41 Takipçi | 46 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Eğitim

Kitap

Diğer İçeriklerim (274)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (41)
13 01 2006

Yaşamı ve Yapıtlarıyla Kemal BİLBAŞAR

²Yapıtlarımı genellikle küçük kasaba ve köylerde yaşayan, çok çalışan, az mutlu olan insanların hayatını yansıtmak, onların belli bir bilince varmaları amacıyla kaleme aldım.  Fikirde toplumcu, sanatta gerçekçi, görüşe bağlı kaldım.  Memleketimiz insanlarının dertlerini, toplum gerçeklerini ancak bu edebiyat tekniğiyle gün ışığına çıkarmak, onlara çözüm yolunu göstermek mümkün olacağına inandım.  Yapıtlarımda halk masal ve öykü deyişlerine de yer veriyordum.  Bununla yapıtlarımı halkıma daha rahat okutacağım, sanatımda geleneksel bağlantıyı sağlıyacağım kanısındaydım.²                                                                     Yaşamı 1910 yılında Çanakkale'de doğan Bilbaşar, ortaöğretimini 1929 yılında Edirne Öğretmen Okulu'nda tamamlamış, iki yıl ilkokul öğretmenliği yapmıştır.  Yüksek öğretimini Gazi Eğitim Enstitüsü Tarih-Coğrafya Bölümünde tamamlamış, 1935 yılında mezun olmuştur. Aynı yılın resim-iş bölümü mezunlarından Bedia Bilge ile evlenmiş, İzmir'e yerleşmiştir.  Hayatları boyunca biribirlerinden bir gün olsun ayrılmayan çiftin iki çocuğu olmuştur. Nazilli ve İzmir Karataş Ortaokullarında öğretmenlik yapan Bilbaşar 1961 yılında emekliye ayrılmış, bir süre siyasetle uğraştıktan sonra 1966'da İstanbul'a yerleşmiş, kendini tümüyle yazmaya vermiştir.  Yazar 21 Ocak 1983'te ölmüştür.  Kemal Bilbaşar edebiyatla ilgilenmeye Gazi Eğitim Enstitüsü'nde başlamış, ilk öykülerini İzmir'de Cahit Tanyol ve İlhan İleri ile birlikte çıkardıkları Aramak dergisinde yayımlamıştır (1939).  Bu dönemde Halkevlerinin açtığı öykü yarışmasında ilk ödülü k... Devamı

13 01 2006

Murat Gülsoy'la 'Sevgilinin Geciken Ölümü Asuman Kafaoğl

Murat Gülsoy'dan 'Sevgilinin Geciken Ölümü' Sevgilinin geciken adımları aşkı öldürür Romanın çok katmanlı bir yapısı var. Kitabı baştan sona bir aşk hikâyesi olarak okumak mümkün: Zamanla eskiyen bir ilişkinin aşk üçgenleri yaratması. Cem ve Serap'ın ironi ve kara mizahla karışık tartışmaları çok gerçekçi. Farklı bir göz aynı romanı, birkaç neslin farklı insanlarını anlama çabası olarak okuyabilir. Kitabın önemli bir bölümü Serap'ın babasına, baba-kız arasındaki soruna ayrılmış. 1980 öncesinde asker olan babanın, sonrasında personel müdürlüğüne oradan yönetim kurulu üyeliğine terfi etmesi ve bir sonraki dönemde de şirketine el konması; hepsi Türkiye'nin yaşadığı kritik dönemlerin mimarlarının durumunu ortaya koyar nitelikte. Filiz ATEŞ "If I take one more step, I will be somewhere else. Or die."Sevgilinin Geciken Ölümü, Murat Gülsoy'un ikinci romanı. Öykü kitaplarının ardından yazdığı ilk romanı 'Bu Filmin Kötü Adamı Benim' 2004 Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazanmıştı. İki roman arasında yeni bir öykü kitabı ve Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık isimli kitabı da düşünülürse Murat Gülsoy'un öncelikle üretkenliğine dikkat çekmeli.'Öncesinde...' bölümünü sonraya bırakarak başlarsak, 'Berzah'ta...; kahramanımız Cem'in rutin hale gelmiş olan işleri anlatılarak başlıyor ve gerçek yaşamdan somut olaylarla devam ediyor fakat sonlara doğru her şey karışmaya başlıyor. Gerçek olan ile olmayan birbirine girerken, Cem'in zihninin bulanıklaşmasıyla okuyucunun da aklı karışıyor. Dağınık parçalar bir araya gelip anlam kazanırken somut olan her şey dağılıyor. Bu yazıda romandan söz ederken tam tersini yapacağım; önce romanda önemsediğim noktalara parça parça ve belki de dağınık bir şekilde değinip, sonunda da -eğer mümkün olursa- toparlayacağım. "Boş versene Cem. Burada biz bizeyiz. Yani yalnızsın..."Tüm roman Cem'in zihnindekilerle ilgili. Bir trafik kazası sonucu Serap bitkisel hayata girmiştir ve ... Devamı

06 01 2006

Edebiyat eleştirmeni Ömer Türkeş'e göre günümüz edebiyatı fo

A Ömer Türkeşgünümüz edebiyatı fosforlu   Edebiyat eleştirmeni Ömer Türkeş'e göre günümüz edebiyatı fosforlu Ömer Türkeş, "Yazarların tanımadıkları hemen anlaşılan bir hayatı anlatmaya soyundukları görülüyor. Kendileri de güya edebiyatı renklendiriyorlarmış. Ama fosforlu renklerden başka bir şey görünmüyor" diyor. Yeni Şafak'tan Selah Kemaloğlu'nun röportajını birlikte okuyalım: Türkiye de artık yüz binler satan "bestselers" romancıların ülkesi. İlk bakışta edebiyat için sevindici gibi görünen bu durum edebiyatın toplumsal ve estetik işlevini gözönünde bulunduran kişileri rahatsız ediyor. Bunlardan biri olan edebiyat eleştirmeni Ömer Türkeş. Bestselers romanlara karşı yazdığı sert eleştirilerle tanınan, roman eleştirileri yanında modern roman üzerine incelemeleri de bulunan Türkeş; "Gündelik dilden öteye geçemeyen, toplumsal olandan uzak, romanlarındaki karton tiplerle, aklı fikri aşkta ve cinsellikte olan mutsuz ve yalnız insanların hikayelerinin" konu edildiği "vitrin romanlarının" tekeline giren Türk Edebiyatı'nın gerçek bir edebi kırılma yaşadığını düşünüyor. Ömer Türkeş'le yeni edebi dünyanın "Edebi değer mi? O da ne?" diyen genç yazarların dayandıkları tarihsel ve toplumsal arka planı konuştuk. Türk Edebiyatı'nın toplumsal meselelere yönelik bakışında ve bugün içinde bulunduğu duruma getiren kırılma noktasını nereye dayandırıyorsunuz? Bugün edebiyata ve entellektüel hayatın diğer alanlarına yayılan üretim ve tüketim pratiklerinin miladı için seçilecek tarih hiç kuskusuz 12 Eylül 1980 olmalıdır. 80'lerin mantığında doğal olan, iktidar sahiplerinin muhalif kesimleri ölçüsüz bir -fiziksel- şiddetle yok etme girişiminden entellektüel hayatın da payını almasıydı. Bundan böyle muhalif düşünmenin –aslında düşüncenin kendisinin– ağır ödenecek bir bedeli vardı 80'ler Türkiye'sinde. 12 Eylül askeri darbesinin asıl yıkıcı etkisi yarattığı kültürel bölünmede, kuşaklar arasındaki kopuşta, yıkılan değerlerin üzerine... Devamı

06 01 2006

2000'li Yılları Onlardan Okuyoruz/ A. Ömer TÜRKEŞ

Radikal Kitap  KAPAK Esmahan Aykol, Hakan Günday, Şebnem İşigüzel, Murat Uyurkulak (soldan sağa, üstte) Doğu Yücel, Meltem Arıkan, Fidan Terzioğlu, Tuna Kiremitçi, Elif Şafak (soldan sağa, altta)Yeni bir yazar kuşağı var. 80'li yıllarla birlikte Türk edebiyatının yaşadığı dönüşüm, 2000'li yıllarda sayıları iyice artan 'yeni' yazarlarla bir kuşaktan söz etmeyi mümkün kılıyor. Roman ve öyküye bambaşka konular, türler ve dil arayışları taşıyan yazarlar, özel hayatlara odaklanırken yeni gençliğin de anlatıcısı oldular   28/03/2003   A. ÖMER TÜRKEŞ (Arşivi)   2000'li yılları onlardan okuyoruz Edebiyat ve sanatın insanları etkileme gücünün, daha doğrusu 'söz'ün büyüsünün yittiği bir zamanda ve mekanda yaşıyor ama roman sayısındaki rekor sayılabilecek bir artışa, romanların çok satarlığına ve roman tartışmalarının aktüalitesini hiç kaybetmediğine de tanık oluyoruz. Tanıklığımız bunlarla sınırlı değil, son yıllarda romanın 21. yüzyılda izleyeceği seyri işaret eden önemli bir gelişme daha var: Roman sanatının bugününe genç, henüz 'yolun yarısına' gelmemiş bir kuşak yavaş yavaş ağırlığını koyuyor; bir önceki kuşakların biraz apolitik bulup bir türlü ısınamadıkları 80 sonrası kuşağı, romanlarda ifade ediyor kendisini!.. Edebiyat tarihimizin belki birkaç çatlama noktası tespit edilebilir, ama alanın kırılma noktası hiç kuşkusuz tektir ve tarih, 12 Eylül 1980 olarak işaretlenmelidir. Dönemin yarattığı çok yazılıp söylenen olumsuzluklarını bu yazı özelinde tekrarlamak gereksiz, ancak genç kuşakların nasıl bir kültürel atmosferde yetiştiklerine işaret etmek için 80 darbesiyle başlayıp 21. yüzyıla uzanan son yirmi yılda siyasi, ekonomik ve toplumsal restorasyonun tüketim ideolojisini yaygınlaştırdığını, ilgilenilmesi tehlikeli 'büyük anlatıların' terkedildiğini, sistem içi mikro çözüm arayışlarının ve bireyi öne koyan yeni toplumsal teorilerin yaygınlaştığını da bir not olara... Devamı

