki ayrıntılı "Önsöz"de yazar, XX. yüzyıl Türk romanı üzerine genel bir değerlendirme yapar. Romanın batıdan ithal edilmiş bir edebiyat türü olduğunu söyledikten sonra, Osmanlıdaki tahkiyevî eserlere de bir paragraf açan yazar, romanın Türkiye’ye girişini geciktiren ve girişinde müessir olan temel saikler üzerinde kafa yorar. İlk roman çevirileri ve ilk Türk romanının tarihine değinen yazar Doğu-Batı çatışması etrafında bilinen şeyleri tekrar etmekten de geri kalmaz. XX. asırda romanı değerlendirirken Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Reşat Nuri Güntekin ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nu zirve romancılar olarak ele alır. Batılılaşma macerası ve İttihat Terakki Partisi etrafında kaleme alınan romanlara değindikten sonra, Kurtuluş Savaşı Romanları, Kırsal Kesim Romanları, Köy Romanları diye tasnif ettiği bir kategorik yapı ortaya çıkarır. İşçi kesimini anlatan romanların neden yazılmadığını sorgular. 12 Mart ve 12 Eylül romanları hakkında da birkaç satır karaladıktan sonra “Siyasal İslam’ın Romancısı” diye yaftaladığı Ahmet Günbay Yıldız’a yüklenir.

İbrahim Ulvi Yavuz, Ana Hatlarıyla Türkiye’de Roman Sanatı ve Gelişimi Üzerine Bir Deneme, Beka Yayınları, İstanbul, 1999.

İbrahim Ulvi Yavuz, Ana Hatlarıyla Türkiye’de Roman Sanatı ve Gelişimi Üzerine Bir Deneme adlı eserinde Türk romanını yeni ve farklı bir şekilde tasnif ederek değerlendirir. Ayrıca çok sayıda romanın özetlerini verir. Eserde, araştırmacılar için büyük kolaylıklar sağlayan başlangıcından günümüze kadar yazılan Türk romanları kronolojik olarak sıralanır. Farklı çizgilere örnek oluşturan romancılar ve eserleri, titiz ve dikkatli bir şekilde ele alınırken, ana hatlarıyla bunların bir panoraması sunulur. Farklı bir dikkatin ürünü olan eser, romancı İbrahim Ulvi Yavuz’u yaptığı iş üzerinde düşünen bir aydın kimliği ile karşımıza çıkarır.

YAYINLANAN ROMANLAR

XX. yüzyılın son yılında tesbit edebildiğimiz kadarıyla doksan altı roman yayınlanmıştır. Bu romanları konu ve temalarına göre tasnif ederek şu kategoriler altında değerlendirebiliriz.