06 01 2006

Roman 2000: Siyasal ve tarihsel romanlar/ M. SADIK ASLANKARA

Bu yılın romanları, kabaca gözden geçirildiğinde iki ana damarın kendisine oldukça geniş yataklar açtığı; birinde siyasanın, ötekinde tarihin, romanın içine alınmaya çalışıldığı görülüyor. Elbette bunları, daha başka konuları, izlekleri roman içine almak olası. Ancak bu olgu, bunları 'anlatan' romanların 'yazınsal' olacağı anlamına gelmiyor... Siyasal söylemle siyasal romanı, tarihsel aktarmacılıkla tarihsel romanı birbirinden ayırmak gerekmiyor mu? Söz konusu yapıtlar, bunu düşünmemizi sağlayarak da bir işlevi yerine getiriyor bana göre. Siyasal ve tarihsel romanlar M. SADIK ASLANKARA Yazınla ilgili yıl sonu değerlendirme yazıları, eleştiri yazısı mıdır? Değildir! Kılavuzluk da yapmaz, hangi romanı nasıl okuyacağınıza siz karar verirsiniz yine! Olsa olsa bir anımsatmadır; anımsatırken söz konusu romanlara değgin kimi küçük değerlendirmeleri, yıl içinde dillendirilmiş düşünceleri, şurasından burasından tutup tutup çekivermektir önünüze, o kadar... Neler yayımlanmış 2000'de? Kuşbakışı bir göz atmaya çalışalım ilkin bunlara... Nalan Türkeli ; İki Hayat (Gendaş): Nalan Türkeli, Varoşta Kadın Olmak romanıyla duyurmuştu ilkin adını. Varoştan çıkagelerek üstelik. Anılarını aktarırken yansıttığı dürüstlükle de dikkatleri çekmekte gecikmemişti. Bu kez yaşamının onu sürüklediği Fransa'yla bu yakaya dönük gözlemleriyle baş başa bırakıyor Türkeli bizleri. Murat Aykaç Erginöz ; Sarayın Gözyaşları/Cem Sultan'ın Romanı (Yalçın): Murat Aykaç Erginöz çok yönlü bir yazar. Yazarlığının dağıldığı alanlar içinde roman ve oyun başı çekiyor. Erginöz, Cem Sultan'ın dramatik yaşamöyküsünü, daha çok da, topluma hüzünlü gelen son on yılını yalın bir anlatımla yansıtmaya çalışıyor. Erginöz'ün romanında bana göre dikkati çeken en önemli yan, romanın dili. Tarihsel dönemi anlatıyoruz diye geçmişe dönük dilsel öykünmelerle dolu romanların tersine, güzel bir Türkçeyle yazıyor romanını Erginöz. Nazlı Eray ; Ayışığı Sofrası (Can): Nazlı Eray, ... Devamı

06 01 2006

Cemo- Memo/ A. Ömer TÜRKEŞ

Kitap  Memo'ların dramı İLÜSTRASYON: HİCABİ DEMİRCİKemal Bilbaşar'ın 'Cemo' ve 'Memo' romanları, Kürt sorununu ilk kez toplumsal bir mesele olarak ele aldı Radikal Kitap, 30/05/2003 A. ÖMER TÜRKEŞ (Arşivi)Ölümünün üzerinden yirmi yıl geçtikten sonra Kemal Bilbaşar'ı 'Cemo' ve 'Memo' romanlarının yeniden basımı nedeniyle anıyoruz: 1910 yılında Çanakkale'de doğan Kemal Bilbaşar, 1961 yılına kadar öğretmenlik yapmış, 1939'da başladığı yazma uğraşını 1983'e kadar sürdürmüş, pek çok edebiyat ödülüne değer görülmüştü. 'Cemo'ya kadar daha çok hikâyeleriyle tanınan Kemal Bilbaşar, 'Cemo' romanını da 'Hancının Karısı' (1953) ve 'Saltanatın Satılışı' (1962) adlı hikâyelerinden yola çıkarak yazmıştı. 1962'den 66'ya kadar üzerinde çalıştığı 'Cemo', Bilbaşar'ın yazarlık kariyerindeki en parlak eseri oldu. Edebi değeri bir yana, ardından gelen 'Memo' ile birlikte 700 sayfayı aşan bu kapsamlı çalışma, Cumhuriyet tarihinde Kürt sorununu, Şeyh Sait ve Dersim İsyanlarını toplumsal bir mesele olarak önüne koyan ilk roman olması açısından çok önemlidir. 'Cemo' ve 'Memo' romanlarında, devletle barışık kalmaya çalışmasına rağmen bir türlü adam yerine konmayan Kürt köylüsünün giderek bilinçlenmesini ve haksızlığa karşı öfkesini anlatır Bilbaşar. Roman isyanla biter, Jandarma zulmünden bıkan aşiret halkı karakolu basar. Babası Şeyh Sait İsyanına katılmamıştır ama Memo, Dersim İsyanının içindedir. Sene 1937'dir. Dersim'i kana boğacak tenkil hükümetinin icraatları henüz başlamadan sona erer hikâye... 'Cemo'ya kadar Cumhuriyet romanında Kürt isyanlarına-ancak bir fon olarak-yer veren metinler Esat Mahmut Karakurt, Refik Halit Karay, Mükerrem Kamil Su ve Halide Edip Adıvar gibi devletle bütünleşen yazarların kaleminden çıkan popüler aşk romanlarıydılar. 'Medeniyet' sözcüğünün fetişleştirildiği bu yıl... Devamı

06 01 2006

Polisiye tarihimize kısa bir yolculuk

Radikal Kitap  KAPAK Kimileri Türkiye'de polisiye roman yazılmaz dese de daha Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren bu türde pek çok kitap kaleme alınmış. Hem de bizzat Hüseyin Rahmi Gürpınar, Refik Halit Karay, Nâzım Hikmet, Kemal Tahir, Vala Nurettin, Peyami Safa gibi isimler tarafından 10/08/2001 A. ÖMER TÜRKEŞ (Arşivi) Polisiye tarihimize kısa bir yolculuk Yayınevleri ve okuyucuların ilgisi yoğunlaştıkça 1980'lerden sonra yerli yazarların kaleminden çıkma polisiye sayısında da önemli bir artış oldu. Ne var ki Cumhuriyet tarihinin pek çok dönemi gibi 1980'ler de bir bellek yitimi ile açılmıştı; polisiye yazımının yüzyıllık geçmişine kimse dönüp bakmadı bile. Böylelikle Türkiye'de yeni yeni yazılan bir edebi tür muamelesi gördü polisiyeler. Oysa Sultan Abdülhamit'in bir polisiye tutkunu olduğunu, iki ila beş bin arasında rivayet olunan polisiye kitap koleksiyonunu okumak için bir tercüme bürosu kurdurduğunu ve aynı dönemde üretilmiş çok sayıda yerli polisiye bulunduğunu öğrenmek hiç de zor değildi. Cumhuriyet dönemine geçildikten ve yeni harflerin kabülünden (1928) sonra basılan yerli polisiyelerin de azımsanmayacak bir sayıya ulaştığını söyleyebiliriz. Ancak söz konusu polisiyelerin Cumhuriyet tarihi içerisinde nasıl bir seyir izlediğine ilişkin kapsamlı bir inceleme ya da kitap yok elimizde. Başlardaki ilgisizliğin nedenleri 'yüksek' edebiyata giren romanlara eğitici, siyasi ve ideolojik misyonlar yüklenip önemli değerler atfedilmesinde ve bir alt tür muamelesi gören polisiyelerin uzun yıllar boyunca ciddiye alınmamasında aranabilir. Asıl şaşırtıcı olan, türler arasındaki hiyerarşik sıralamayı yok sayan postmodern zamanlarda -bugünlerde bile polisiye tarihinin hâlâ karanlıkta kalmasıdır. Ünlü yazarlar, imzasız romanlar Kimler yok ki polisiye metinler üreten yazarlar arasında? Mehmet Rauf, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Refik Halit Karay, Nazım Hikmet, Kemal Tahir, Cevat Fehmi Başkurt, Esat Mahmut... Devamı

06 01 2006

2004 Romanları 1, 2/ Asuman Kafaoğlu- BÜKE

2004 ROMANLARI - I Birkaç yıldır edebiyat dergileri, yılsonunda tüm yılın romanlarını değerlendiren bir yazı isterlerdi, geçen sene yazı isteyen derginin de kapanmasıyla, böyle bir değerlendirme yazısı isteyen çıkmadı; geleneği bozmamak için bu sene yazıyı bu köşeye taşımaya karar verdim. 2004 yılı boyunca elime beş yüzün biraz üzerinde kitap ulaşmış. Çıkardığım listedeki kitapların 200 kadarı roman (ve novella) ve bunların arasından yabancı yazarların eserlerini ve daha önce baskı yapmış olanları ayırınca geride kalanların sayısı ürkütücü değil! Değerlendirmeyi, elime ulaşan romanlar üzerinden yaptım, bu yüzden büyük yayınevleri (“büyük yayınevleri”nden kastım, birin üzerinde editöre düzenli maaş ödeyenler) aksatmadan yayımladıkları her kitabı yolladıkları için belki öne çıktılar. Yine de listemdeki kitapların yayınevlerine göre ayırdığımda, ellinin üzerinde yayınevi adı var, bu yüzden küçük yayınevleri de elime geçmesini istedikleri romanları sanırım yollamışlar. Yılsonu değerlendirmesinin birkaç açıdan anlamı var benim için, birincisi belli bir zaman geçtikten sonra çok az sayıda eser zihnimde tazeliğini koruyor. Bir açıdan zamana karşı ne kadar dayanıklı olduklarını anlamaya yarıyor çünkü bazı romanlar okunduktan birkaç hafta sonra bile bir iz bırakmamış olabiliyorlar. İkinci bir neden de eserlerin birlikte değerlendirilmeleri, günümüz Türk romanının ortak kişilik özelliklerini görmeye yarıyor. Değerlendirmelere Orhan Pamuk’un “İstanbul: Hatıralar ve Şehir” kitabıyla başlamak istiyorum. Aslında bu bir roman değil ve 2004’de yayınlanmadı. Bu yüzden bu yazının başlığına uymuyor fakat kitabı yayınevi geç yolladığı için ancak 2004’ün ilk haftalarında okuyabilmiştim. Pamuk’un “İstanbul”u içinde iki kitap barındırıyordu: bir yandan İstanbul’u ressam, fotoğrafçı ve yazarların izlerinden giderek anlatırken, bir yandan da yazar çocukluğunu, aile yaşamını, İstanbul’un gündelik şehir h... Devamı

06 01 2006

Bir Roman İncelemeleri Sitesi/ Yazın Sanatı- Asuman Kalafatoğlu

| 2003 Yazın Sanatı | 02.01.2003 Norbert Gstrein "İngiltere Yılları" 09.01.2003 Murat Uyurkulak "Tol" 16.01.2003 Paul Auster "Yanılsamalar Kitabı" 23.01.2003 Tuna Kiremitçi "Git Kendini Çok Sevdirmeden" 30.01.2003 Paul Verlaine 06.02.2003 İnci Aral "Mor" 13.02.2003 "Cinsel Öyküler" 20.02.2003 Matematik Serüveni 27.02.2003 Michael Cunningham "Saatler" 06.03.2003 "2002 Şiir Yıllığı" 13.03.2003 Umberto Eco "Baudolino" 20.03.2003 Lev Tolstoy’un "İvan İlyiç’in Ölümü" 27.03.2003 Zadie Smith "İmza Toplayan Adam" 03.04.2003 Asiye Cebar "Aşk ve Fantazya" 10.04.2003 Selçuk Altun "Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir" 17.04.2003 Murat Gülsoy "Binbir Gece Mektupları" 24.04.2003 Hamdi Koç "Çiçeklerin Tanrısı" 01.05.2003 Anne Wiazemsky "Bir Avuç İnsan" 08.05.2003 Edward Carey "Gözlemevi Hikayeleri" 15.05.2003 Mine Söğüt "Beş Sevim Apartmanı: Rüya Tabirli Cinperi Yalanları" 22.05.2003 Mehmet Eroğlu "Zamanın Manzarası" 29.05.2003 Georges Perec "Doğdum" 05.06.2003 Marie-Laure Bernadac-Paule du Bouchet "Picasso: Dahi ve Deli" 12.06.2003 Faruk Duman "Piri" 19.06.2003 David Lodge "İyi İş" 26.06.2003 Murathan Mungan "Yazıhane" 03.07.2003 Isaac Singer "Meşuga" 10.07.2003 Günter Grass "Yengeç Yürüyüşü" 17.07.2003 Petros Markaris "Alan Savunması" 24.07.2003 Fatih Atila "Ölü Canlar" 14.08.2003 Niccolo Ammaniti "Korkmuyorum" 21.08.2003 Roger Housden "Rumi’nin İzinde" 28.08.2003 Eric-Emmanuel Schmitt "Pilatus’a Göre İncil" 04.09.2003 William Golding "Piramit" 11.09.2003 Jean Boisselier "Buda’nın Bilgeliği" 25.09.2003 Joyce Carol Oates "Kalp Koleksiyoncusu: Grotesk Öyk... Devamı

06 01 2006

2004'ün İlk Yarısında Roman: 70 milyona 70 yeni yazar...

Kitap  KAPAK Müge İplikçi, Murat Gülsoy, Gaye Boralıoğlu, Yekta Kopan, İlhan Uçkan ve Halil Bezmen de (soldan sağa) 2004 yılının ilk aylarında ilk romanları yayımlanan yazarlar arasında.2004 yılının ilk yedi ayı içinde yayımlanan roman sayısının Cumhuriyet tarihindeki en yüksek noktaya ulaştığını biliyor musunuz, üstelik de bu sayının yarısının ilk romanlar olduğunu? Bunun Türk edebiyatı için bir gelişme olduğu açık ama böylesine şiddetli bir anlatma ihtiyacının kaynağı, bu yazma hızının daha ne kadar süreceği ise tartışma konusu 23/07/2004 (862 defa okundu) A. ÖMER TÜRKEŞ (Arşivi) Kim bilir bu gidişin... Kitabevi raflarından fışkıran ürün bolluğu, entelektüel hayatın son yıllardaki ayırt edici özelliği olarak gösterilebilir. Baskı adetlerinden söz etmiyorum ama, tersine, baskı adetleriyle hiç uygun düşmeyen bir çeşit zenginliği yaşanıyor. En çok ilgiyi de yerlisiyle yabancısıyla öykü ve romanlar topluyorlar. Pandora Kitabevi'nin geçtiğimiz günlerde açıkladığı 2004 yılı kitap raporuna göre yılın ilk altı ayında yayımlanan kitaplar listesinde ilk sırayı yine edebi kurmacalar almış; "3470 yeni kitaptan 810'u öykü ve roman türünde... 2003 ve 2004 ilk yarı yılları karşılaştırmasında yayımlanan kitap sayısındaki %12'lik artış ile roman-öykü türündeki kitapların gösterdiği %23'e varan yükseliş dikkat çekici" deniliyor raporda. Ancak öyküye nazaran romanların yarattığı etki ve tartışmaların gündemi daha fazla meşgul ettiğini de söyleyebilirim. Nitekim 2004 yılının ilk yedi ayında yayımlanan roman sayısı Cumhuriyet tarihindeki en yüksek noktasına ulaştı. Öyle ki, 150'yi bulan bu sayı -2002 yılı dışında- diğer yılların 12 aylık toplamında bile yakalanamamıştı. Artış 'ilk' romanlarda da gözleniyor; geçtiğimiz yedi ay içerisinde tam 70 yazar var roman alanına ilk adımını atan. Büyütmek için tıklayınız 70 milyona 70 yeni yazar... Nüfusu 70 milyona varan bir ülke için 70 yeni romancı ilk bakışta ç... Devamı

06 01 2006

2005'te Keyifli Romanlar/ A. Ömer TÜRKEŞ

Radikal Kitap  2005'te keyifli romanlar Mehmet Eroğlu'nun, 'Düş Kırgınları' ile İnci Aral'ın (solda) 'Taş ve Ten'i yılın dikkat çeken romanlarıydı...Kitap yayımı itibariyle geçen yılı aratmadı bu yıl; roman patlaması devam etti... Tarihi romanlar ve siyasi anlatılar son birkaç yılda yakaladıkları düzeyi tutturamasalar da, 2005 roman okuyucuları için iyi bir yıl oldu. Polisiyeseverler ise keyifli bir yıl geçirdiler elbette... 23/12/2005   A. ÖMER TÜRKEŞ (Arşivi)   19 Aralık itibariyle 284 yeni roman tespit ettiğimiz 2005 yılı, sayısal anlamda 2004'ü yakaladı. Rakamlardan yola çıkan geniş bir incelemeyi daha önce yapmıştım. Bu kez, 2005'te severek okuduğum romanları kısa özetler hâlinde hatırlatacağım. Ancak hemen belirtmek gerekir ki söz konusu yekûnun tamamına varmış değilim. Bu nedenle işaret ettiğim kitaplar genel bir 'yılın en iyileri' parantezinde düşünülmemeli. Ayrıca, yazarlar ve ürünleri hakkında puanlama yapmak gibi bir amacım da yok. Her ne kadar şimdiye kadar bana tahsis edilen en geniş yazma alanına sahip olsam bile, yine de yer darlığı nedeniyle kitaplardan çok kısaca söz edeceğim. Bu yazı roman okumasını sevenlerle yapılan bir sohbet olarak düşünülmelidir. Önceliği bireysel hayatları siyasal ve toplumsal tarihin yaptığı etkilerle birlikte ele alan romanlarla başlamak istiyorum. Ne yazık ki çok fazla örnek yok. Dikkat çekenleri şöyle sıralayacağım: Düş Kırgınları (Mehmet Eroğlu), Taş ve Ten (İnci Aral), Bir Garip Cindi Zümrüdüanka (Ali Teoman), Annemin Öğretmediği Şarkılar (Selçuk Altun), Madonna'nın Son Hayali (Doğan Akhanlı), Foto Şıpsevgi (Aydın Arif), Altın Yaldızlı Adam (Feyza Zaim) ve Uzun Bir Yolculuğun Bittiği Yer (Hüsnü Arkan). Mehmet Eroğlu, merkezine gerçek hayatın gerçek insanlarını yerleştirdiği, sadece yaslandığı tarihsel geri planıyla değil, kurgusu, insanı, eşyayı ve doğayı tasvir ederken yakaladığı diliyle de dikkat çeken son i... Devamı

06 01 2006

Roman Yazıları/ Edebistan'dan

Roman Yazıları  - İHANETE ELMAS MÜTHIŞ GEREKÇEDIR   (BAKİ KOŞAR) - 2005’TE ROMAN   (A. ÖMER TÜRKEŞ) - SAL VE ROMA   (A. ÖMER TÜRKEŞ) - AHMET KEKEÇ’TEN “DERİN ROMAN”   (İBRAHİM TENEKECİ) - İMKANSIZIN ŞARKISI   (KILIÇ BUĞRA KANAT) - BORGES METAFORU   (SEMİH GÜMÜŞ) - İSTEDIĞINIZ 'KLASİK'TEN BAŞLAYIN   (DERVİŞ ŞENTEKİN) - "DUBLÖRÜN DİLEMMASI"NI OKUYUN   (AHMET KEKEÇ) - MARIO LEVİ’NİN YENİ ROMANI: “LUNAPARK KAPANDI”   (A. ÖMER TÜRKEŞ) - AZİZ EFENDİ’NİN REDDEDİLEN MİRASI TÜRK ROMANCISININ “GERÇEKLİK”LE SAVAŞI   (HANDAN İNCİ) - KENTLİ YAŞAMIN TUTKULARINA DAİR BİR TRAJEDİ   (CEM ERCİYES) - VATANDI, AH YEMEN!   (YUSUF ZİYA CÖMERT) - ROBERT JORDAN: 'BEN BİR HİKÂYE ANLATICISIYIM'   (SEVİN OKYAY) - ENTELEKTÜEL ERKEK RÜYALARI   (ÖMER TÜRKEŞ) - AHMET KEKEÇ’LE “DERİN ROMAN” ÜSTÜNE   (HALE KAPLAN ÖZ) - “HİÇBİRYER”, HER ŞEY YA DA HİÇBİR ŞEY Mİ?   (ADEM KEVEN) - “HİÇBİR YER” EŞİTTİR HİÇBİR ŞEY   (ÖMER LEKESİZ) - HAYATIN YARISI YOK   (A.ÖMER TÜRKEŞ) - MAVİ SAÇLI YILDIZ TOZU   (OYLUM YILMAZ) - HORMONLU-FOSFORLU: EDEBİYATIMIZ ÇÖKÜYOR MU?   (FADİME ÖZKAN) - ÖLÜM SEFERİ: KARANLIK, DERİN, UZAK VE GİZEMLİ...   (ONUR GÜLEN) - TARİHÎ ROMAN   (İSKENDER PALA) - ROMAN ÜZERİNE KİTAPLAR   (MUSTAFA MİYASOĞLU) - ALEXANDRE DUMAS: TARİHSEL FANTEZİLERİN USTA YAZARI   (ESİN COŞKUN) - MÜTEFEKKİR PEYAMİ SAFA   (MEHMED NİYAZİ) - BİR RESSAMIN KALEMİNDEN SELÇUK ALTUN’UN İKİ ROMANI   (SALİH TURAN) - ÇIKIŞI OLMAYAN HAYATLAR (15.04.2003)   (A.ÖMER TÜRKEŞ) - BÜYÜKLÜĞÜ ONU GÖLGELİYOR   (MEHMED NİYAZİ) ... Devamı