Tarihî Romanlar

XX. yüzyılın son yılında yayınlanan romanların on tanesi tarihî romandır. Bunlar sırasıyla Erdem Katırcıoğlu’nun İsa’nın Esrarengiz Havarisi Kuşkucu Tomas, Gürsel Korat’ın Güvercine Ağıt, Vecdi Çıracıoğlu’nun Kara Büyülü Uyku, Mehmet Coral’ın Konstantiniye’nin Yitik Günceleri, Reha Çamuroğlu’nun İsmail, Sermet Muhtar Alus’un Onikiler, Selma Fındıklı’nın Saray Meydanı’nda Son Gece, Hıfzı Topuz’un Taif’te Ölüm ve Paris’te Son Osmanlılar Mediha Sultan ve Damat Ferit, Grace Ellison’un da Ankara’da Bir İngiliz Kadını adlarını taşıyan romanlarıdır.
Erdem Katırcıoğlu, İsa’nın Esrarengiz Havarisi Kuşkucu Tomas adlı romanında, Hz. İsa’nın bakire Meryem’den doğup doğmadığı, Tanrı’nın oğlu olup olmadığı, çarmıha gerilip gerilmediği; dirilip göğe alınıp alınmadığı; Hıristiyanların üç Tanrıya inanıp inanmadığı; ölümden sonra hayatın olup olmadığı şeklinde sıralanabilecek bir takım sorulara cevap arar. Bütün bu sorular İsa'nın on iki havarisinden biri olan Tomas'ın kafasındadır. O, bu soruları hep yüreğinde ve kafasında taşıyarak son güne kadar Hz. İsa'nın peşinden gider. Sonra bütün şüphelerden arınır ve kalbi iman ışığıyla dolar. O, bu ışığı yüreğinde taşıyarak ülkeler aşıp Hindistan'a gider. Orada Tanrı Sözü'nü onbinlerce insana tebliğ eder ve o uğurda şehit olur.
Gürsel Korat, Zaman Yeli adlı kitabından sonra kaleme aldığı Güvercine Ağıt’ta da zaman ve mekân problematiği etrafında döner. Güvercine Ağıt, 1294 yılının Ağustos ayının son gününde Kayseri, Toroslar, Ürgüp, Ihlara Vadisi ve Beyşehir'de yağan yağmur altındaki olayları ayrı ayrı anlatarak, aynı günün farklı yerlerdeki görünümünü açılış noktası yapar. Romanda tarihî vasfı yoğunlaştırılmış ve İspanya'dan Halkidikya'ya, Venedik'ten Kayseri'ye kadar geniş mekânlardan toplanmış karakterler; onların dilleri ve etnik özellikleri anlatılır. Romanda henüz milletlerin olmadığı; kavimlerin, dinlerin ve insanların çarpıştığı, kaynaşıp karıştığı, birbiri içine geçtiği bir dünya tasvir edilir. XIII. Asır Anadolu coğrafyasında din, mezhep, kavim ve iktidarlar arasındaki mücadeleler Batınîlik açısından yorumlanmaya çalışılır. Romanın en önemli özelliklerinden biri de, romandaki hiçbir deyiş, tekerleme, nefes veya vecizenin hangi dilden olursa olsun alıntı olmayışıdır; yazar bu romanda insanı yer yer hayrete düşüren ve örneğine rastlanmayacak özellikler gösteren bir "metne uygun dil" ortaya koyar.
Can Yayınları’nın 1999 yılında düzenlediği İlk Roman Ödülü’nü Kara Büyülü Uyku adlı romanıyla alan Vecdi Çıracıoğlu, konusunu tarihten alan, anlatım tekniği bakımından da iki anlatıcının bakış açısına dayanan iyi bir hikâye ortaya koyar. Romanda Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul’u kuşatmasının hemen öncesinden bir kesit sunulurken, tımar vaadiyle Avrupa'dan getirtilen ve Osmanlı padişahının yanına sığınan para düşkünü Macar döküm ustası Verbain ile yardımcısı Yannis'in, o zamanki adı Asomata olan Rumelihisarı'nda geçirdikleri kısa dönem, romanın hareket ettirildiği ilk metin halkası olarak dizayn edilir. Fatih'in, Verbain'in ve yardımcısının hayatları, Ortaçağ Avrupa'sında ve Osmanlı Devletindeki entrikaların, gizli oyunların, ihanetlerin ve aşkların etrafındaki çatışmalar anlatılır. Bir yandan Bizans'ın son dönemlerinin sefahat alemlerinde gezinirken, bir yandan da surlarla korunan bu büyük şehri fethetmeyi kafasına koymuş bir padişahın ve devleti yönetenlerin karşı tarafla taban tabana zıt, tümüyle farklı dünyaları tasvir edilir. Romanın baş kahramanı ise, Top’tur.
Mehmet Coral, İstanbul'un Osmanlıların eline geçmesiyle başlayan dönemini anlatan Konstantiniye'nin Yitik Günceleri’nde, Bizans'ta Kayıp Zaman'ın bıraktığı noktaları yakalayıp hikâye eder. Kitap, tarihî iskelete yeni bir kurgu getirir. Yazar, İstanbul’un 600 yıllık Osmanlılaşma mâcerasındaki çarpıcı olayları hikâye ederken tarihî yeniden yorumlamaya çalışır.
Alevi araştırmacı-yazar Reha Çamuroğlu, İsmail adlı romanında Osmanlı imparatoru Yavuz Sultan Selim ile Safevî hükümdarı Şah İsmail arasındaki siyasî mahiyeti oldukça önemli olan tarihî mücadeleyi anlatır. Yazar, romanında bazı kesimlerdeki şartlanılmış bilgileri tersinden okur. Şartlanılmış bilgilere göre, Şah İsmail, Alevileri Osmanlı zulmünden kurtaran, yardımsever, iyi niyetli Safevi hükümdarıdır. Yavuz Sultan Selim ise, zalim ve gaddar Osmanlı hükümdarıdır. İsmail’de ise, Şah İsmail kan dökmeyi seven, Osmanlı'daki Kızılbaş ayaklanmalarını kendi lehine kullanarak onlardan faydalanan, ancak zamanı gelince de onları dışlayan kişiliğe sahiptir. Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasındaki kavga ise, Alevi-Sünni meselesi değil, siyasî iktidar mücadelesidir. Kitap, Alevi bir yazar tarafından objektif bir bakış açısıyla kaleme alınmış; ancak roman tekniği bakımından oldukça zayıf kalmış, vasatın altında bir eserdir. Yazarın tezine göre, Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasındaki kavganın temel sebebi, inanç değil, siyâsî çıkarlardır. Osmanlı'nın merkezileşmesiyle birlikte göçebe Türkmenler kendilerini dışlanmış hissetmiş, kendilerine haksızlık yapıldığını düşündükleri için de Şah İsmail'e koşmuşlardır. Yavuz Sultan Selim, büyük bir tehdit haline gelen İsmail’i ortadan kaldırmak için onun yandaşlarını ortadan kaldırmış; bu da tarihe Kızılbaş katliamı olarak geçmiştir.
Onikiler adlı romanında Sermet Muhtar Alus, II. Abdülhamit döneminin eşi emsali bulunmaz kaldırım kabadayısı, Onikiler denilen haşerat güruhunun reisi ve elebaşısı Arap Abdullah’ın maceralarını anlatırken, bizleri Galata balozlarından Çiçekçi'deki koltuklara, Çukurçeşme'deki semai kahvelerinden Ortaköy'deki yangın yerlerine şehrin sokaklarına götürür, kendine has zengin üslubuyla o yılların İstanbul’undaki insan, dil ve kültür mozayiğini gözümüzün önüne serer.
Selma Fındıklı, Saray Meydanı’nda Son Gece adlı romanında, küçük yaşta anasız-babasız kalmış olan bir delikanlının, hocasının yanına sığındıktan sonra başından geçenleri ve duyduğu memleket hasretini hikâye eder. İstanbul'da 'Kızıl Sultan' Abdülhamid'e karşı mücadele edenlerin arasında yerini alan romanın kahramanı Fikret’in yüreği, bir taraftan memlekete diğer taraftan ise Erzurumlu Didar'a aşıktır. Fikret, yüreğindeki sevdayı Erzurum'dan İstanbul'a, İstanbul'dan Bağdat cephesine taşır durur. Romanın kahramanı Fikret, anasız-babasız kalmıştır. Hocası Kâzım Bey’in yanına sığınır. Erzurumlu Didar’ı görünce hemen âşık olur. Ancak Didar da kendisine habersizce âşık olmuştur. Ruslar Erzurum’a girdiğinde, Ermeni çetecilerin zulmünden kaçıp göç yollarına düşerler. Açlık, soğuk ve sefalet peşlerini bırakmaz. Ancak Fikret ve Didar birbirlerini görme umuduyla yaşadıkları acılara karşı direnmektedirler.
Hıfzı Topuz, Taif’te Ölüm adlı romanında, yakın tarihin tartışmalı bir dönemini tek taraflı bir bakış açısıyla yorumlamaya çalışır. Yazara göre Sultan Abdülhamit, Meşrutiyeti ilan etme sözüyle tahta geçmiştir. Ama asıl niyeti başkadır. Giderek artan baskıcı bir yönetimle bütün ipleri eline almaya ve kendine karşı çıkan sesleri susturmaya kararlıdır. Mithat Paşa ise, Batı'daki aydınlanma düşüncesi, Fransız ihtilâli ve hürriyet mücadelesinden etkilenmiş bir avuç münevverle birlikte, beş yüz yıllık bir imparatorluğun köhnemiş zihniyetini değiştirmeyi ve medenî bir yönetim anlayışı getirmeyi düşünmektedir. Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş arifesinde bu iki güç karşı karşıya gelecek ve Türk tarihinin en gerilimli mücadelesini yaşayacaklardır. Yazara göre Mithat Paşa, iki padişahı tahtından indirecek kudrete sahip; demokrat, dürüst ve tavizsiz bir devlet adamıdır. Abdülhamit ise, hep yanlışın içinde, dalavereci, entrikacı ve muhteris bir adamdır. Mithat Paşa’nın, «Muhterem hanımlarım Naime ve Şehribân, kızım Memduha, oğlum Ali Haydar, küçük kızlarım Vesime ve Mesrûre; bu mektubum ihtimal ki son mektubumdur..» diye başlayan mektubuyla romana giren yazar, kitabın motivasyonu içerisine Mithat Paşa’nın hayatını, sadrazamlığını, sürgünlerini, Yıldız Mahkemesi’ndeki muhakemesini ve Taif’teki ölümünü yerleştiririr.
Paris’te Son Osmanlılar, Hıfzı Topuz’un Meyyâle ve Taif’te Ölüm adlı romanlarıyla tartışmaya açtığı 19. yüzyıl Türk siyâsî hayatında, sarayla Namık Kemal, Abdülhak Hamit, Samipaşazâde Sezai ve Ali Süavi gibi aydınlar arasındaki uzlaşma kabul etmez kavgaları; Sultan Abdülmecit’in kızı Mediha Sultan’ın aşkları, evlilikleri ve mustarip hayatını fon olarak kullanarak anlatan tarihî bir romandır. Roman tekniği bakımından önceki iki romanında olduğu gibi bu kitabında da oldukça başarısız gözüken yazar, bir ‘intihal’ tartışmasına da sebep olan kendi doğrularını okuyucuya dayatarak kurmacayı perişan eder.
Grace Ellison’un Ankara’da Bir İngiliz Kadını adlı romanı, bizi ve tarihimizi fon olarak ele alan bir romandır. İzmir'den başlayıp, bütün Anadolu'yu saracak; İzmir'in Yunan işgalinden kurtuluşuna kadar sürecek olan büyük yangının başladığı günlerin hikâyesidir. Romanın karakterleri, kurtuluş savaşının o çetin günlerinde, Anadolu'da yaşanan yoksulluk, sefalet ve bu manzaranın ortasında yürekli insanlar arasından seçilir. Tabii ki meşhur İngiliz oyunları da hümanist bir bakış açısıyla bu romanda savunulur.