05 01 2006

Yeniden 'Yaban' / Yüksel PAZARKAYA

Cumhuriyet 05.01.2006 Yeniden 'Yaban' Yüksel PAZARKAYA   Yakup Kadri Karaosmanoğlu 'nun ''Yaban'' ı romanımızın ilk özgün örneği, ilk başyapıtıdır. Turgut Özakman 'ın ''Şu Çılgın Türkler'' inin gördüğü büyük ilgi ve topladığı beğeni, tıpkı ''Yaban'' gibi, yer ve zaman açısından tam hassas bir sürece rastladığını gösteriyor. ''Yaban'' , kurtuluşun ardından, kuruluş devriminin ulusal bütünleşmeye odaklandığı süreçte ortaya çıkmıştı. ''Şu Çılgın Türkler'' de, karşıdevrim sürecinin ulusu ve ülkeyi yeniden devrim öncesine sürüklemekte olduğu uyarısına odaklanıyor. Şevket Süreyya 'nın ''Yaban'' üzerine yazdığı gibi, devrim ''hissin, şuura, idrake inkılâp ettiği devir'' . (Kadro, Haziran 1933) Özakman bize bu bilinci anımsatıyor. Kuruluş devriminde anlak ve bilinç gerekiyordu. Şimdi karşıdevrime direnip, bu evreyi demokratik yoldan aşmak için de keskin bir bilince gereksinim var. Devrimin coşkulu ortamı karşısında, yılgın ve yüksünük izlenimi veren bugünkü ortamda, bilinçle ve kararlılıkla hareket çok daha büyük öneme sahip. ''Şu Çılgın Türkler'' i yalnız duygusal değil, bilinçli olarak da kavrayıp özümsemek için, benim seçtiğim yöntem, her on yılda bir okumayı alışkanlık edindiğim ''Yaban'' ı bir de Özakman'ın yapıtının ışığında okumak oldu. Çok da iyi oldu. Yakup Kadri'nin vurduğu neşteri, karşıdevrim kanseri bütün bünyeyi sarmadan, Cumhuriyet devrimcilerinin elbirliğiyle yeniden vurması gerekiyor. Okuyoruz: ''Mütarekenin ilk günlerinde, bana bir tanıdık diyordu ki: 'Ne bu zırhlılardan, ne bu ordudan, ne sokak başlarındaki bu makineli tüfeklerden korkuyorum. Beni korkutan şey, kendi aramızdaki anlaşmazlıklar, kendi aramızdaki nifaklardır. Bizi asıl bu mahvedecek.' Ben, içimden diyordum ki, bu adam, bu hükmü hep İstanbul'a göre veriyor, karışık ve bulan... Devamı

31 12 2005

Nice Nice Bloklara...

  TÜM BLOGCU "OKUR-YAZAR"LARIN YENİ YILLARINI EN İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLAR; YENİ YILIN SAĞLIK, MUTLULUK VE BAŞARI ; ÜLKEMİZE VE DÜNYAMIZA HUZUR VE BARIŞ GETİRMESİNİ; YENİ YILDA HERŞEYİN GÖNÜLLERİNCE OLMASINI DİLERİZ... SAĞLIK, MUTLULUK VE BARIŞ, KARDEŞLİK İÇİNDE NİCE NİCE YENİ YILLARA VE YENİ BLOGLARA... • A. Şahin'in Bloknotu• Güldeste• Kastamonu Net (Blogcu)• Öyküler & Öykücüler• Roman Yazıları• Şiirler & Şairler• Taşköprü'den Bakış• Yedinci Sanat• Yeni Edebiyat   ... Devamı

31 12 2005

ALİ ŞAHİN/ SİTE HARİTASI

         ALİ ŞAHİN/ SİTE HARİTASI          A. Taşköprü'den Bakış (Anasite) http://www.blogcu.com/alisahin37 1. Gökırmak http://gokirmak37.sitemynet.com/ 2. Taşköprü'den Esintiler http://alisahin37.sitemynet.com/alsah/ 3. Taşköprü'den Esintiler 2 http://taskoprudenesintiler.sitemynet.com/ 4. Taşköprü'nün Sesi http://taskoprununsesi.sitemynet.com 5. Yazıhamit Köyü http://yazihamit.sitemynet.com/          B. Kastamonu Net (Blogcu) (Anasite) http://www.blogcu.com/kastamonunet/ 1. Kastamonu Net http://kastamonunet.sitemynet.com/          C. A.Şahin'in Bloknotu  (Anasite) http://www.blogcu.com/alsah 1. Gerçeğin Sesi http://bariscanogul.sitemynet.com/ 2. Kişisal Sitem http://alisahin_37.sitemynet.com          Ç. Yeni Edebiyat (Blogcu)  (Anasite) http://www.blogcu.com/yeniedebiyat/ 1. edebiy@t http://a.alisahin.sitemynet.com/ 2. Edebiyat Dünyası http://alsah.sitemynet.com/index/ 3. Edebiyat 2000- 2005 http://alisahin37edebiyat2005.sitemynet.com/ 4. Yeni Dergi http://yenidergi.turklog.com/ 5. Yenidendergi http://yenidendergi.sitemynet.com/ 6. Yeni Edebiyat http://yeniedebiyat.sitemynet.com/alsah/ 7. Şairler & Şiirler http://www.blogcu.com/siirlersairler/ 8. Roman Yazıları http://www.blogcu.com/romanyazilari/          D.Öyküler & Öykücüler (Anasite) http://www.blogcu.com/oykuleroykuculer/ 1. Öykü http://aliaydin.sahin.sitemynet.com/oyku/index.htm          E.Yedinci Sanat (Anasite) http://www.blogcu.com/yedincisanat/          F.Güldeste (Anasite) http://www.blogcu.com/Guldeste/          G. Kişisel Sayfalarım ve Bağlantılarım 1 Radikal Ali ŞAHİN Kişisel Sayfası http://www.radik... Devamı

29 12 2005

Bir Site: Edebistan/ ...ve Roman Yazıları

Roman Yazıları  - İHANETE ELMAS MÜTHIŞ GEREKÇEDIR   (BAKİ KOŞAR) - 2005’TE ROMAN   (A. ÖMER TÜRKEŞ) - SAL VE ROMA   (A. ÖMER TÜRKEŞ) - AHMET KEKEÇ’TEN “DERİN ROMAN”   (İBRAHİM TENEKECİ) - İMKANSIZIN ŞARKISI   (KILIÇ BUĞRA KANAT) - BORGES METAFORU   (SEMİH GÜMÜŞ) - İSTEDIĞINIZ 'KLASİK'TEN BAŞLAYIN   (DERVİŞ ŞENTEKİN) - "DUBLÖRÜN DİLEMMASI"NI OKUYUN   (AHMET KEKEÇ) - MARIO LEVİ’NİN YENİ ROMANI: “LUNAPARK KAPANDI”   (A. ÖMER TÜRKEŞ) - AZİZ EFENDİ’NİN REDDEDİLEN MİRASI TÜRK ROMANCISININ “GERÇEKLİK”LE SAVAŞI   (HANDAN İNCİ) - KENTLİ YAŞAMIN TUTKULARINA DAİR BİR TRAJEDİ   (CEM ERCİYES) - VATANDI, AH YEMEN!   (YUSUF ZİYA CÖMERT) - ROBERT JORDAN: 'BEN BİR HİKÂYE ANLATICISIYIM'   (SEVİN OKYAY) - ENTELEKTÜEL ERKEK RÜYALARI   (ÖMER TÜRKEŞ) - AHMET KEKEÇ’LE “DERİN ROMAN” ÜSTÜNE   (HALE KAPLAN ÖZ) - “HİÇBİRYER”, HER ŞEY YA DA HİÇBİR ŞEY Mİ?   (ADEM KEVEN) - “HİÇBİR YER” EŞİTTİR HİÇBİR ŞEY   (ÖMER LEKESİZ) - HAYATIN YARISI YOK   (A.ÖMER TÜRKEŞ) - MAVİ SAÇLI YILDIZ TOZU   (OYLUM YILMAZ) - HORMONLU-FOSFORLU: EDEBİYATIMIZ ÇÖKÜYOR MU?   (FADİME ÖZKAN) - ÖLÜM SEFERİ: KARANLIK, DERİN, UZAK VE GİZEMLİ...   (ONUR GÜLEN) - TARİHÎ ROMAN   (İSKENDER PALA) - ROMAN ÜZERİNE KİTAPLAR   (MUSTAFA MİYASOĞLU) - ALEXANDRE DUMAS: TARİHSEL FANTEZİLERİN USTA YAZARI   (ESİN COŞKUN) - MÜTEFEKKİR PEYAMİ SAFA   (MEHMED NİYAZİ) - BİR RESSAMIN KALEMİNDEN SELÇUK ALTUN’UN İKİ ROMANI   (SALİH TURAN) - ÇIKIŞI OLMAYAN HAYATLAR (15.04.2003)   (A.ÖMER TÜRKEŞ) - BÜYÜKLÜĞÜ ONU GÖLGELİYOR   (MEHMED NİYAZİ) ... Devamı