Savaş Romanları

1999 yılında yayınlanan romanların üç tanesi, savaş konusunu işler. Bunlar, Zeki Bulduk’un Kayıplar Kosova, Ayşe Kulin’in Sevdalinka, Şemsettin Ünlü’nün de Toprak Kurşun Geçirmez adlı romanlarıdır.
Tuzla Belediyesi’nin Gül Roman Armağanı’nda ikincilik ödülünü alan Zeki Bulduk, Kayıplar Kosova adlı romanında, Kosova’da yakın tarihte yaşanan insanlık dramını hikâye eder.
İmza attığı her roman “Bestseller” olan Ayşe Kulin, “Sevda Şarkıları” manasına gelen Sevdalinka’da, dünya tarihinin en acımasız soykırımlarından biri olan Bosna dramını ele alır. Postane binası, Milli Tiyatro, Hukuk Fakültesi ve civardaki binalar yanmaktayken romanın gazeteci kadın kahramanı Nimeta, bu durum karşısında taş kesilmiş bir hâlde geçmişini seyretmekte, kendisi ve ailesi için nasıl bir mücadele vereceğini düşünmektedir. Oysa gözü önünde çocukluğu, gençliği, hatıraları, sevinçleri, kederleri alevlerin arasında göğe yükselmekte, Saraybosna külleriyle birlikte sağa sola savrulmaktadır. Sevdalinka, yaşanmış olaylardan ve yazarın Batılı kaynaklardan kotardığı ve etnik bir aşk teması etrafında işlediği bir savaş romanıdır. Boşnak kökenli olduğu bilinen yazarı, böyle bir romanı yazmaya sevkeden temel güç, birçok Boşnak ailenin göç trajedisini yaşamasına şahit olmasıdır. Osmanlı'nın yıkılış günlerinden başlayan roman, Avrupa’nın Bosnalı kimliğinin ortadan kalkmasına göz yummasına karşı bir tepki geliştirir. Dayanılmaz bir vahşeti okuyucuya göstermek ister. Yazar romanın kadın kahramanı Nimeta’ya Hırvat sevgilisi Stefan’la bir aşk yaşatırken, insanların hissî hayatının ırk ve din tanımadığının altını çizer.
Şemsettin Ünlü de Toprak Kurşun Geçirmez adlı romanında, savaşan insanın maceraları ve tecrübeleri etrafında kristalize edilen problemleri ele alır. Evlerinden, sevdiklerinden uzakta, ordugahlarda, siperlerde, saldırılarda yaşananları ayrıntılarıyla tahlil eder.



(DEVAMI, Rroman Değerlendirmesi 2’de)

http://edebistan.com

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

Hakkımda

Türk Romanı Üzerine Yazılan inceleme, araştırma, değerlendirme yazıları, söyleşiler vb.