26 12 2005

Romanda Kadınların Çıkarması!/ A. Ömer TÜRKEŞ

Romanda Kadınların Çıkarması!/ A. Ömer TÜRKEŞ   2004'ün başlarında yayınlanan ilk romanların çoğu kadın-erkek ilişkilerinden 12 Eylül'e mutat bazı konuları işleseler de, pek çoğu ustalıklarıyla göz dolduruyor. Ve nihayet kadın romancılar bu yıl her açıdan deparda!   A. Ömer TÜRKEŞ   BİA (İstanbul) - Yılın ilk yedi ayında yayımlanan yetmiş beş ilk roman arasında umut vadeden ve hatta ustalık düzeyine erişen çok sayıda roman da vardı. Çok azının ismini anabildiğim bu yazıda beğendiklerimin bir kısmına değinmek istiyorum. İlk sırayı son yıllarda Türkçe yazılan romanlara damgasını vuran "ilişkiler" alıyor. 2004 yılında yayımlanan pek çok ilk romanda mutsuz, sonu ihanet ve boşanmayla biten evlilikler işlendi. Ancak bu alanda kadın yazarların ezici bir üstünlüğü var.Arzu Çur, "Ayşegül Boşanıyor"da günümüz evliliklerindeki bozuklukları ve kadın-erkek ilişkilerindeki eşitsizliği sorgularken, kahramanı Ayşegül'ün özgürleşme serüvenini olabildiğince içten, neşeli ve inandırıcı bir hikâyeyle sunuyor. Üniversiteyi bitirmiş, ailesinin de uygun bulduğu meslek sahibi yakışıklı bir adamla iyi bir evlilik yapmış, anne olmuş, şimdilerde otuz ikisinde bir kadın Ayşegül. Maddi problemleri olmadığı için çalışmıyor. Kocası Mustafa da evine bağlı, sorumluluk sahibi bir adam. Günün birinde bir şeylerin yolunda gitmediğini düşünüyor; ev işlerine boğulmuş, toplumsal hayatta yerini alamamış, kendisini gerçekleştirememiş gibi hissediyor ve boşanmaya karar veriyor Ayşegül. Boşandıktan sonra cennetin kapıları açılmayacaktır önüne elbette.Ayşegül'ün, boşandığı 2 Kasım gününden yeni bir aşkın eşiğine geldiği 27 Temmuz'a kadar geçen dokuz ayını kapsayan roman bir özyaşamöyküsü biçiminde kaleme alınmış. Okul yılları, evliliği, kocasıyla ev içi ilişkileri, boşanma süreci, iş yerindeki başarısızlıkları, oğlunun baş etmekte güçlük çektiği sorunları, küçük ama gerçekleşmesi zor düşleriyle tanımakta zorluk çekmeyeceğimiz bir kadın Ayşegül. Arzu Çur, iç monologla... Devamı

26 12 2005

Romanlardaki Öğretmen Tipleri/ A.ÖMER TÜRKEŞ

Romanlardaki Öğretmen Tipleri/ A.ÖMER TÜRKEŞ CUMHURİYET AYDINLANMASININ MİSYONERLERİ öğretmenler Romanlardaki öğretmen tipleri ve onların Anadolu’nun ücra köşelerinde sürdürdükleri mücadeleler, hem toplumdaki öğretmen imgesini hem de Cumhuriyet’in aydınlanma ideallerini sergilemesi açısından önemli... A.ÖMER TÜRKEŞ CUMHURİYET’İN ilk yıllarından 1980’e kadar geçen 60 yıllık süreye yayılan romanlara karakteristiğini veren aydınlanmacı bakış, aydınlanmanın özverili neferleri arasında ilk sıralarda yer alan öğretmenleri pek çok romanın merkezine yerleştirmiş, hatta ‘köy romanı’ olarak adlandırılan roman akımı, ''Bir Köy Enstitülü Öğretmenin Notları'' alt başlığıyla yayımlanan ''Bizim Köy'' ile (1950) başlamıştı. Romanlardaki öğretmen tipleri ve onların Anadolu’nun ücra köşelerinde sürdürdükleri mücadeleler, hem toplumdaki öğretmen imgesini hem de Cumhuriyet’in aydınlanma ideallerini sergilemesi açısından önemlidir. Bu tipin ‘büyük anlatıların’ gözden düştüğü ‘80’lerden sonra unutulması da, aynı şekilde, toplumsal zihniyet değişimlerini işaret eder. Geçmişe dönük aydınlanmacı anıları canlandıran bu romanlar üzerinden öğretmenlerin bugünkü sorunlarını dile getirme şansımız yok. Bu nedenle bu yazı özelinde geçmişe doğru bir yolculuğa çıkacağız.    Karanlığa karşıÖğretmenlere geleneksel rollerini veren ilk roman, Milli Mücadele’nin sürdüğü, Ankara’da ilk meclisin toplandığı yıllarda yazılan ''Çalıkuşu'' (1922), beklenenden büyük bir okuyucu kitlesi ile karşılaşmıştı. Anadolu’ya öğretmenliğe giden genç bir kızın -Feride’nin- medeniyetten çok uzak bir köyde, halka karşı gösterdiği sevgiyi, özverili mesaisini ve köylü çocukların eğitilebilirliğini işleyen roman, hem Anadolu’nun toplumsal sorunlarına eğiliyor hem de köyün kalkınması için aydınların öncülüğünün ilk işaretini veriyordu. İstanbullu aydının Anadolu... Devamı

26 12 2005

2001 Yılının Romanları / A. Ömer TÜRKEŞ

2001 Yılının Romanları / A. Ömer TÜRKEŞYazıda değinilen kitap(lar): Üçüncü Binyıl Öyküleri, Yıldızlar Işıyacak, Rüya, Kızarmış Palamutun Kokusu, Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak, Yaralı Kalmak, Kitaptaki Yüz, Zamandışı Sevişmek, Aşkı Giyinen Adam, Mayo mu Osmanlı mı, Ceza Kuşağı, Kuyruk, Amcam Hamlet, Bozgunda Fetih Rüyası, İsyan Günlerinde Aşk, Aşkın Samatya'sı Selanik'te Kaldı, Aslında Özgürsün, Arayış Tutkusu, Asmalar Artık Ağlamıyor, Yalnız Sen Varsın, Mum Işıklı Ev, Bir Ceninin Anıları, Genelev, Sarı Zarf, İlk Yarı 10-0, Eksik Taşlar, Kuş Bakışı, Topal Viktor'un Anıları, "Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir", Filler Çapraz Gider, Ormanda Ölüm Yokmuş, Cüce, ElmaYazıda değinilen yazar(lar): Murat Şermet, Halil İbrahim Balkaş, Alev Alatlı, Engin Geçtan, Selim İleri, İbrahim Yıldırım, Aras Ören, Alaattin Topçu, Nazlı Eray, Tülay Ferah, Armağan Tekdöner, Ümit Ünal, İldeniz Kurtulan, Beşir Ayvazoğlu, Sergun Ağar, Duygu Asena, Nur Elmas, Özden Soyalp, Kenan Kalecikli, Yılmaz Ergül, Münir Göle, Fatih Kaynak, Ömer Zülfü Livaneli, Kaan Arslanoğlu, Yiğit Okur, Selçuk Altun, Altay Öktem, Latife Tekin, Leylâ Erbil, Enis Batur   Roman üretiminin önceki yıla göre artış gösterdiği bir yılı geride bıraktık. Polisiyelerden aşk romanlarına, bilimkurgulardan tarihî anlatılara, postmodern fantezilerden siyasî metinlere kadar geniş bir tür yelpazesi içerisinde farklı yazınsal arayışlarla yazılan ve sayıları “yüz”ü bulan bu üretimin niteliksel yönü ne yazık ki niceliği kadar doyurucu değildi. Belki de bu nedenle –birkaçı dışında– gündem yaratacak tartışmalara konu edilmedi romanlar. Medyaya yansıyanların tartışıldığı alan ise edebiyatın dışına taşmış, tarih ve politika edebiyat ve sanatın üzerini bir kez daha örtüvermişti. Roman örneklerine geçmeden önce, geçen yıl yaptığım bir hatırlatmayı tekrarlamak istiyorum: Türk romanı için verimli geçen bir yılın değerlendirmesini yapmaya soyunan ve çok sayıda romandan söz açan bu yazı, değindiği yazar... Devamı

26 12 2005

2000 Yılı Romanları/ A. Ömer TÜRKEŞ

2000 yılı romanları/ A.  Ömer TÜRKEŞYazıda değinilen kitap(lar): Sonsuz Meltem, Kirâze, Nurbanu, Larissa, Son Yeniçeri, Şah İsmail, Mahrem, Mor Tecavüz, İzmir'in İşgalinden Kurtuluşa, Islak Kentin İnsanları, Dağı Dağa Kavuşturan, Son Eşkıya, Alayın Kızları, Güvercinler, Işığın Gölgesi, Solmaz Hanım, Kimsesiz Okurlar İçin, Karanlıktaki Aydınlar, Sıcak Külleri Kaldı, Yüz: 1981, Ne Güzel Çocuklardık Biz, Zatülcenp, İstanbul Dörtlüsü, Media, Kayıp Kuşak, Aleladelik Çağı, Geceye Uyananlar, İki, Hayat, Herkes Herkesle Dostmuş Gibi, Kırmızı Erik, Bir Yalnızlık Masalı, Romantika, Yalnızlıktan Devren Kiralık, Bir Fahişenin Eğitimi, Evet... Ama... Sanki, Günahsız, Yalnız Balayı, Lucky, Düşbilimi, Ten Yükü, Aziz Bey Hadisesi, Bu Kitabı Çalın, Seni Seviyorum, Fildişi Karası, Gülden Kale Düştü, Aşk Romanları Yazan Adam, Kendisini Prens Sanan Kurbağa, Albayım Beni Nezahat ile Evlendir, Ayışığı Sofrası, Turuncu Kayık, Ve Sonra Bir Gün, Lanetli Genler, Karanlık Masumiyet, Siyah Hatıralar Denizi, Balığın Esir Düştüğü Yer, Son Cephede Şafak, Kinyas ve Kayra, Tahsin Bey Ekvador'da, Tatlı Rüyalar, Gasteci, Kemik, Acı Bilgi, İç KitabıYazıda değinilen yazar(lar): Solmaz Kâmuran, Mehmet Coral, Teoman Ergül, Eşref Bağrım, Reha Çamuroğlu, Elif Şafak, Handan Öztürk, Ferzan Gürel, Zerrin Koç, Süleyman Sağlam, Mucize Özinal, Yiğit Okur, Erhan Bener, Selim İleri, Esin İnan, Oya Baydar, Mehmet Eroğlu, Metin Celal, küçük İskender, Hikmet Temel Akarsu, Cahide Birgül, Nalan Türkeli, Barış Bıçakçı, Tülay Ferah, M. Naci Ünver, Turgut Özakman, Necati Tosuner, Bedrettin Şimşek, Meltem Arıkan, İbrahim Altun, Mehmet Arif Derbent, Sezgin Kaymaz, Barış Tuna, Atilla Şenkon, Ayfer Tunç, Murat Gürsoy, İsmail Güzelsoy, Yekta Kopan, Ahmet Karcılılar, Levent Mete, Sabri Kaliç, İlhami Algör, Nazlı Eray, E. Emine, Elif Karakaş Kask, Sinan Tamer, Mehmet Açar, Cem Akaş, Özlem Kurdoğlu, Hakan Günday, Alper Canıgüz, Çetin Yiğenoğlu, Bedri Baykam, Enis Batur, Ece Temelkuran        ... Devamı

26 12 2005

2002 BİTERKEN/ A. Ömer TÜRKEŞ

Bu yılın ayırtedici özelliği tarihi anlatıların gözden düşmesi, romanımızda çok az rastlanılan korku, bilimkurgu ve fantastik türlere yönelik ilginin artmasıydı   Radikal Kitap, 27/12/2002 A. ÖMER TÜRKEŞ   Yerli fantastiklerin yılı Türkçe yazılan romanlar rekor bir sayıya ulaştı bu yıl. Yılın ilk onbir ayında yüzkırkı bulan romanlardaki ağırlık 'kadın' temasındaydı. Evlilikler, ilişkiler, aşklar, aldatmalar, kaprisler, mesleki meseleler, kimlik sorunları, velhasıl akla gelebilecek her konu enine boyuna tartışıldı. Ancak bu yılın asıl ayırtedici özelliği tarihi anlatıların gözden düşmesi, romanımızda çok az rastlanılan korku, bilimkurgu ve fantastik türlere ilgide ciddi bir artışın kaydedilmesiydi. Yer darlığı nedeniyle yalnızca küçük bir bölümünü tanıtmaya çalışacağım roman örneklerinin önümüzdeki yıllarda bu türlerle daha sık karşılaşacağımızın habercisi olduklarını söyleyebilirim. Popülerliği 'Yüzüklerin Efendisi'nden sonra hızlı bir artış gösteren fantastik türde yılın ilk romanı Barış Müstecaplıoğlu'nun 'Korkak ve Canavar'ıydı. Barış Müstecaplıoğlu, yaşadığımız coğrafyanın devler, cinler, periler, ejderhalardan oluşan fantastik dünyasına yeni ırklar, yeni canavarlar kattığı, canlılar evreniyle ile ölüler alemini aynı hikâyede buluşturduğu romanında şövalyeleri, köylüleri ve öteki türleri tıpkı 'Yüzüklerin Efendisi'ndeki gibi bir arada yaşatırken, bu bambaşka boyutta bile iktidar kavgaları ya da kanlı savaşlar tıpkı günümüzdeki gibi bütün şiddeti ile sürdürüyorlar varlıklarını. 'Korkak ve Canavar', kahramanlarının yolculuğuna okuyucusunu da ortak etmesini, heyecan ve gerilim dolu bir atmosfer yaratmasını başaran bir roman. Farklı boyutlara açılan kapılar 'Keşişin On Günü'nde, fantastik edebiyatın pek çok örneğindeki gibi, Muammer Yüksel de kendi hikâyesinin mitolojisini yaratmakla işe başlamış; yani bir yaradılış efsanesi kuruyor önce. Tanrılarla insanlar arasındaki düşmanlığın başlangıcı, ... Devamı

26 12 2005

Türk Edebiyatı: Roman Kronolojisi 3 (1950- 1969)/ Ali ŞAHİN

1950 AKBAL, Oktay: Garipler Sokağı 1950 AZRAK, Kerime Nadir: Posta Güvercini 1950 BERKANT, Muazzez Tahsin: Gönül Yolu 1950 BERKANT, Muazzez Tahsin: Sarmaşık Gülleri 1950 ÇALAPALA, Rakım: Köye Giden Gelin 1950 KARAY, Refik Halid: Bu Bizim Hayatımız 1950 KARAY, Refik Halid: Nilgün”Türk Prensesi Nilgün” 1950 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Karakoldaki Ayna 1950 ORHAN KEMAL: Avare Yıllar 1950 TÜLBENTÇİ, Feridun Fazıl: Osmanoğulları  1951 BAŞAR, Şüküfe Nihal: Çölde Sabah Oluyor 1951 HANÇERLİOĞLU, Orhan: Karanlık Dünya 1951 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Dağlar Delisi 1951 SAFA, Peyami: Yalnızız   1952 AZRAK, Kerime Nadir: Ruh Gurbetinde 1952 BENER, Hikmet Erhan: Acemiler 1952 HANÇERLİOĞLU, Orhan: Büyük Balıklar 1952 HİSAR, Abdülhak Şinasi: Ali Nizami Beyin Alafrangalığı ve Şeyhliği 1952 KARAKURT, Esat Mahmut: Erikler Çiçek Açtı 1952 KARAY, Refik Halid: Nilgün “Mapa Melikesi Nilgün”  1952 ORHAN KEMAL: Cemile 1952 ORHAN KEMAL: Murtaza 1952 REŞAT ENİS: Yolgeçen Hanı 1952 TÜLBENTÇİ, Feridun Fazıl: Sultanların Aşkı  1953 ARIT, Fikret: Maziden Gelen Sesler 1953 AZRAK, Kerime Nadir: Pervane 1953 BERKANT, Muazzez Tahsin: Sevmek Korkusu 1953 DANIŞMAN, Zuhuri: Cellat Çeşmesi 1953 HANÇERLİOĞLU, Orhan: Oyun 1953 İLHAN, Attila: Sokaktaki Adam 1953 KARAOSMANOĞLU, Yakup Kadri: Panorama 1 1953 KARAY, Refik Halid:  Yeraltında Dünya Var 1953 KARAY, Refik Halid: Dişi Örümcek 1953 ORTAÇ, Yusuf Ziya: Üç Katlı Ev 1954 ADIVAR, Halide Edip: Döner Ayna  1954 AKA GÜNDÜZ: Bir Kızın Masalı 1954 ERDURAN, Refik: Yağmur Duası 1954 HANÇERLİOĞLU, Orhan: Ekilmemiş Topraklar 1954 HÜNALP, Ayhan: Küçük İstasyonlar 1954 KARAKURT, Esat Mahmut: Son Tren 1954 KARAOSMANOĞLU, Yakup Kadri: Panorama 2  1954 KARAY, Refik Halid: Bugünün Saraylısı 1954 KARAY, Refik Halit: İkibin Yılının Sevgilisi   1954 KOCAGÖZ, Samim:  Yılan Hikayesi 1954 ORHAN KEMAL: Bereketli Toprakl... Devamı

26 12 2005

Türk Edebiyatı: Roman Kronolojisi 2 (1930- 1949)/ Ali ŞAHİN

1930 BENİCE, Ethem İzzet: Aşk Güneşi 1930 GÜNTEKİN, Reşat Nuri: Yaprak Dökümü 1930 GÜZİDE SABRİ: Hicran Gecesi 1930 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Kolsuz Kahraman 1930 MORKAYA, Burhan Cahit: Aşk Politikası 1930 SAFA, Peyami: 9’uncu Hariciye Koğuşu  1930 YESARİ, Mahmut: Bağrıyanık Ömer 1930 YESARİ, Mahmut: Kırlangıçlar 1931 BAŞAR, Şüküfe Nihal: Yakut Kayalar 1931 DERVİŞ, Suat(Baraner): Emine 1931 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Savcı Bey 1931 MORKAYA, Burhan Cahit: İzmir’in Romanı 1931 NAYIR, Yaşar Nabi: Bir Kadın Söylüyor 1931 ORTAÇ, Yusuf Ziya: Kürkçü Dükkanı 1931 SADRİ ERTEM: Çıkrıklar Durunca 1931 SAFA, Peyami: Attila 1931 SAFA, Peyami: Fatih-Harbiye  1931 SELAHATTİN ENİS (Ataabeyoğlu): Kül Kedisi Evlendi 1931 TAN, M.Turhan: Gönülden Gönüle  1931 TAN, M.Turhan: Sevinç Han   1932 ATAY, Falih Rıfkı: Roman 1932 BENİCE, Ethem İzzet: Beş Hasta Var 1932 BENİCE, Ethem İzzet: Gözyaşları 1932 GÜNTEKİN, Reşat Nuri: Kızılcık Dalları 1932 KARAOSMANOĞLU, Yakup Kadri: Yaban 1932 KESTELLİ, Raif Necdet: Yirminci Asır 1932 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Sarı Benizli Adam 1932 MORKAYA, Burhan Cahit: Gazi’nin Dört Süvarisi 1932 MORKAYA, Burhan Cahit: Köy Hekimi 1932 NAYIR, Yaşar Nabi: Adem ile Havva 1932 REŞAT ENİS: Kanun Namına 1932 YESARİ, Mahmut:  Sevda İhtikarı 1932 YESARİ, Mahmut: Bahçemde Bir Gül Açtı 1932 YESARİ, Mahmut: Kalbimin Suçu 1932 YESARİ, Mahmut: Su Sinekleri 1933 AKA GÜNDÜZ: Üvey Ana 1933 ALUS, Sermet Muhtar: Kıvırcık Paşa 1933 ALUS, Sermet Muhtar: Pembe Maşlahlı Hanım 1933 ASRAL, Suat Salih: Dağ Adamı 1933 BAŞAR, Şüküfe Nihal: Çöl Güneşi 1933 BENİCE, Ethem İzzet: On Yılın Romanı 1933 BERKANT, Muazzez Tahsin: Sen ve Ben 1933 ÇALAPALA, Rakım: 87 Oğuz  1933 GÜRPINAR, Hüseyin Rahmi: Şeytan İşi 1933 KESTELLİ, Raif Necdet: Semavi İhtiras 1933 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Malkoçoğlu 1933 MORKAYA, Burhan Cahit: İhtiyat Zabiti  1933 MORKAYA, Bu... Devamı

26 12 2005

Ölmeye Yatmak'ta Cinsellik ve "Olmayan" Trajedi/ Çimen GÜNAY

Ölmeye Yatmak'ta Cinsellik ve "Olmayan" Trajedi Dar Zamanlar üçlemesinin ilk kitabı olan Ölmeye Yatmak, cinselliğini ulusal ideallerle bastırmak zorunda kalan Cumhuriyet kadınının sesini bugünlere taşıyan bir roman. Adalet Ağaoğlu, Cumhuriyet kadınının "cinselliğinin" izini sürüyor. 30/12/2002    Çimen GÜNAY BİA (Leiden-Hollanda) - Ölmeye Yatmak'ta "cinsellik", Cumhuriyet'le birlikte ilkokullardaki müsamerelerin bir parçası olmaya başlayan kızlı erkekli gösterilerden, genç yaşta yapılan evliliklere, monoton birlikteliklerden evli insanların kurduğu gizli ilişkilere pek çok farklı düzlemde, toplumsal baskılar karşısındaki konumu ile ele alınıyor.Toplumsal baskının romana bütünsel bir tema olarak katılmış olması, yapıtta organik bir birliğe ulaşılmasına yol açıyor; ancak, "toplumsal" olanın "bireysel" olan üzerindeki belirleyiciliğine yapılan güçlü vurgu, bireysel düzlemdeki dinamiklerin ikinci plana düşmesine neden oluyor. Bunun sonucu olarak, Ölmeye Yatmak'ta "cinsellik" toplumsal/tarihsel sorgulamanın gerisinde kalıyor ve romanda bir "sorunsal" olarak belirginleşemiyor.Kişisel ve tarihsel sorgulama Ölmeye Yatmak'ta bireysel krizlerle toplumsal çalkantılar iki ayrı anlatı düzleminde konu edilir. Ölmek amacıyla kendisini bir otel odasına kapatan Aysel'in kişisel sorunları, bireysel kriz anlatısının düzlemini oluştururken, Aysel'in bu kriz nedeniyle geçmişi düşünmesi, Cumhuriyet'in ilk yıllarından 60'lı yıllara dek uzanan bir tarihsel sürecin sorgulanmasını da beraberinde getirir.Romandaki tarihsel sorgulama sadece Aysel üzerinden yürütülmez; Aysel'in Aydın, Ali, Semiha ve Hasip gibi ilkokul arkadaşları da farklı yönlere giden, zıt ideolojilere yönelen kişiler olarak bu tarihsel sürecin sorgulanmasında önemli roller üstlenmektedir.İdeolojik zıtlıklar Aydın, 1960'larda politikaya heveslenen biri olarak karşımıza çıkar; Ali, solcu arkadaşlar edinir ve Radyoevi'nde işe girer; Semiha genç ya... Devamı

25 12 2005

12 Eylül yaşamak ve yazmak darbesinin üzerinden 24 yıl geçti

12 Eylül yaşamak ve yazmak darbesinin üzerinden 24 yıl geçti Dergi 12.09.2004 12 Eylül'ü yaşamak ve yazmak 12 Eylül darbesinin üzerinden 24 yıl geçti. Toplum, siyasal yüzleşmeyle başa çıkamazken aradan sıyrılan sanat oldu. Roman da bunlardan biriydi... Bu yıl yine 12 Eylül sürecini anlatan 4 roman yayımlandı. İşte 4 yazarın tanıklığından yansıyanlar... Berat Günçıkan Bir milyondan fazla insanın gözaltına alındığı, 49 kişinin idam edildiği, binlerce kişinin işkenceden geçirildiği, işkencede ölümlere, gözaltında kayıplara tanıklık edildiği 12 Eylül darbesinin üzerinden 24 yıl geçti. Türkiye ile Şili birkaç yıl arayla darbe yaşadılar. Şili uzun da olsa siyasi ve hukuki takiplerin ardından darbeci generali Pinochet'yi yargılamanın yolunu buldu. Türkiye ise darbeyi meşrulaştıran 1982 Anayasası'ndan kurtulmanın yolunu ancak AB'ye uyum yasaları çerçevesinde deniyor. Ama anayasa aynı, yani darbeciler henüz yargılanamayacak. Şili edebiyatıyla müziğiyle, plastik sanatlarıyla Pinochet darbesiyle hesaplaşmaya çalıştı. Türkiye de öyle. Seksenli yılların ortalarında 12 Eylül'ü, özellikle de öncesini anlatan romanlar yayımlandı. Siyasi şiddetin sürdüğü dönemde bu kitaplar "küfür romanları" olarak adlandırıldı, çünkü darbenin şiddeti sürerken önceliği sol siyasetin zaaflarına vermişlerdi ve yüzleşmekten çok suçlamayla yüklüydüler. 12 Eylül başka romanlara, şiirlere de konu oldu elbette ama, bu yıl yayımlanan 4 romanın merkezinde yer alması şaşırtıcıydı. Yazarlar öyle ya da böyle bu sürece tanıklık etmişlerdi ve kimi ancak 24 yıl sonra biraz özyaşam, biraz kurguyla yaşadıklarını anlatabiliyordu. "Sıcak Külleri Kaldı"nın devamı sayılabilecek "Erguvan Kapısı"nın yazarı Oya Baydar, "Kuş Diline Öykünen"in yazarı Ayşegül Devecioğlu, "Yağmurun Yedi Yüzü"nün yazarı Süheyla Acar ve "Duvarlarda Kaldı"nın yazarı Nazmi Gökçeli ile 12 Eylül romanlarını konuştuk: Halkın Devrimci Öncüleri Davası. Cevat Akkaya kimlik saptamasında... Dergi 12.09.2004 Yazılanlar o... Devamı

25 12 2005

İki Romanıyla Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Ankara ve Kiralık Konak

Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Kiralık Konak- İletişim Yayınları  Romanın Özeti Babadan kalma bir servete sahip olan Naim Efendi, memurluk yapmakta ve bu serveti özenle idare etmektedir. Naim Efendi, bir ana kadar müşfik, dul bir kadın kadar titizdir. Beş yıl kadar önce karısı Nefise Hanımefendi'yi kaybetmiştir. Naim Efendi, geçmişine her yönüyle bağlı bir Osmanlı beyefendisidir. Naim Efendi'nin kızı Sekine Hanım, tembel ve iradesiz bir kadındır. Kocası Servet Bey ise; kırk-beş yaşlarında, alafranga hayata düşkün bir insandır. Düyûn-ı Umumiye Müfettişlerindendir. Müslümanlıktan ve Türklükten nefret eder. Aldığı terbiye ve yaşadığı muhit arasındaki çelişkiden dolayı daima bir çırpınma ve isyan içerisindedir. Onun sayesinde artık Naim Efendi konağında Türkçe konuşulmaz olur. Yirmi yaşında bir öğrenci olan Servet Bey'in oğlu Cemil, eğlence hayatına çok düşkündür. Servet Bey'in kızı Seniha ise, (renklerin asır sonu diye vasıflandırdığı bir kızdır. Pazartesi günleri çay partisi tertip eder. Buraya mürebbiyesi Kromaki vasıtasıyla tanıdığı Beyoğlu madam ve matmazelleri, kendi çocukluk arkadaşlarından genç kızlar ve aile dostu genç kadınlar, kardeşi Cemil'in arkadaşlarından genç erkekler gelir. Bunlar arasında Faik Bey, çay günlerinin devamlı misafiridir. Avrupa'nın muhtelif şehirlerini dolaşmış olan Faik Bey, Avrupai hareketleriyle bu kadınlar tarafından beğenilen birisidir. Çay günlerinin bir diğer müdavimi Seniha'nın halasının oğlu Hakkı Celis'tir.Çay günleri bitince, Seniha her zamanki gibi evin içinde sıkıntılı anlar yaşar. O, paraya çok önem vermeyen birisidir. Bütün güzel şeylerin kendiliğinden önüne yığılmasını ister. Babasını ağlanacak derecede züğürt, büyükbabasını lüzumundan fazla pinti, kendisini de dünyanın en bedbaht ve en yoksul kızlarından biri olarak düşünür. Bulunduğu mekân Seniha'ya sıkıntı vermektedir. O, Avrupa'yı hayal etmektedir.Bütün bu israflar ve hesapsız harcamalar yüzünde... Devamı

25 12 2005

Türk Edebiyatı: Roman Kronolojisi 1 (1872- 1929) / Ali ŞAHİN

1872 ŞEMSETTİN SAMİ: Taaşşuk-i Talat ve Fitnat 1873 AHMET MİTHAT: Yeniçeriler 1874 AHMET MİTHAT: Dünyaya İkinci Geliş 1875 AHMET MİTHAT: Hasan Mellah 1875 AHMET MİTHAT: Hüseyin Fellah 1875 AHMET MİTHAT: Karı Koca Masalı 1875 AHMET MİTHAT: Yeryüzünde Bir Melek 1876 AHMET MİTHAT: Felaatun Beyle Rakım Efendi 1876 AHMET MİTHAT: Pariste Bir Türk 1877 AHMET MİTHAT: Çengi 1877 AHMET MİTHAT: Kafkas 1878 AHMET MİTHAT: Süleyman Musli 1878 NAMIK KEMAL: İntibah 1880 NAMIK KEMAL: Cezmi1881 AHMET MİTHAT: Belliyat-ı Müdhike 1881 AHMET MİTHAT: Henüz On Yedi Yaşında 1881 AHMET MİTHAT: Karnaval 1882 AHMET MİTHAT: Acaib-i Alem 1882 AHMET MİTHAT: Dürdane Hanım 1882 AHMET MİTHAT: Vah 1884 AHMET MİTHAT: Cellat 1884 AHMET MİTHAT: Esrar-ı Cinayet 1884 AHMET MİTHAT: Volter Yirmi Yaşında 1885 AHMET MİTHAT: Hayret 1888 AHMET MİTHAT: Arnavutlar Solyotlar 1888 AHMET MİTHAT: Demir Bey 1888 AHMET MİTHAT: Fenni Bir Roman 1888 AHMET MİTHAT: Haydut Montari 1888 UŞAKLIGİL,Halıt Ziya: Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası 1888 UŞAKLIGİL,Halıt Ziya: Bir Muhtıranın Son Yaprakları 1889 AHMET MİTHAT: Gürcü Kızı 1889 AHMET MİTHAT: Nedamet mi Heyhat 1889 GÜRPINAR, Hüseyin Rahmi: Şık 1889 SAMİPAŞAZADE SEZAİ: Sergüzeşt 1890 AHMET MİTHAT: Gürcü Kızı 1890 AHMET MİTHAT: Müşahedat 1890 AHMET MİTHAT: Rikalde 1890 AHMET RASİM: Güzel Eleni 1890 MEHMET CELAL: Bir Kadının Hayatı 1890 MEHMET CELAL: Vicdan Azapları 1891 AHMET MİTHAT: Hayal ve Hakikat (Fatma Aliye ile birlikte) 1891 AHMET RASİM: İlk Sevgi 1891 FATMA ALİYE: Hayal ve Hakikat 1891 MEHMET MURAT: Turfanda mı Yoksa Turfa mı1891 YALÇIN, Hüseyin Cahit: Nadide 1892 AHMET MİTHAT: Ahmet Metin ve Şirzat 1892 AHMET RASİM: Meşak-ı Hayat 1892 FATMA ALİYE: Muhadarat 1892 MEHMET CELAL: Küçük Gelin 1893 AHMET RASİM: Bir Sefilenin Evrak-ı Metrukesi 1894 AHMET RASİM: Afife 1894 UŞAKLIGİL,Halıt Ziya: Bu muydu? 1894 UŞAKLIGİL,Halıt Ziya: Heyhat 1894 UŞAKLIGİL,Halıt Ziya: Ferdi ve Şürekası 1895 AHMET MİTHAT: Taaffüf 1895 VECİHİ: Mehcure 1895 VECİHİ: Mihr-i Dil 1896 AHMET MİTHAT: Gön... Devamı

25 12 2005

"KAR" TARTIŞMASI

"KAR" TARTIŞMASI KAR kışkırtıcı Orhan Pamuk’un son günlerin en çok konuşulan romanı "Kar" kışkırtıcılık ölçüsünde cüretli. Kitap, okurların büyük çoğunluğunda olumsuz tepkiler uyandıracak çok sayıda olay, fikir kalıbı, suçlayıcı söz içeriyor. NECMİYE ALPAY       "KAR"ı, özellikle de bir noktadan sonra, irkilmeden okumak olanaksız. Kışkırtıcılık ölçüsünde cüretli, neşter gibi bir roman bu. Orhan Pamuk, kurguyu doğrudan politik bir zemine oturtmuş. Grotesk (kaba, mizahi, iğneleyici) bir dil ve kurguyla.       Politika, insanların iç ve dış dünyalarında aynı zamanda yaşanıyor. Okurların büyük çoğunluğunda güçlü olumsuz tepkiler uyandıracak nitelikte, doğrudan bu amaçla yazılmışa benzeyen çok sayıda fikir kalıbı yerleştirilmiş "Kar"a. Bir kurgu okumakta olduğumuzu hiç unutmamamızı isteyen bir kurgu bu. Oyuncu ve epik.       "Kar"da görüntü net, olay örgüsü meydanda. Bu açıdan, Orhan Pamuk’un çizgisinde "Benim Adım Kırmızı"nın hazırladığı kırılmayı keskinleştiriyor.       Şimdi bu giriş paragraflarında belirttiğim özellikleri açmaya, ayrıntılandırmaya çalışayım.       Cüret       Orhan Pamuk romanlarının insana pek fazla rahatlık vermediği, içini açmadığı biliniyordur; ama "Kar", tam bir kışkırtma. Bu ülkede olup bittikleri ve olup bitebilecekleri halde kamu önünde doğrudan dile getirmekten, hele tümünü bir araya getirmekten herkesin kaçındığı suçlama sözlerini, verileri, olasılıkları, yenir yutulur gibi olmayan bir sürü olay, fikir kalıbı ya da suçlayıcı söz biçiminde bir araya getiriyor "Kar", kendisi araçsallaşmaksızın.       "Kar"ın groteskliği açıklama gerektiriyor mu, bilmiyorum: Hem "Yeşil" adı verilen Susurluk uzantısını hem de "Bin Ladin"i andıran "Lacivert" gibi bir ad; "Ka" adı; İpek’le Kadife’nin aynı kumaşı oluşturan adları; tüm bu roman kişiler... Devamı

25 12 2005

Siz Hiç Reşat Enis Okudunuz mu?

Sarı İt Reşat Enis Roman Dizisi;13.5x19.5 cm; 1. Baskı; Mart 2002; Fiyatı : 7.000.000 TL Sarı İt, edebiyatımızın ilk işçi romanlarındandır. İşçi sınıfının toplumsal hayata ağırlığını koyduğu, grevlerin filizlenip serpildiği bir dönemi, 1960’lar Türkiyesini konu alır. İşçilerin çalışma koşulları, patronlarla girdikleri mücadeleler, işçi-sendika ilişkileri, işçilerin yaşadığı semtler, aile ilişkileri, günlük yaşayışları, aşkları… canlı, çarpıcı diyaloglarla örülü akıcı bir dille tasvir edilir. Sarı İt, işçi sınıfının hayat koşullarını belgelemekle kalmaz, 1960’ların genel ortamını, egemen sınıfların ve iktidarın politikalarını da gözler önüne serer.Sarı İt, edebiyatımıza hem konularıyla hem de bu konuları işleyişiyle yenilikler getirmiştir. İşçi sınıfının içinde boy verip geliştiği ortamı, bu ortamın ürünü olarak, kanlı canlı özellikleriyle işçileri çok iyi anlatan bir eserdir. KİTAP HAKKINDA YAZILANLAR SIZ HIÇ REŞAT ENIS OKUDUNUZ MU? Reşat EnisSarı İtEvrensel Basım Yayın, 2002, 336 s. Sanıyorum yukarıdaki soruya pek az okuyucu “Evet” yanıtını verecek, hatta Reşat Enis adını hiç duymayanların sayısı  duyanlardan çok daha fazla çıkacaktır... Oysa 1930’lu yıllarda edebiyatımızın en etkili ve en kavgacı isimlerinden biriydi o! Reşat Enis Aygen, 1909’da İstanbul’da doğmuştu. Jandarma subayı olan babasının görevi nedeniyle Anadolu’nun birçok yerini gezdikten sonra 1930 yılında Milliyet gazetesinde adliye muhabiri olarak gazeteciliğe başladı, sırasıyla, Vakit, Haber, Son Dakika, Bugün (Adana), Cumhuriyet ve Yeni İstanbul gazetelerinde çalıştı. Son görev yeri Anadolu Ajansı’ydı. İlk hikâyeleri, 1930’da Serveti Fünun’un devamı olan Uyanış dergisinde yayımlandı. Aynı yıl basılan hikâye kitabından sonra bir daha bu alana dönmeyerek edebiyatla ilişkisini romanlarıyla sürdürdü. 1984’te ölene dek... Art arda yayımlanan Kanun Namına (1932), Gonk Vurdu (1933), Gece Konuştu (1935), Afrodit Buhur... Devamı

25 12 2005

Meltem Arıkan "Kadınlar var olmazsa erkeklerin erkek olabilmesi

'Kadın, korkularından arınmalı' Meltem Arıkan "Kadınlar var olmazsa erkeklerin erkek olabilmesi mümkün değil" diyor. 06.06.2005Bugüne kadar kitaplarında kadınları sorgulayan Meltem Arıkan bu kez var olma mücadelesine erkekleri ortak ediyor.Edebiyat dünyasına adım attığı günden bu yana kadının varoluş sorunu üzerine yoğunlaşan, bu uğurda atılacak her adımda yaşanan sıkıntıyı ve mutluluğu tarifleyen Meltem Arıkan, Zaten Yoksunuz'da mücadelesine erkekleri de dahil ediyor. Roman boyunca okurunu iki cinsin hem ruhsal hem de bedensel olarak soyunmasına, diğer bir ifadeyle korkularıyla yüzleşmesine tanıklık ettiren yazar, 'Aşkta akıl yoktur' sözünün gerçeği yansıtmadığını iddia ediyor. Aşkın akla, ruha ve bedene dokunmakla oluşabileceğine inanan Arıkan, hem romanında hem de yaptığımız söyleşide net biçimde "Akıl yoksa, aşk da yoktur" diyor. Diğer romanlarında olduğu gibi Zaten Yoksunuz'da da farklı toplumsal statüye ait kadınların benzer acıları yaşadığını, bunların çözümünün de paylaşımdan geçtiğini vurgulayan Arıkan, korkuların yerini umudun, beklemenin yerini cesaretle hayata sarılmanın aldığı 'istasyondaki'daki gerçeküstüne kayan olaylar ve anlatımla, zihinlerde farklı çağrışımlar yaratmayı da başarıyor. Bugüne kadar yapıldığı üzere bu romandan sonra da Meltem Arıkan'ı salt kadın sorunlarını ele alan bir yazar olarak değerlendirenler çıkacaktır elbette. Ancak bir romanı okumanın sadece harflere bakmak değil, satır aralarını da görmek olduğunu kavrayan; edebiyatın, insanın farklı hâllerini yansıtmasının zenginliğin yanı sıra değişik açılımlar da kazandıracağını düşünen; varoluş sürecine an be an tanıklık edenler, yazarın romanına koyduğu ismi sık sık tekrarlayacaklardır. Zaten Yoksunuz önceki romanlarınızın devamı, bir sürecin adımları niteliğinde. Bu romanı nasıl tanımlıyor, diğerlerinin yanında nasıl bir yer edindiğini düşünüyorsunuz? Ve... Veya...... Devamı