Son yazılar

YİTİK GÖL ROMANI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME / Nail UYAR
Arşiv: AlsahBlog/RomanYazıları 2005
Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Roman Zamandizini (1872- 2006) / Kronoloji
Tek ve mükemmel bir hayat, Haldun Taner öykü ödülünü Ağula adlı kitabıyla kazanan Sibel K. Türker
63. Yıl Yunus Nadi ödülleri 2009
MEB'NIN İLK VE ORTA ÖĞRETİM İÇİN SAPTADIĞI 100 TEMEL ESER
Roman Yazıları Arşivi'nden
9. Fakir Baykurt Kültür Sanat Günleri Programı
Masumiyet Müzesi Haberleri
"Güven" 10 yaşında
‘Ağabey, çamaşırlarınızı, romanınızı gönderiyorum’
Orhan Pamuk’tan bir aşk romanı
Kırık bir kalbin romanı
Miami’den Mardin’e
Ayla Kutlu romanı
Duygu Asena Roman Ödülü, Lal Kitap'ın oldu
Kitabın Adı: Ankara
İlköğretmenimiz Fakir Baykurt
Orhan Kemal bakışı
Oğuz Atay Roman Yarışması Sonuçları Açıklandı
Boşluğun masalı... / Latife Tekin
Yaşar Kemal neden Nobel alamadı? İşte cevabı!
Türk edebiyatının farklı tarihi
Erkekler arasında tek başına
KÖY ENSTİTÜLERİ HALKI BİLİNÇLENDİRİYORDU / KADİR İNCESU

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS
Ali ŞAHİN (alsah) 'in Tüm Blok Ve Siteleri
Güldeste/ En Güzel Atatürk Şiirleri/ Seçki
Kastamonu Net (Blogcu)
Öyküler & Öykücüler
Roman Yazıları
Şiirler & Şairler
Taşköprü'den Bakış
Yedinci Sanat
Yeni Edebiyat (Blogcu)
Edebiyat Dünyası
Yeni Edebiyat
Yeniden Dergi
Edebiyat
Öykü
Gökırmak
Esintiler
Taşköprü'nün Sesi
Taşköprü Yazıhamit Köyü
Kastamonu Net
Gerçeğin Sesi
Güncem
Edebiyat 2005
Çocuk ve Edebiyatı
Sanat ve Toplum
Dersimiz: Edebiyat
E- Edebiyat
Taşköprü'nün Taş-köprüsü
Dünya Ressamlarından Büyük Resim Galerisi

Kategoriler

  • A. Ali ŞAHİN (A. Alsah) Yazilari
  • Anma
  • Arastirma
  • Duyuru
  • Edebiyat Arastirmalari
  • Edebiyat Tarihimizden
  • Edebiyattan Sinemaya
  • Elestiri
  • Etkinlik
  • Haber
  • Inceleme
  • Kitap
  • Kitap Ozetleri
  • Kitap Tanıtma
  • Kronoloji (Zamandizini)
  • Roman Inceleme
  • Soylesi
  • Arkadaşlar

    alisahin37
    kastamonunet
    Guldeste
    oykuleroykuculer
    yeniedebiyat
    yedincisanat
    siirlersairler
    ilhanM
    elki
    yildizim
    derlemeler
    Hasan37
    cocukca
    geda
    hasanbildirki
    NEVAAY
    muzaffererdem
    ilkay
    riqelme
    sophia
    HandanGokcek2
    iremnur
    lalecik
    muratkulcuoglu
    ehicran
    EEYC
    cicim
    afranur
    gulcanca
    eroman
    esevcanca
    kastamonum
    UmitZeynep
    saclariniz
    lepidoptera
    nehir35
    tera
    perisel
    yakamoz37
    JeLiBoM
    deryadanlezzetler
    zeytintanesi
    tariksefer
    nsahin
    pelincee
    spil
    neslinursema3
    keskin965
    Nesak61
    gorseldil
    tulaybilgin
    ayakizleri
    SariYazma
    laalee
    savra
    mayinhatti
    sahinsah
    sahinsah
    sahinsah
    sahinsah
    Mansur
    emeginsanati
    kaylule
    nurtenaltinok
    kitapyorumu
    daktilo16
    passions00
    Laliyne35
    kitabooku
    neslinursema1
    neslinursema
    AliSahinAlsah
    kitapnehri
    neslinursema2
    alsah
    AlsahBloklariIndexi
    AlsahIndex
    cideli
    glhn74
    yagmurtuana
    bizimada
    incesan
    unutanlara
    vasitan
    teknolojihaber
    sevilla
    yorumsizin
    AlsahBloglariIndeksi
    AlsahBloglariIndexi
    AlsahBloklariIndeksi
    AlsahBloklariIndexim
    YeniGuneTurku
    kenanyucel
    bloggazetesi
    akinolgun
    sairasli
    gizemliruzgar
    sinemaseyret
    SerkanEngin
    siberdevlet

    http://alsahblog.blogcu.com/ Kayıt Güncel Sayfa: Toplam:
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa